YBP adına Cumhuriyet Savcısı Abbas ÖZDEN Av.Fidel Okan'a konuştu

Tam teşebbüste kalmış 17 Aralık yargı darbesinden sonra, ülkede ki illegal yapılanmanın kirli yüzünü, sizlere gerek ekranlardan gerekse yazılarımla anlatıyorum. Yıllardır, ülkedeki Cemaat yapılanmasının geldiği tehlikeli sonuçlara dikkat çeken biri olarak, gerçeklerin sonunda hükümet eliyle millete anlatılmasından duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim. Kuşku yok ki Cemaat yapılanması ile mücadele artık bir devlet politikası haline gelmiştir. Ülkede yüzde bir, bir buçukluk tabana sahip olan Cemaat, Yargıda ise % 15’lere varan bir oranla temsil edilmektedir.

YBP adına Cumhuriyet Savcısı  Abbas ÖZDEN Av.Fidel Okan'a konuştu

Bugüne kadar yapılan operasyonlar ve bundan sonra yapılacak operasyonların sonuca ulaşabilmesi için HSYK seçimlerinin ne kadar önemli olduğu artık herkes tarafından anlaşılmıştır. HSYK Seçimlerine az bir zaman kaldı. Bugün size, şüphesiz hem sürecin hem de YBP’nin en önemli aktörlerinden biri olan Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden ile yaptığım söyleşiyi aktaracağım. Bu söyleşiyi geçen hafta gerçekleştirdim. Ancak YBP’nin geçtiğimiz Pazar günü yaptığı toplantısında YBP adına Abbas ÖZDEN’in konuşacak olmasından dolayı söyleşiyi toplantıdan sonra yayınlamayı daha uygun gördüm.

YBP’nin kuruluş, çalışma ve işleyişinde birbirinden değerli hakim ve savcılarımız ile bakanlık bürokratlarının elbette çok büyük katkıları vardır. Her birine bu birlikteliği sağladıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ancak süreci başından beri takip eden biri olarak, özellikle sürecin işleyişinde, birlikteliğin sağlanmasında geçmişi bir tarafa bırakarak çalışan, Adalet Bakanı Müsteşarı Kenan İpek ve Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden’e kendi adıma ayrıca teşekkür ederek, sizleri son derece çarpıcı bir söyleşi ile baş başa bırakıyorum…

YBP adaylarını titizlikle seçtik. Mükemmel bir liste çıkardık.

Cemaat YARSAV’ı ele geçirdi.

HSYK Seçimlerini YBP Kazanacak.

Bir bayan Savcı, Paralel Yapının Savcısı olduğunu itiraf etti.

Yargıda dazlak ve Stalin bıyıklı Cemaatçiler Var.

F.O:Abbas Bey camianızda sosyal demokrat kimliği ile bilinen ve hükümet politikalarına mesafeli duran bir yargı mensubu olarak tanınıyorsunuz ama 'Yargıda Birlik Platformu'nun' oluşmasında ve bu noktaya gelinmesinde en büyük katkıyı sunanlardan birisi de sizsiniz. Bunun nedenini aktarır mısınız?

A.Ö: Ben yargıdaki paralel yapılanmayı bildiğim ve bu yapıyla mücadele etme noktasında hemfikir olduğum için, bununda ancak Yargıda birlik ve beraberlikle, yani yargı bürokrasisinde çoğulcu ve katılımcı bir yapının oluşturularak sağlanabileceğine inandığım için bu platformun içerisinde yer aldım. Özgür birey olmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum elbette. Birey olarak birisi muhafazakar olabilir, sosyal demokrat olabilir, milliyetçi olabilir, birey olarak başka bir görüş ve düşüncesinde olabilir... Birey olunca kişide vicdan olur, hukuk olur, birey olmakta sıkıntı yoktur.  Ancak mensubiyet adına hareket eden bir yapıyla karşı karşıya iseniz sorun o zaman başlıyor. Böyle bir yapının varlığıda anlaşınca o zaman birlikte hareket edebilmemiz için olmazsa olmazlarımı dile getirdik. Daha önceki uygulamalardan bahsettik. Bazı arkadaşlarımızın bu dönemde hal kağıtlarının bozulduğunu, uydurma şikayetlerle disiplin soruşturması geçirdiğini, eğer meslekteki arkadaşların sosyal demokratsa %75’inin bu dönem içinde çizildiğini, hem alevi hem de sosyal demokratsa %95’ine kadar varan bir oranda hal kağıtlarının bozulup çizildiğini kendilerine ilettim. Onlarda hem fikir oldular. Olmazsa olmazlarımızdan biri disiplin affıydı. Hal kâğıtlarının nazara alınmaması ikincisi yetki ve atama kararnamesi vardı bu kararnamede objektif davranılması idi. Benzer düşüncedeki arkadaşlarımızın mağdur edilmemesiydi ve bunların alt bölgelere tayinlerinin yapılmamasıydı. O konularda da hem fikir olduk. Özlük haklarına ilişkin bazı açıklamalarda bulunduk. Çalışmamızı sürdürebileceğimizi söylediler ve ben hem YARSAV hem YARGISEN’in kurucu üyesi olduğum için halende üyesiyim, bu nedenle platforma bizleri temsilen belirteceğimiz arkadaşların katılacağını söyledim. Ömür TOPAÇ bunlardan birisidir.

F.O:Adalet Bakanı Müsteşarı Kenan İpek’in yargıda birlik platformunu en iyi anlatabileceklerden biri olarak, bize sizi işaret etmesinin sebebi geçmişten bu yana hem paralel yapıyla mücadeleyi, hem de diğer tarafı iyi bilmenizden mi kaynaklı?

A.Ö:Evet. Birincisi ben damdan düşenlerdenim. Ben bu yapının mağdur ettiği biriyim. Ben 2000 - 2011 yılları arasında memur soruşturma bürosunda görev yaptım. Bu süreçte çok önemli soruşturmalara imza attım. Eski MİT Müsteşarlarından tutun da Dursun Çiçek'le ilgili ıslak imza soruşturmasına kadar birçok soruşturmayı yaptım. O dönemde ne kadar dişe tırnağa dokunur soruşturma varsa, bürodaki çalışmalarımız nazara alınarak bizim tarafımızdan yapılırdı. Hukuk neyi gerektiriyorsa onu yaptık. Bu bakanlığa yakınmış, bu şuna yakınmış ayırımına bakmadık. Hiç esnemeden görevimizin gereğini yaptık. Ama bize dönüşü oldu. İddianame düzenledim diye kınama cezası aldım. Dünya tarihinde böyle bir hukuk garabeti yoktur. Ben birileri gibi kopyala yapıştırla birilerinin özel hayatını deşifre etmedim. Adem Yavuz Arslan sürekli yüklendi. “Bu iddianame kabul edilir ve bu kişilere ceza çıkarsa, bu soruşturma biter” dedi. Üç gün üst üste yazdı ve ondan sonra müfettiş görevlendirdiler. Bu soruştuma ile ilgili olarak HSYK 2. Dairenin Başkan ve Üyelerinin tamamı ile görüştüm. Birey olarak karşılarına geçip anlattığınız zaman sizi dinliyorlar. 'Bu soruşturmada herhangi bir şey yoktur. Herhangi bir olumsuz sonuç çıkmaz' diyorlar ama netice oylamaya gelince birileri tutup ellerini benim aleyhime havaya kaldırıyor.  Yani birey  olarak karar veremediklerini düşünüyorum.

F.O:Peki siz bu kınama cezasına olan kızgınlığınızdan dolayı mı platformda yer aldınız?

A.Ö:O da olabilir ama benim bu platformda yer almamın asıl nedeni gerçekten bu yapıyla mücadele edilmesine inandığım içindir. Bunun için buradayız biz. Ben Abbas ÖZDEN olarak bu işe gönül verdim ve sonuna kadar arkasındayım. YARSAV dan aday olsam birinci sıradan olurdum. Bu süreçte YBP den de aday olmak istesem kimse karşı durmazdı. Kendi penceremden bakarak söylüyorum. Bir sosyal demokrat olarak söylüyorum. Yargıdaki bu tehlikeli yapıyla mücadele etmek için bu yapıya karşı olan herkesin güçlü bir birliktelik kurması şarttır.

F.O:HSYK seçimindeki mevcut seçim sistemini nasıl buluyorsunuz?

A.Ö:Keşke 2010 tarihinde her kişiye bir oy sistemi olsaydı, yani çarşaf liste uygulaması olmasaydı. İnanın bizlerde seçilirdik. O zaman bugün gerçekleştirmeye çalıştığımız HSYK da ki çoğulcu ve katılımcı yapı kendiliğinden oluşurdu. Ama maalesef öyle olmadı. Blok olarak girildi, blok olarak kazanıldı. Hiç tanınmayan bir kişi bile 4500 civarında oy aldı. Yargıtay ve Danıştay Üyesi seçimlerini biliyorsunuz. Yargıtay’a 160 ve Danıştay’a 50 üyeyi bir anda toplu olarak gönderdiler. Ve Yüksek Yargıyı da dizayn ettiler. Anayasa Mahkemesi'ndeki yapının da aynı olduğunu düşünüyorum.

F.O:Sizce en doğru seçim sistemi hangisi peki?

A.Ö: Çoğulcu ve katılımcı yapı ancak seçim öncesi yapılacak olan uzlaşı ile ortaya çıkacak listeyle sağlanabilirdi, biz bunu YBP olarak gerçekleştirdik.  Onun haricinde mümkün değildir. Yani diyelim ki bir taraf girdi. 11 tane sosyal demokrat aday gösterdi. 11 ininde seçildiğini düşünün. Bu her kesimi temsil edebilir mi? Ya da milliyetçi kanat girdi. 11 kişi gösterdi blok olarak. Peki bu blok diğer kalan kesimi kucaklayabilir mi? Bunun içinde biz platformun listesinde her düşünceden arkadaşların olmasına özen gösterdik.

F.O:YARSAV'ın kurucususunuz. Peki YARSAV'ın değilde, YBP'nin listesini desteklemeniz tezat değil mi?

A.Ö:Tezat değil. Çünkü YARSAV kurulduğu günkü noktada değil artık. Bakın... Bu olayı kabullenince YARSAV Başkanı geldi Murat (Aslan). “Abi” dedi. “Niye böyle? Yani niye Yargıda Birilik Platformu içerisindesiniz?” Dedim ki; “Eğer girdiysek bu platformun içine YARSAV'ın ve YARGISEN'in üye yapısını ve yönetim yapısını irdelememiz lazım.” Biz son Genel Kurul Seçimini Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde yaptık. Aday Yönetim Kurulu listesini getirdi Murat ARSLAN. 13 kişilik listeden biz 5 kişi tanıyoruz tabi... Emine Ülker Hanım'la başlayan ve Ömer Bey'in görev değişikliğiyle devam eden kayıt sistemi vardı. Yeni üyeleri biliyoruz. Bu üyelerin %60'ından çoğu cemaatçi paralel yapıdan. Açık konuşalım. O günlerde öz YARSAVCI dedikleri, YARSAV'ın kurucu ruhuna uygun hareket eden arkadaşlar bir araya geldik ve dedik ki; “Arkadaşlar... Biz bu 13 kişiden sadece beşini tanıyoruz. Sekizini tanımıyoruz. 2 kişi daha ilave edelim. Tanıdığımız kişiler çoğunlukta olsun. Bunu Başkan Murat ARSLAN’ a söyledik. O da bize;“Arkadaşlar bu çarşaf liste.2 kişiyi çarşaf listenin altına ilave edin ve seçtirebilirseniz seçtirin. Ben yönetimi 13 kişi olarak belirledim, değiştirmek istemiyorum.” dedi. Bizde tabi gücümüzün yeteceği düşüncesiyle 2 kişi daha ilave ettik. İstanbul Grubundan orta çizgide hatta Milliyetçi arkadaşlardan, inanın o gün 580 civarında üye katılımı oldu, 130 oy aldık. Yani o gün genel kurul toplantısına katılan 580 kişinin 450 tanesi bizimle birlikte hareket etmedi, yani belli yapıdaki üyelerden oluşmuştu. İşte Yarsav bu konumda olan bir dernek. Yargıda Birlik Platformu olarak YARSAV'ı muhatap almamamın sebebi şu; YARSAV ‘ ı muhatap aldığın zaman doğrudan cemaati muhatap alıyorsun çünkü! Gerçekten YARSAV ın bugünkü yapısı böyle. Bakın bir şey daha söyleyeyim, aynı toplantıda Ömer Bey'le (Eminağaoğlu) YARGISEN’ i kurmaya çalışıyoruz. Yönetim ve Denetim Kurulları için Yeterli sayıya ulaşamıyoruz. Yönetim Kurulu'nu yedekleriyle birlikte oluşturamıyoruz. YARSAV'ın genel kurul toplantısına çıktık. Anons yaptık; 'Arkadaşlar sendikanın tüzüğü imzaya çıkmıştır. Buyurun imzalamak isteyenler dışarı çıksın' diye. Dışarıya bir çıktık ki 5 er kişilik kuyruklar... Öğrenci yemek kuyruğu gibi kuyruk oluşmuş ve tüzüğü imzalamak istiyorlar. O günkü toplantıya katılan ve paralel yapıya mensup 450 kişi tüzüğü imzalamak için sıraya girmişler. Uyandık . 10-15 kadar kişi imzaladıktan sonra resmen tüzüğü kaçırmak zorunda kaldık. Sendika kurulmadan, geçici yönetim belirlenmeden doğrudan paralel yapının eline geçilmiş olacaktı. Ertesi günadalet.orgda;“Yahu siz nasıl demokrat bir sendikasınız ki imzaya açtığınız tüzüğü imzalatmadan önümüzden kaçırdınız” diye bir yazı. Haklıydı bunu yazan arkadaş ama yapabilecek başka bir şey yoktu. Ya ellerimizle teslim edecektik sendikayı da o yapıya, ya da oyunu görüp bozacaktık! Gerçekten de o gün bıraksalardı üye sayısı 60 kişiydi bir günde 350'yi bulurdu. Bugün hangi oluşumu kurarsanız kurun... İnanın üyeye açtığınız zaman birkaç günde toplu kayıtla orayı ele geçirirler. Çok örgütlüler, homojen bir yapıları var ve çok organizeler. Kısacası YARSAV'ın da Yargısen’ in de durumu budur. 1650 kayıtlı üyesi vardır YARSAV'ın. Faal çalışan ise 700 kişidir. 700 kişinin 400-450 tanesi malum yapıdandır.

F.O:YARSAV'ın kurucusu olarak bunları anlatmanız çok ilginç gerçekten

A.Ö:Hala üyesiyim. Yöneticilerinin bir kısmını da yakinen tanırım ve samimiyiz. Hatta Yönetime girmelerinde de çok büyük katkıda bulundum. Bu arkadaşlardan biri çeşitli defalar yanıma gelerek, milletvekilliğine geçtikten sonra Emine Hanım'ın kendisine; “.... dikkat et! Başkan  cemaatçidir!” diye deklare ettiğini defalarca söyledi. Murat Aydın... Bizim üyemizdir. YARSAV'ın İzmir adayıdır şimdi. Enteresan bir yapı gerçekten. Ben bunu açıkça yüzlerine karşı söylüyorum. Geçen gün beraberdik. Murat AYDIN’ da gelmişti Ankara Adliyesi'ne. Murat Arslan, Bülent Yücetürk, Leyla Köksal ve ben bir araya geldik. Başkana hitaben, “Murat” diyorum... “Bana yalan söyle de mutlu olayım” diyorum. “Bugün Genel Kurul toplantısı olsa 13 yöneticiyle... Cemaat seçimi alır mı, almaz mı? Çok net soruyorum. Cevap olarak bana; 'Seçtirir abi' diyor. Bende diyorum ki;'O zaman ne yakıştırmasından bahsediyorsunuz!'

F.O:YARSAV Başkanı Bunu söyledi mi?

A.Ö:Tabi tabi... Bende diyorum ki kendisine; Bana yalan söyle de mutlu olayım bari.

İki kişi bile sokamazsınız dediler bize!

F.O:Peki siz sosyal demokratlar olarak Yargıda Birlik Platformu'nun çıkardığı listede amacınıza ulaştınız mı?

A.Ö:Elbette ki ulaştık. Amacımız 5 ya da 6 arkadaşımızı listeden aday gösterebilmekti. Bunu başardık. Ve; ”Bakanlık size dayatacak! 2 isim alacak ve sizi aldatacak!” diyenleri haksız çıkardık. Gerçekten idari yargıda, adli yargıda bizim önerdiğimiz 5 arkadaşımız var. Bu da 1/3 üne tekabül eder. Tabii bu ayrım hoş değil aslında ama Paralel Yapı bizi bu duruma getirdi. Mühim olan şey herkesi kucaklayacak kişiler var mı yok mu bu listede? Hem adli yargıdan, hem idari yargıdan vardır. Milliyetçi kesimde çok güzel, çok güçlü kişilerle kendilerini temsil ettirdiler. Bunlar üstelik birilerinin getirip koyduğu adaylarda değil. Mutlaka aralarında tercih yapmışlardır. Ben daha teamül yoklaması başlamadan aday olmayacağımı çok açık bir şekilde deklare ettim. Bazıları;”Acaba Abbas şahsi ikbal peşinde mi koşuyor?” diye söyledi ama boş çıktı. Gerçekten herkes kendi sayısını, kendi yapısını çok iyi biliyor teşkilat içerisinde.

F.O:Yani camianızda herkesin rengi belli! Bu ayrışma doğru mu peki?

A.Ö: Maalesef böyle... Çok kötü bir noktaya geldik. Ama dedim ya bunun sebebi bu yapının yargıdaki insanları fişlemesi. O yüzden neredeyse 17 Aralık iyi ki oldu diyoruz. En azından böyle bir gerçeği otaya çıkardı ve ayrışmada son noktaya geldi. Bir anlamda birleşmemize, birlikte olmamıza vesile oldu. Böyle bir olay yaşanmasaydı bu birlik, bu platform kurulamazdı. Ben genel toplantılarda da Bakan Bey ve Müsteşar Bey'in katıldığı toplantılarda da bu değerlendirmeyi yapıyorum. Listeler hazırlanırken dayatma olacağını baskı olacağını istedikleri listeyi çıkaracakları söyleniyordu. Ama böyle bir liste olmadığı artık herkes tarafından görüldü. Aynı zamanda seçici kuruldaydım yaptığımız tercihlerinde aynen arkasındayız. Ayrıca şu bilinmeli ki; Gerekirse daha sonraki aşamalarda da bu platformun devamlılığını sağlayıcı nitelikte çalışmalar yapmayı düşünüyoruz.

F.O:Ayrışmada son nokta derken nasıl bir noktaydı anlatır mısınız?

A.Ö:Ankara’ da ki veda yemeklerini hep ben organize ederdim. İnanın son dönemde ayrılma yemeklerinde yaş haddi değil, tahammül haddinden emekli oluyordu artık insanlar. Gençken emeklilikler başlamıştı. Çünkü belli bir zümreye mensup olmayınca çok başarılı olmanız çok çalışmanız hiç bir şey değiştirmiyordu. İnsanlar hedefsizleştirilmişti. İnanın bakın bir gün misafir olarak gelin masalarda oturup yemek yiyenlere bakın herkesin masası bellidir. Hiç kimse kimsenin masasına oturmaz. Bir dönem daha geçirseydik 12 Eylül dönemi gibi yolda giderken hakim ve savcılar olarak birbirimize laf atmaya başlayacaktık. Yani bu kadar ayrışmıştık. O nedenle 17 Aralık hayırlara vesile oldu diye yorumluyoruz. Düşünün... Platform çalışmaları için değişik yerlerde toplantılar yaptık. Yemekler düzenledik ve hatta birçok yerdeki iftar yemeklerinde de ben konuştum. Özellikle ısrar ettiler bunu. İnanın bu insanları bir araya getirmek bu organizasyonları yapmak bile başlı başına bir güzelliktir. Çünkü bu toplantılara her kesimden bütün arkadaşlarımız katıldılar. Meslektaşlarımız birbirlerine hâkim ve savcı demeyi özlediler. Son 4 yıllık dönem bu anlamda çok kötü bir dönemdi.

F.O:Ne görüyorsunuz, ihtimaller nedir?

A.Ö:Muhafazakar arkadaşlar onları bizden daha iyi tanıyor. Yani paralel yapıdaki hakim ve savcıları. Onlar 3500-4000 civarında birlikte hareket edecek bir cemaat yapılanması olduğunu söylüyorlar. Ben ona çok fazla katılmıyorum. Kilit olan sayı bence daha azdır. 2000 civarı olabilir. Ama tabii bu yapının bir çekim gücü var. Bizim hedeflerimizden biride odakla bu çekim gücü arasındaki insanları ayırmak. Erzurum'da bir bayan savcı arkadaşımızla karşılaştık. Söze;”Ben cemaatçiydim” diye başladı. “Paralel yapının savcısıydım” dedi. Dedi ki; ”Sağolsunlar Bunlar beni savcı yaptılar. Sonrasında kurbanımı kestim ve bunlara para ödedim ama ben dayanamadım birgün çıktım karşılarına ve ;'Ömür boyu size biat etmek zorunda mıyım?' dedim. Ondan sonra hakkımda soruşturma başlattılar ve bir sürü zorluk çıkarttılar. Yani şunu demek istiyorum. Bu yapının merkezinde olmayıp da çekim alanında olan birçok hâkim savcı var. Yargıda birlik platformu olarak bizim gücümüz bizim birlikteliğimiz bu yapıdan birçok kopmada sağlayacaktır. Bu yapıdan kendilerine zarar gelmeyeceğini düşündükleri anda yargıda birlik platformuna destek vereceklerdir. Bu bizim için büyük bir avantajdır. Ben idari yargıda ve adli yargıda istisnasız alacağımızı düşünüyorum.

F.O:YARSAV'ın listesindeki adayları tanıyor musunuz?

A.Ö:Bakın YARSAV'ın şöyle bir durumu oldu. Şimdi biz gezerken Murat AYDIN’ la İzmir de konuştuk. Bana dedi ki;'Niye yargıda birlik platformu?' Ben onu bakanlık bürokratlarıyla da bir araya getirdim. Murat entelektüel ve donanımlı bir insandır. Murat’ın cemaatle irtibatını anlamakta, yorumlamakta çok zor. Bunlar enteresan tipler olabiliyor zaten. Geçen gün bir balıkçı lokantasında 9. ceza dairesinden biriyle tanıştırdılar. Kafası dazlak, bıyık stalin bıyığı. Kulağında bir küpe eksik. Kim görürse görsün;'Bu adam tam bir solcudur” der. Ama bu adam bu iş için buraya getirilmiş ve 9. Ceza Dairesi'ne alınmış tam bir paralelciymiş. YARSAV'ın listesinde böyle tipler olabilir. Ben sadece 5 kişiyi iyi tanıyorum ve eminim cemaatten falan değil ama diğer 6 kişiye aynı şeyi söyleyemem.

F.O:Kim bunlar?

A.Ö:Etik olmaz ama mesela şunu aktarayım. Adaylardan Mustafa Karadağ benim ev arkadaşımdır. Bu konuyla ilgili olarak konuşur ve bir birimizi eleştiririz. Geçen günde biraz konuştuk. Eleştirdim kendisini. Şunu sordum; son seçimde biz bu günkü adaylardan bir kısmını yönetime sokmamak için onlara cemaatçi diyorduk. Şimdi ne oldu da beraber oldunuz? Dedi ki; Biz o gün onları tanımıyorduk. Bende dedim ki; Mustafa siz asıl bugün onları tanımıyorsunuz! Bir de tabi şöyle bir durum var. YARSAV'ın adaylarına bakın. Geçen seçimde benim aday olduğum dönemde Eray KARINCA... YARSAV’ın yönetimindeydi aday olmak istedi. Biz kıyameti kopardık. Dedik ki arkadaş bu etik değildir. Bir dernek bir insanı ön plana çıkarabilir, siz yönetici olarak aday olursanız bunu etik karşılamayız” dedik. Eray KARINCA da dedik ki ben yöneticilikten istifa edeyim sonra aday olayım dedi. Bizde bu sefer yine aday olmazsın eski yöneticiydin öyle tanındın diyerek Eray KARINCA ‘ yı aday yapmadık. Şimdi bakın ama listede 4 tane YARSAV yöneticisi, 3 tane sendika yöneticisi var. Yani aday olan 7 kişi yönetici. Şimdi bu etik midir? Bülent, Leyla, İbrahim, Levent YARSAV'ın yönetim kurulu üyesidir.

F.O:YBP Seçimi kazanırsa HSYK nın hükümetin güdümüne gireceği eleştirileri sıklıkla yapılıyor. Özellikle Paralel Yayın Organları sürekli bu konuyu işliyor. Sizce böyle bir tehlike var mı?

A.Ö:Hayır kesinlikle ben öyle bir tehlike görmüyorum. Adalet Bakanı'nın veya müsteşarının da orada bulunup bulunmayacağı eleştiri konusu oluyordu daha önceleri. Karşı çıkan olur olmayan olur. İnsan haklarının çok ileri seviyeye ulaştığı Avrupa Ülkeleri'nde HSYK Üyelerinin tamamına yakınının yürütme organı tarafından belirlendiği ülkeler vardır. Tarafsızlık hâkim ve savcının kendi vicdanındadır. Hükümetin hiçbir elemanı beni arayıp ta şunu şöyle yap diyemez. Ben işimin gereğini yaparım. Yaptım da zaten bunu gördüler. Ben dedim ki yürütme kanadına Cumhurbaşkanı tarafından akademiden 7 kişi geliyor mu geliyor. Yürütme, AKP olarak almayalım yani CHP de olabilir, yürütme olarak tepeden koyuyor musunuz? Evet. Geriye kaç kişi kalıyor 14. O 14 kişinin yarısının sosyal demokrat yarısının milliyetçi olması tablosu sizi korkutur mu? Düşünüyorlar ve yok diyorlar. Beni korkutan tablo açık söylüyorum 7 tane yürütmenin önermesi 15 tane paralel yapı olarak hakim savcının gelmesi. Yani onları korkutan tabloda budur. Ama ben öyle olacağını düşünmüyorum.Yürütmenin de 12’yi bulmaması, benim temennim o. Karşı çıktığım için değil, Laik olmadıkları için değil, belki de tek tek karşılaştırsanız bizim adaylarımızdan daha nitelikli adaylar olabilir. Çok net söylüyorum, amacımız Yargıda birlik ve beraberliği sağlamak çoğulcu ve katılımcı bir HSYK oluşturmak. Özellikle katılımcı olsun. Böyle bir yapı oluşursa, inanın bakın tek kurtuluş budur. Diğer türlü ayrıştırılıyoruz ötekileştiriliyoruz. Ben mesleğe yeni başlayan arkadaşları arıyorum, kendini gizleyerek sadece 3-5 kişi girebilmiş. Böyle bir süreç bizi yaklaştırdı yani böyle bir şeye vesile oldu. Birbirimizi anlamaya başladık. Buda adammış demeye başladık. Buda bizim gibi düşünüyormuş, buda insanmış demeye başladık. Buda bizdenmiş buda hâkimmiş buda savcıymış demeye başladık. Birbirimizi anlıyoruz çünkü gerçekten anlıyoruz. İnşallah bu süreç sonunda iyi sonuçlar elde ederiz.

F.O:Peki sosyal demokrat cenahta nasıl karşılandı YBP'nin listesi?

Çok olumlu bulundu. Ben bu seçimi kazanacağımıza yüzde yüz inanıyorum. Olumsuz olanlara soruyorum... Niye desteklemiyorsunuz? “11 tane sosyal demokrat kazansa öbürlerine zulüm değil midir?” diyorum. Susup kalıyorlar.

F.O:Çok tepki aldınız ama değil mi platform çatısı altına girdiğiniz için.

A.Ö:Aldım ama mühim değil. Onlara da söylüyorum. Diyorum ki; “Arkadaşlar ben birilerinin politikasını benimsemiş falan değilim. Bu teklif geldiğinde böyle bir oluşumu sağlayalım mı dediklerinde, arkadaşlarımız olan Hakim ve Savcı kökenli CHP Millet Vekilleri ile bir araya geldik YARSAV ve Yargı-Sen Yöneticisi arkadaşlarda vardı. Kendilerine;”siz sanıyorsunuz ki bu süreç çok önemsiz.Oysaki Cumhurbaşkanlığı sürecinden çok daha önemli.Düşünceniz nedir? Görüşünüz nedir? Gelin katılın’ diyorlar. Değişik düşünen insanlar olarak ne yapmamız gerekir. Sürece katkımız nedir ne olması gerekir inanın biz o gün 6-7 arkadaştık oybirliğiyle bir şey çıkaramadık. Ama şimdi kademe kademe benim dediğim oluyor. Her şey bizim istediğimiz gibi gidiyor.

F:O:İlhan CİHANER’ in duruşu nasıl?

A.Ö:Cemaate çok tavırlıdır. Kendisine yapılanları bilir. İlhan hiçbir zaman bu haliyle YARSAV'ın arkasında durmadı. Bu düşüncede değildir.

F.O:Yargıda Birlik Platformunu destekliyorum' demiyor ama.

A.Ö: Demiyor evet ama İlhan, Cemaat olgusunu çok iyi biliyor. Şu yasa çıktı ya... HSYK Yasası CHP den yetkililerle görüştüm. “Bırakın yasa yürürlükte kalsın. Korkunç bir cemaatçi yapılanma var HSYK'da. Bu yapının kırılması gerekir ve bu yapıyı CHP olarak sizin kırma şansınız sıfır. Sizin böyle bir yasa çıkarmak bile aklınıza gelmez. Hukuk fakültesine başlayan bir kişi bu yasanın Anayasa'ya ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğunu bilir. Bu yasa iptal olur birçok hükmüyle ama bırakın bir süre yürürlükte kalsın” dedim. “Daha iyi olacağından emin misin” dediler bana. Bende dedim ki;'Daha kötü olmayacağından eminim. Teknik ekipten tutun odacısına kadar cemaatçi doldurdular. Korkunç bir cemaatçi yapılanma var bu yapılanmanın kırılması lazım. Önce ele geçiriyorlar kurumu sonra kurum için öngörülen her türlü koruma ve güvenlik tedbirlerini örgüt adına savunuyorlar. Yargı bağımsızlığı yargıç güvencesi tayin ettirmeyin diyorlar. Niye peki? Çünkü orayı ele geçirdi orda ki yargıç güvencesi cemaatin güvencesi oldu örgüt güvencesi oldu. O amaçla kullanıyor onu adam. İnanın bakın hepsi Montesquieu’ yu ağızlarından düşürmüyorlar. Kuvvetler ayrılığını ağızlarından düşürmüyorlar. Hukuk üstünlüğünü ağızlarından düşürmüyorlar.

F.O:Peki sonuç? Bu kadar şeyi anlattınız ne oldu sonunda?

A.Ö:Sonuç ortada...(Gülerek)

F.O:Cemaat medyasının son operasyonlarla ilgili tavrını nasıl yorumluyorsunuz?

A.Ö: Çok ironik buluyorum. Bugün birisine dokunduğun zaman cemaat bağırıyor. Peki dün Abbas ÖZDEN’ e dokunulduğunda neden bağırmadın? Hatta tersini yazdın. 'Bu davanın önü kesilmezse bu işin sonu budur. Bu davaların hepsi soruşturmada güme gider' dedin. O zaman hukukun üstünlüğü yok muydu? Sen alıp götürürken bu kumpaslar içinde neredeydin sen? Bunların hepsinin üstünlüğündeki amaç cemaatin korunmasıdır. Her türlü güvenceyi kendisi için istiyor cemaat. Orda ki hakim ve savcılar mağdur ediliyor diye değil, kendi adamları kendi yapılanmaları mağdur oluyor diye hukukun üstünlüğünü savunuyorlar.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık