OSMANLININ MEDENİYET TASAVVURU...

Tabloda Osmanlı'yı temsil eden Yıldız Sarayı, Yıldız Hamidiye Camii, Hicaz Demiryolu ve Topkapı Sarayı ile İslam'ı temsil eden Mekke, Medine ve rahle üzerinde Kur'an-ı Kerim'le çok boyutlu algılanabilecek bir evren kompozisyonu bulunur.

OSMANLININ MEDENİYET TASAVVURU...

HABER ANALİZ/ YUNUS DANABAŞ

Fatih Camii'nde müezzin mahfilindeki tablonun sırrı.

Yolunuz Fatih Camii’ne düşerse mutlaka bir yolunu bulup ana kubbeyi taşıyan 4 adet devasa mermer sütunlardan (fil ayaklarından) birine bitişik konumda olun müezzin mahfilindeki tarihi tabloyu inceleyin.

Lâkin bunun için ya namaz vaktini beklemeniz gerekiyor ya da cami görevlisini tanımanız.

Resmin ne anlattığını anlamanız içinde bu yazımı okumanız gerekiyor tabi.

Altın varakla kaplı olduğu pek anlaşılmayan çerçevesiyle, tarihi kıymetine paha biçilmez bu tabloda,

Devlet-i Aliyye’nin, yani Osmanlı Devleti’nin o zamana kadar olan dünyaya bakışı ve kâinat tasavvuru anlatılır desek yanılmış olmayız.

Keza bu tabloyu meydana getiren ressam aslında pek de yabancı olmadığımız bir eski şeyhülislamın damadıdır, dindar vasıflı bir sanatkârdır.

Tablonun, sağ tarafında saray giriş kapısı ve  bir cami göze çarpar, hemen altında sultan Abdülhamid Hanın dindar bir vasfa sahip olduğunu belirten bir kuranı kerim rahlesi çok ince bir detaydır.

Yine tablonun semasında da yıldızlar ve gezegenler yer alır.

Tablodaki Yıldız Camii ile Sultan Abdülhamid Hanın devleti idare ettiği Yıldız Sarayına ve sarayın bir halifeye ait bulunduğuna işaret eder.

Tabloda Mekke ve Medine ön plandaki dünyanın merkezine yerleştirmiştir.

Bunların yanında kubbeleri ve minareleriyle İstanbul silueti dikkat çeken detaylardır.

Mekke tasvirinin hemen altına dikkatle bakıldığı zaman Sultan Abdülhamid Han devrinin en büyük projesi olan köprüleri ve tünelleriyle Hicaz Demiryolu’nu görmek mümkündür.

Evet bu bir tarih tablosudur.

Bizim sultanların gözleri, o iki ulu makâm-ı aliye bakar ve oraya gidecek yolları tanzîm ederler, tabi Mescidi Aksa da unutulmaz dikkatli bakınca.

Tabi resmi okuyunca içeriği bizi hemen hangi tarihte yapılmış sorusunun cevabını aramaya sevk ediyor.

Ve merakımız gideriliyor;

Sol alt köşede resmin yapıldığı tarih ve ressamın ismi: 27 Ramazanü’l-mübarek 1323 (25 Kasım 1905), Meşihat-i Ulya Kalemi hulefasından Mimarzade Mehmed Ali.

Evet 1905 tarihli yağlıboya tablo Cennetmekan Sultan Abdülhamid dönemine aittir.

Tabloda Osmanlı'yı temsil eden Yıldız Sarayı, Yıldız Hamidiye Camii, Hicaz Demiryolu ve Topkapı Sarayı ile İslam'ı temsil eden Mekke, Medine ve rahle üzerinde Kur'an-ı Kerim'le çok boyutlu algılanabilecek bir evren kompozisyonu bulunur.

Sol üst köşesinde Hatt-ı kûfi ile (Kûfi hat) "Allahu latifun bi idadihi" (Allah kulları için lütuf sahibidir, Şura,19) yazılı tabloda.

 

Ömrünün son yıllarına doğru pişman olan bazı düşmanları tarafından dahi Veli sultan olarak kerametlerinden bahsedilen, aynı anda hem Yıldız sarayında, hem Kâbe'de görüldüğü rivayet edilen Sultan Abdülhamid Hanın bu özelliğinin anlatılmış olabileceği ihtimal dahilindedir.

Tablo Osmanlı'nın son şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi'nin damadı Mimarzade Muhammed Ali Bey tarafından kayınpederine ithafen 1905 yılında yapılmış.

Osmanlı'nın dünyaya adaletle hizmet ettiği ve Kâbe-i Muazzama ve Medine-i Münevvere'yi dünyanın kalbi olarak telâkki edip oraya hizmet götürmeyi şeref saydığını sembolize ettiği de tablonun bize anlattıkları arasındadır.

Peki bu tablo camiye nasıl geldi.

Emin Saraç'ın bir röportajından özet bir alıntı ile anlatayım..

Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi diğer Osmanlı hanedanı üyeleri gibi yurtdışına çıkınca, içinde pek çok tarihi ve antik eser bulunan konağı yağmalanmış.

O yağmada bu resmi kapan kişi "ithaf" ibaresini karalayarak seneler sonra tabloyu Malta'da satışa çıkarmış.

Eseri satın alan şahıs resmi tanıyan birinin “bu resim Mustafa Sabri Efendi'nin evinden çalındı. Gelin bunu evinize götürmeyin, Fatih Camii'nin bir köşesine asın” fikrini kabul etmiş. Resim böylece camide kendine yer bulmuştur.

Mehmet Ali Efendi Bolulu bir aileye mensuptur. Babaları taşçı ustası olduğu için kendileri “mimarzade” olarak tanınmıştır.

Mimarzade Mehmet Efendi medrese tahsiliyle mektep bilgisine vakıf ressam ve hattat idi... Bolu'daki camilerimizden Büyük Camii (Yıldırım Bayezıd) ile İmaret Camiinin duvarlarını süsleyen levhalar, hadis-i şerifler Mimarzade'nin eseridir.

Bazı tabloları İstanbul'un büyük ve selâtin camilerinde hala bulunmakta.

Bu tablolardan biri de işte bu Fatih Camii'nde, müezzin mahfilinde bulunan eşsiz tablosudur.

Son vazifesi İstanbul Evkaf-ı İslamiye Müzesi müdürlüğüydü. Mısır'da bir tramvay kazasında öldüğü rivayet edilir…

Allah ondan razı olsun.

Beğendim 2 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık