TÜRKLER MÜSLÜMAN OLDUKLARI İÇİN...

İdam edilen Patrik Gregorios'un bir mektubu Rusların Panslavizm politikasının uygulayıcısı General İgniatief'in hatıralarında şu şekilde geçer; "Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler Müslüman oldukları için, çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i iman sahibidirler. Türklerde evvelâ itaat duygusunu kırmak ve manevi rabıtalarını kesr etmek, dînî metanetlerini zaafa uğratmak icab eder. Bunun da en kısa yolu, an’ânât-ı milliyye ve maneviyyelerine uymayan harici fikirler ve hareketlere alıştırmaktır. "

TÜRKLER MÜSLÜMAN OLDUKLARI İÇİN...

HABER ANALİZ/ YUNUS DANABAŞ

 

Fener- Balat- Ayvansaray bölgesinde gezintiye çıkarsanız Balat’tan Fener'e doğru bağlandığınız noktada Sadık Ahmet Caddesi girişinde Rum Ortodokslarının merkezi olan Fener Rum Patrikhanesi ve içine girdiğiniz takdirde Aya Yorgi kilisesini görebilirsiniz.

Ancak tarihi yapıda patrikhaneye girişi sağlayan üç kapıdan ortadakinin kapalı olması ve üzerinde üç adet Haç işaretinin bulunması dikkatinizi çekecektir.

1821'de Patrik Gregorios'un idamından beri Fener Rum Patrikhanesi'nde açılmayan "Kin Kapısı"na ve Sultan 2 Mahmud han dönemine ilgi çekici bir yolculuk yapalım...

Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra bağımsızlık idealiyle birlikte yaşayan Rumlar, Fransız ihtilalinden sonra kavram haline gelen milliyetçilik ilkesiyle artık bağımsızlığa yakın olduklarını hissetmeye başlamışlardı.

Bu düşünce ile hareket eden Rumlar'a bir de Balkanlar üzerinde yürüttüğü Panslavizm politikası doğrultusunda Rusların sahip çıkmaya çalışması, ihtilâlci hareketlerin çoğalmasını sağladı. İsyan öncesi Osmanlı'nın hakimiyet zayıflığını fırsat bilen Etnik-i Eterya Cemiyeti'nin ajanları Mora yarımadasında çok iyi teşkilatlanmışlardı. Mart 1821'e geldiğinde ise Rumlar bağımsızlık gayesiyle ihtilâl hareketine başlayacaktı.

Aleksander İpsilanti ve Yunan Prensi Kantakuzen isyan alameti olarak Phoenix (Yunan mitolojisinde dirilişin sembolü olan kuş) ve matem alameti olarak siyah bayrağı açarak isyanı resmen başlattı.

Etnik-i Eterya'nın Mora lideri eline Meryem Ana'nın resmi bulunan bayrağı alarak "Ey Yunan milleti artık uyan, Türkleri öldür." diye Rumlar'ı isyana çağırdı. Böylece isyan artık dini ve milli bir hale geldi.

Ünlü Tarihçi "Hammer" isyancılardan bahsederken ""Kendilerinde disiplinden eser bulunmayan Rumlar en vahşi Asyalılardan daha korkunç bir şekilde ortalığı kan ve ateşe verdiler. Fidye umdukları kimseler dışında kadın ve çocuklar dahil herkesi parçaladılar" diye yapılan zulmü tarif eder.

İsyanın teşkil edilmesindeki en önemli şahıslardan biri de Aleksander İpsilanti'dir. İpsilanti Ailesi ise Fenerli Rumlar'ın önde gelen ailelerindendir.

İpsilantiler, Osmanlı'da tercümanlık görevlerinde yer almış bir ailedir.

Devletlerarası yazışmalarda Osmanlı'ya gelen ve giden bütün evraklar bu ailenin görevli bulunduğu saraydaki tercümanlık odasından geçmekteydi.

Haliyle İpsilanti Ailesi, Osmanlı'nın gizli sayılabilecek bilgilerine dahi vâkıftı.

Hatta İpsilanti Ailesi'ne ait Boğaz'da bir yalı dahi bulunmaktaydı. Tarabya'da bulunan bu yalı 1989 yılından beri Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu İdaresi bölümü olarak kullanılmaktadır.

Gelelim isyana.

İsyanla birlikte binlerce Türk öldürülmüştür. Akan Türk kanının intikamı almak ve ihtilâl hareketini cezalandırmak isteyen Sultan Mahmud han, bir anlık sinirle ülkesinde bulunan bütün Rumlar'ın öldürülmesini istemiş, ancak daha sonra verdiği emrin hukuksuz olduğunun farkına varınca, isyanla alakalı bulunanların cezalandırılmasını istemiştir.

Yapılan araştırmalar sonucu Fener Rum Patriği Gregorios'un isyanla ilişkisi olduğu tespit edilmiştir.

Şöyle ki; Yunanistan'ın Osmanlı'dan koparılması ile sonuçlanan Mora İsyanında isyancıların başını kilise ve papazların çekmesinden ötürü konu tüm boyutları ile incelemeye tabi tutulmuştu. Yapılan incelemelerde Rum Patrik Gregorios ve bir kısım papazın isyana destek verdiği Rus Çarı Alexander ile mektuplaşmaları ve isyanın patrikhanede hazırlandığı ortaya çıkmıştı.

Bu durum üzerine Sadrazam Benderli Ali Paşa, Gregorios'u saraya getirtip ve sorguya çeker.

Bu sorgu Cevdet Paşa'nın eserinde şöyle geçer;

-Mora Rumlarının isyana hazırlandıklarını bildiğin halde neden devlete haber vermedin?

-İsyan hakkında bilgim yok.

-İçinizden bir orospunun erkeğini aldattığını hemen haber alıp gereğini yapıyorsun da bu koca ayaklanmadan nasıl haberin olmaz?

-90 Yaşını geçmiş bir yaşlıyım. Bunları bilse bilse metropolitler bilir. deyip metropolitleri de ele verir.

İdam edilen Patrik Gregorios'un bir mektubu Rusların Panslavizm politikasının uygulayıcısı General İgniatief'in hatıralarında şu şekilde geçer;

"Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler Müslüman oldukları için, çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i iman sahibidirler.

Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, an’anelerinin kuvvetinden, Padişahlarına, devlet adamlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekîdirler ve kendilerini müsbet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkardırlar.

Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da an’anelerine olan merbûtiyetlerinden ve ahlaklarının salâbetlerinden ileri gelmektedir. Türklerde evvelâ itaat duygusunu kırmak ve manevi rabıtalarını kesr etmek, dînî metanetlerini zaafa uğratmak icab eder. Bunun da en kısa yolu, an’ânât-ı milliyye ve maneviyyelerine uymayan harici fikirler ve hareketlere alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden çok kudretli ve zahiren kalabalık hakim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir. Bu sebeple Osmanlı Devleti’ni tasfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kafi değildir. Hatta sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyetini ve vakarını tahrik edeceğinden, hakikatlerine nüfuz etmelerine sebep olabilir. Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribatı tamamlamaktır.”

Her ne kadar inkâr etse de Patrik Gregorios'un isyanla alakalı Rus Çar'ı Aleksander ve Etnik-i Eterya Cemiyeti ile mektuplaşmaları ortaya çıkmıştır.

Buna bir delil olarak yine İgnatiyef hatıralarında şöyle yazar.

Patrik Yermanosu ziyarete geldiği sırada patrikhanede tadilat yapıldığını yukarıda bahsettiğim mektubun bu ziyaret sırasında ortaya çıkan sandık içinde bulunduğunu yazar ve mektubun hedefine ulaşma durumunu değerlendirirken;

"Benim Osmanlı Devleti nezdinde vazifede bulunduğum esnada bu tehditler tamamen isabetle tecelli etti" der.

İfadeleri alınıp yargılandıktan sonra Patrik ve iki yardımcısı Sultan 2. Mahmud'un emriyle patrikhanenin orta kapısı önünde 21 Nisan 1821'de Paskalya günü idam edilmiştir.

Boynundaki yaftada idam edilirken;

"Devlet-i Aliye'nin nimetlerinden faydalandığı, her türlü imtiyaza sahip olduğu halde nankörlük edip Rumları devlet aleyhine isyan ettirmeye çaba gösterdi" ifadeleri yer alıyordu.

Cesedi ise Sultan 2. Mahmud tarafından teşhir edilmesi sebebiyle Balat Yahudilerine verilmiştir.

Cesedi Yahudiler tarafından caddelerde sürüklendikten sonra denize atılmıştır.

Bir rivayette de, ceset tesadüfen bir yabancı tarafından bir kayık vasıtası ile sahile taşınmış ve bir Rum gemici tarafından Odessa'ya götürülerek Rusya hükümetinin tertip ettiği büyük bir cenaze merasimi ile defnedilmiştir.

Patrikhanenin ortak kapısı o gün bugündür kapalıdır. Tarihçi Yılmaz Öztuna "Büyük Türkiye Tarihi" kitabında yeni seçilen Patrik’in emri ile Gregorius'un idam edildiği kapının kapatılıp iptal edildiğini ve bir Türk devlet veya hükümet başkanı aynı kapının önünde asılıncaya kadar bu kapının açılmamasına karar verdiğini belirtir.

Günümüzde Fener Rum Patrikhanesi girişinde 3 kapı yer almaktadır. Bunlardan sağdaki Patriğ'in giriş ve çıkışlarda kullandığı kapı, soldaki kapı Aya Yorgi kilisesine acılan kapı, ortadaki kapı ise yukarıda hikayesini yer verdiğimiz, Rumların duyduğu kin ve İntikam duygusundan dolayı "Kin kapısı" ismini verdikleri kapıdır ve 1821'den beri kapalıdır.

Bu kapının üzerinde Grigorios ve onunla beraber idam edilen 2 metropoliti temsilen 3 tane haç bulunmaktadır.

Yazıyı neticeye bağlarken sizi de ismi " Kin kapısı" olan bu kapıyı yerinde gidip görmenizi ve tarihe yolculuk yapmanızı tavsiye ederim.

Çünkü tarihin, hatta İstanbul’u gezmenin insan zihnini zinde tutan bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

 

Not;

Bu yazı herhangi bir kin, hakaret ve bir düşmanlık içermemektedir.

Kesinlikle etnik veya dini bir kitle hedef gösterilmesi söz kokusu degildir.

Ben ülkemin mozaiğini oluşturan her inanışa ve etnik unsura;  "Devlete, millete, kutsal ve milli değerlere ihanet etmediği sürece saygı duyuyorum.

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık