SİYASETE BULAŞANDAN HAYIR GELMEZ!

Zira tarikatlar içine masonların ve ajanların sızması, şahsi çıkarların ön plana geçmesi, siyasi ittifaklara dâhil olmaları, Osmanlı son döneminde modern siyaset akımları ile iç içe olmaları, siyasi ikbal pesinde koşanların peşine düşmeleri, Batı ile işbirliği içinde olan bir kısım darbeci zevatın tarikatlara nüfuz etmesi, sadece tarikatları değil toplumdaki din algısını da etkilemiştir..

SİYASETE BULAŞANDAN HAYIR GELMEZ!

HABER ANALİZ/ YUNUS DANABAŞ

Cennet mekan Sultan Abdülhamid Hanın yeminli düşmanı olan İttihat ve Terakki mensubu bir Şeyh; Mustafa Naili efendi.

1840 tarihinde yapılan, 1908’de yıkılan, 1976’ya kadar kalıntıları olduğu halde 2002’de tamamen ortadan kaldırılan Ağaçkakan Bedevi Tekkesinin olduğu yerdeyim bugün.

Burasını 1873’de vefat eden Bedeviyye tarikatı Şeyhi el-hac Ahmed Niyazi Efendi ev olarak kullanırken tadilat ile tevhithanesi, harem ve selamlık  bölümleri olan bir tekkeye dönüştürmüş.

Ondan sonra sırasıyla yerine bir kaç halifesiyle oğlu ve torunu da postnişin olmuş.

Son dönemlerinde ise 1908’de ölen Mustafa Naili Efendi geçmiş postuna.

Osmanlı toplumunda tekke ve tarikatların birçoğu 1700’lü yılların sonlarından itibaren asli hüviyetini kaybetmeye ve yozlaşmaya başlamıştır.

Zira tarikatler içine masonların ve ajanların sızması, şahsi çıkarların ön plana geçmesi, siyasi ittifaklara dâhil olmaları, Osmanlı son döneminde modern siyaset akımları ile iç içe olmaları, siyasi ikbal pesinde koşanların peşine düşmeleri, Batı ile işbirliği içinde olan bir kısım darbeci zevatın tarikatlara nüfuz etmesi, sadece tarikatları değil toplumdaki din algısını da etkilemiştir..

Mustafa Naili efendiye gelene kadar tekkenin mazisi hakkında olumsuz bir durum olduğunu beyan eden bir kaynağa rastlamadım.

Lakin Mustafa Naili ile beraber tekke, İttihat ve Terakki kullanımında olup, devamında Mustafa Nailinin ihanet ve sürgünü ve tekkenin yıkımı ile sonuçlanmış.

Çünkü Şeyh Mustafa Naili aslında Sultan Abdülhamid Hanın yeminli düşmanı olan bir JönTürktür.

Jön Türklerle ilişkisi sebebiyle Cennetmekan Sultan Abdülhamid Han aleyhine faaliyetlerde bulunan Şeyh Naili tekkeye 1885'te postnişin olur.

Payitahtta olan biten her şeyden müridleri ve iş birliği yaptığı İttihat ve Terakki vasıtasıyla haberdar olup bu bilgileri Paris’te bulunan işbirlikçisi Jöntürkler ile sürekli paylaşır.

Şükrü Hanioğlunun , Bir Siyasal Örgüt, s. 216. da yazdığı üzere Şeyh Arif Efendi’nin oğlu üçüncü postnişin Mustafa Naili Efendi döneminde Ağaçkakan Tekkesi İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin toplantı merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Bir başka kaynak Hür Mahmut Yücer Osmanlı Toplumunda Tasavvuf isimli eserinde de, İttihat ve Terakki merkezi haline gelen tekkede Mustafa  Naili Fransa’daki Jöntürkler ile sürekli olarak mektuplaşmaktaydı ve ülke ahvali hakkında sürekli malumatlar veren mektuplar yazmaktaydı diye ilave ediliyor.

Mustafa Naili Efendi ve kardeşi İsmail Hakkı bey 1896 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkez şubesinin azaları olarak Numune-i Terakki Mektebi’nde iştirak ettikleri bir toplantıda; İttihat ve Terakki Cemiyeti üçte iki çoğunlukla Sultan Abdülhamid’in hal‘ine, Meşrutiyet’in istirdadına, Sultan Reşad’ın tahta çıkarılıp Ayasofya Camii’nde biat edilmesine ilişkin karar alırlar.

İşte bu harekete öncülük edip büyük rolü bulunan Mustafa Naili Efendi’nin de içinde bulunduğu cemiyetin İstanbul merkez şubesi, darbe girişimini başlatmaya karar verir.

 

Lakin devlete ve Halife’ye karşı ihanet dolu bu planın icrasından bir gün önce bu hareketin bütün oyuncuları ve onlara yardım edenler Sultanın istihbarat teşkilatının çalışmaları neticesinde jurnalciler tarafından ihbar edilip tutuklanır. (Bir nevi kuleli vakası gibi)

Tekkede yapılan arama da Yurt dışındaki Jöntürkler ile karşılıklı yazılan mektuplar ve jöntürklerin Fransa’da neşrettikleri Meşveret gazetesi bulunur.

Şeyh Naili’nin bu darbe hareketine desteğinden Şeref kurbanları isimli eserinde bahseden Ali Fahri Ağababa , “Eğer belirtilen ihbar olmamış olsaydı Meşrutiyeti 1896’da ilan edecektik” dediğini aktarır.

Tüm bu olanlardan sonra Şeyh Naili ve taraftarı olanlar tutuklanıp önce Yıldız Sarayında on gün, sonra Beşiktaş Karakolu’nda on beş gün sorgulamaya tâbi tutulur.

Kardeşi İsmail Hakkı ve Ahmed Yümni efendiler de tutuklanır.

Harekete katılan daha pek çok kimse gibi Şeyh Naili Efendi de ailesiyle birlikte Libya (Traslusgarp) Fizana sürgün edilir.

Burada Trablusgarp tümen komutanı Recep Paşa tarafından iyi muamele görür diğer sürgün edilenler gibi. Kendisiyle iş birliği içinde olan Jöntürklerin ve Recep paşanın göz yumması ve yardımı ile de Mısır'a kaçırılır.

İşbirliği yaptığı ittihatçı kadro istediğini elde edip Meşrutiyet ilan edildikten sonra  Recep Paşa ile beraber Traslusgarp’tan İstanbul’a geri döner ve kısa bir süre içinde yeniden çalışmalarına başlar.

Şeyh Naili Efendinin çalışmalarının temel gayesi ise, tarikat ve tekkeleri asli hüviyetinden çıkarıp ruhani ve siyasi birer mektep  haline getirip, intisap edenleri siyasi bir terbiye ile aydınlatmak, bu suretle  gereken ıslahat ve reformu icra etmek üzere bir cem‘iyyet-i sûfiyye-i  ittihâdiyye teşkilinden ibarettir.

Kurmayı hayal ettiği bu cemiyetin nizamnamesi  ile ıslah işleminin icra şekli hakkında bir lâyiha hazırlamış, fakat planını gerçekleştirmeye ömrü yetmemiş, 1908  tarihinde meşrutiyetin ilanını görmüş lakin yeminli düşmanı olduğu cennet mekan Sultan Abdülhamid Hanın tahttan indirildiğini göremeden aynı yıl ölüp giden Şeyh Mustafa Naili'nin cenaze merasimine Sadık  Albayrak'ın Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e isimli kitabının 1. Cilt sayfa 113 de belirttiği üzere neredeyse tam kadro ittihatçılar katılmıştır.

Ağaçkakan Bedevi Tekkesi ise Mustafa Naili ölmeden önce 1908’de harabe haline gelir.

Şeyh Mustafa Naili 2. Meşrutiyet ilan edilip, 1908’de sürgünden İstanbul’a dönünce tekkesinin harabe haline gelmiş olduğunu görür.

Bundan Meclis-i Meşayih reisi ve daha önce ziyaret ettiğimiz Beştaştaki Kadiriler Asitanesi postnişini Ahmed Muhiddin Efendi’yi mesul tutarak beddua eder..

Ancak Şeyh Mustafa Naili Efendi 4 ay sonra vefat eder. Ahmed Muhiddin Efendi de, Tomar-ı Tekâya adlı İstanbul’daki 289 tekkenin mahiyetini anlattığı eserinde, Şeyh Mustafa Naili Efendi hakkında onun iç yüzünü anlattıktan sonra ”Geberdi gitti” notunu düşer.

Bugün tekkenin olduğu yerde bir bina dikilmiş.

Arka tarafında tekkeden kalan küçük bir arsada Şeyh Mustafa Naili’nin mezar taşı kırık kabri bulunuyor.

Yanında ki sıbyan mektebi harabe halde ve odun deposu olarak kullanılmakta.

Hasılı kelam sultan Abdülhamid Hana muhalif olup ta akıbeti hayırlı olan pek kimse yoktur...

Beğendim 1 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


osman kibar osman kibar 30.01.2020

çok güzel bir araştırma yazısı. bu wb.ne seri halde dewam edelim.

yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık