ORYANTALİSTLERİN TARİHSELLİK TUZAĞI!

Ders aldığı, tanıştığı ve eserlerini iştiyakla okuduğu bu hocalar ve çevresi, Farâbî, İbn Rüşd ve üzerinde çalıştığı İbn Sîna gibi düşünüyorlardı. Kendi kendine şöyle bir değerlendirme yapıyordu. Demek ki, Doğu’da ve Batı’da İslâm, Kur’ân ve peygamberlik algısı, hiç de Medreselerde öğretildiği gibi değildi. Senelerce, yüzyıllarca İslâm yanlış tanıtılmıştı. O ana kadar gelen yüz binlerce İslâm âlimi, İslâm’ı ve Kur’ân’ı doğru anlayamamıştı!..

ORYANTALİSTLERİN TARİHSELLİK TUZAĞI!

Dr. C. AHMET AKIŞIK- TÜRKİYE GAZETESİ

Son yıllarda dinî münzaralarda adından sıkça söz edilen bir isim var:
Fazlurrahman...
Peki, kimdir bu isim?
Fazlurrahman, 1919’da Pakistan’da doğdu. Medrese tahsiliyle birlikte Batı kökenli eğitim de aldı. On yaşında iken Kur’ân’ı ezberledi.
1940’ta Pencap Üniversitesi’nin Arapça bölümünden mezun olduktan sonra lisans üstü eğitime başladı.1942’de yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı üniversiteye araştırma görevlisi olarak girdi. Başladığı doktora çalışmasını 1946’da gittiği İngiltere’de sürdürdü ve Oxford Üniversitesi’nde felsefe dalında İbn Sînâ’nın “en-Necât” adlı eseri üzerinde çalışmaya başladı. Grekçe, Latince, Fransızca ve Almancayı öğrendi.
Böylece Oryantalistlerin (Müsteşriklerin) bir tuzağı olan “İslâm Felsefesi” alanına girmiş oldu.
İşte Fazlurrahman’ın esas hayat hikâyesi bundan sonra başlamaktadır. Oryantalist hocası Simon Van den Bergh’in direktifleri doğrultusunda çalışıyordu. İbn Sîna, Farâbî ve İbn Rüşd’ün eserleri ve bazı kavramlar üzerinde yoğunlaştı. Kur’ân, şeriat, peygamber, vahiy gibi İslâm’ın mefhumlarla ilgili inancı ve algısı değişmeye başladı. Zira “İslâm Filozofu” olarak ileri sürülen bu kişlerin eserlerinde vahiy, Kur’ân ve peygamberlik, hiç de medrese eğitiminde öğrendiği gibi değildi.

İbn Sîna ve Farâbî tesiri
Doktora tezi gereği başta İbn Sîna olmak üzere İslâm’da felsefe yapanların eserlerinde İslâm algısının çok farklı olduğunu gördü.
Şöyle ki: İbn Sîna, vahyi, hiçbir zaman Cebrâil ile konuşma şeklinde düşünmüyordu. Onu “kudsî kuvve” dediği kazanılmış akla mahsus en yüksek bir sezgi olarak görüyordu. Buna göre vahiy ve ilham, bir nevi parapsikolojik ve metapsişik bir hadisedir.
Aynı şekilde peygamberleri, Yüce Allah’tan vahiy alan değil de son derece hassasiyetleri olan, başkalarının idrak edemeyecekleri çok ince ilişkileri kavrayan ve hadiseleri önceden gören kişiler olarak düşünüyordu.
Cennet ve cehennem hakkındaki görüşü ise şöyleydi: Cennet, aklî âlem; cehennem, hayal âlemi ve kabir hayatı da his âlemi’dir…
Müddessir sûresinin “üzerinde ondokuz (muhafız melek) vardır” diye geçen 30 âyetini, hayvanî nefis ile açıklıyordu (İ. Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi).
Farâbî de maddeyi ezelî/kadîm olarak kabul ediyordu.
Farâbî'ye göre dinin sembolik bir özelliği vardır. Bütün semavî dinlerde önemli bir kavram olan peygamberliği, aklın “kutsî kuvve” derecesine yükselmesinden hasıl olmuş ve kazanılmış bir meleke şeklinde açıklıyordu.
Yine Farâbî, “Kur'ân'daki cennet, cehennem gibi kavramlar, sembollerden ibarettir. Peygamber, metafizik ve nazarî hikmeti bilmez, fakat sezgi kuvveti ile pratik hikmete sahiptir. Halbuki olgun bir filozof, peygamberden üstündür. Çünkü nazar, amelden ve ilim, ahlâktan üstündür” diyordu.
Farâbî, Kur'ân'ı aklîleştirebilmek için, arş, kürsî levh, kalem gibi birçok kavramı, kendi aklî sistemine göre şeriât dışı tevil ediyordu. Aynı fâsit tevilleri, cesetlerin haşri ve âhiret meselelerinde de uyguluyodu (İ. Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi).
İbn Rüşd’e gelince, o da İbn Sîna ve Farâbî’nin yolundaydı. Hatta felsefecilerin 3 konuda küfre, 17 konuda dalâlete/sapıklığa düştüklerini delilleriyle açıklayan İmam-ı Gazali’ye (Tehâfütü’l-felâsife eserine) reddiye yazmıştı.
Fazlurrahman, aşk ve şevk ile kendisine mütefekkir ve aydın olarak tanıtılan bu kişiler üzerinde araştırma yapıyordu. İbn Sîna, Farâbî ve İbn Rüşd’ün İslâm şeriatine aykırı olan fikirleri ile hocası müsteşrik Van den Bergh’in direktifleri bire bir uyuşuyordu. Belki o yaşlarda bu sapık fikirlerin dünya ölçeğinde İslâm’a ve Kur’ân’a kurulmuş bir tuzak olduğunun farkında değildi. İslâm’a hizmet düşüncesinde idi. Belki o yaşlarda zehrin, şeker kaplı şekilde sunulabileceğini hiç aklına getirmiyodu. Fakat memleketinden ve ezanların okunduğu bir muhitten artık çok uzaklardaydı. Kilise çanlarının çaldığı, yüce Allah’a "oğul" isnat edildiği ve İslâm’ın imha planlarının yapıldığı bir toplulukta, hatta farkına varamadığı meş’um bir projenin içinde yer alıyordu.
Sene 1949… Fazlurrahman, müsteşrik hocasının refakatinde doktorasını tamamlamıştı. Bu arada diğer bazı oryantalist hocaları yakından görmüş, onlarla konuşmuş ve eserlerini de tanımıştı.

Oryantalistlerin İslâm algısı
Ders aldığı, tanıştığı ve eserlerini iştiyakla okuduğu bu hocalar ve çevresi, Farâbî, İbn Rüşd ve üzerinde çalıştığı İbn Sîna gibi düşünüyorlardı. Kendi kendine şöyle bir değerlendirme yapıyordu. Demek ki, Doğu’da ve Batı’da İslâm, Kur’ân ve peygamberlik algısı, hiç de Medreselerde öğretildiği gibi değildi. Senelerce, yüzyıllarca İslâm yanlış tanıtılmıştı. O ana kadar gelen yüz binlerce İslâm âlimi, İslâm’ı ve Kur’ân’ı doğru anlayamamıştı!..
İşte Fazlurrahman giderek bu kanaate sahip oluyordu. Hatta üniversite çevresinin İslâm’ı ve rukünlerini şöyle tanımladıklarını görüyordu:
- İslâm, gerçek anlamda bir din değildir.
- İslâm’ı tebliğ eden kişi, insan tabiatını bilen, toplumu yönlendirme kabiliyetine sahip, son derece hassas ve zekidir.
- Kur’ân, Tevrat ve İncil örnek alınarak hazırlanmıştır.
- Vahiy, bir istigrak hâlidir, bu parapsikolojinin konusudur.
Oryantalistlerin İslâm’a, Peygamber’e ve Kur’ân’a bakış açısı, bu çerçevededir. Dolayısıyla Fazlurrahman ve bağlıları, ortaya konulan bu oryantalist inanç sistemi doğrultusunda ve İbn Sîna tarzı felsefeleşen İslâm algısı çerçevesinde eğitim almış ve yetiştirilmişlerdir. Buna göre Fazlurrahman ve bağlılarının Kur’ân’da tarihsellik tezi, bir nevi Doğu-Batı sentezinden oluşmaktadır. Bu sentezde Yüce Allah’ın peygamberine tebliğ ettiği Kur’ân’ı ve vahye dayalı İslâm’ı görmek mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle İslâm dini, müctehid İslâm âlimlerin belirlediği temel esaslardan uzaklaştırılmış, vahiy, peygamberlik ve Kur’ân gibi rukünler beşerileştirilmiştir. İslâm, âdeta ruhu alınan bir iskelet hâline dönüştürülmüştür.

Kur’ân’da tarihsellik
İşte Kur’ân’da Tarihsellik, böyle bir İslâm anlayışının ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kur’ân’da Tarihsellik ile ilgili düşünce ve iddialar ve bunlara müctehid İslâm âlimlerinin tefsir, akâid ve fıkıh sahalarında ortaya koydukları esaslar çerçevesinde verilen cevaplar, şu başlıklar altında ele alınabilir:
1. Batı’da Kutsal kitapları yorumlamak için tarihselci yöntem kullanılmıştır. Bütün Orta Çağ boyunca kilise, kutsal kitapların anlaşılmasında bir hakimiyet ve üstünlüğe sahipti. Kilisenin bu totaliter anlayışını kırmak ve kutsal kitapların metin kritiğinin yapılması için tarihselci yönteme başvuruldu. Buna göre Müslümanların kutsal kitap olarak inandıkları Kur’ân üzerinde de tarihselci yöntemin uygulanması gerekir (Bütün Kur’ân’da Tarihselciler).
Bu fasit bir kıyastır. Kur’ân-ı kerim, son peygamber Hazret-i Muhammed’e 23 sene gibi bir zaman diliminde vahiy yoluyla inmiştir. Bir âyeti, bir kelimesi değişmeden asli hüviyetini koruyarak bugüne kadar gelmiştir. İçinde sonradan ilâve edilen insan sözü yoktur. Hazret-i Peygamber’in sözleri de bulunmaz. Tevrat ve İncil'in değiştiğini, kendi din adamları bile söylemekte ve yazmaktadırlar. Onun için “Mukaddes Kitap” beşerileştirilmiştir, içinde insan sözleri bulunmaktadır. Halkın elinde bulunan 4 ayrı İncil, bunun açık delilidir. Bu hüviyette olan bir kitabın metin kritiği elbette yapılır. Ancak bu kritik, Kur’ân’da uygulanamaz. Kur’ân, yüce Allah’ın kelâmıdır, emirleri, nehiyleri ve kıssaları tartışma konusu yapılamaz. Kur’ân-ı Kerim’in tevili ve tefsiri yapılır. Nitekim bu konuda İslâm coğrafyasında birçok çalışma yapılmıştır. Bunun da şart ve yöntemleri, müctehid âlimlerce tespit edilmiştir. Herkes, her âlim, Kur’ân’ı tevil ve tefsir edemez (Suyûtî, İtkân).
2. Kur’ân, Peygamberin kalbine vahiy suretiyle gelmiştir. Bu vahyi Peygamber, kendi kelime ve cümleleriyle ifade etmiştir (Fazlurrahman).
Bu görüş ve inanç, son derece yanlıştır. Kur’ân-ı kerim, Arapça olarak âyet âyet, bugün Müslümanların elinde bulunduğu şekliyle vahiy meleği Cebrâil tarafından Hazret-i Peygamber’e 23 senede indirilmiştir. Hazret-i Peygamber de gelen vahyi, Eshabına açıklamış ve vahiy kâtiplerine yazdırmıştır. Her ramazan ayında Cebrâil aleyhisselam, Hazret-i Peygamber’e o sene inen âyetleri arz etmiştir. Vefat edeceği yıl, Cebrâil iki defa gelerek Kur’ân-ı kerimi baştan sona birlikte tilavet etmişlerdir.
Fazlurrahman, Kur’ân, “gelen vahiylerin Peygamber tarafından kendi sözleriyle ifade edilmiş şeklidir” demiş ve Pakistan’da büyük bir infiale sebep olmuştur. Bu hezeyana, Ehl-i sünnet uleması şiddetli tepki göstermiş, bunun küfür olduğunu söylemiş ve onun katline fetva vermişlerdir. O da kurtuluşu, memleketini terk ederek kendini besleyen Batı’ya sığınmakta bulmuştur. Aynı şekilde devletine ihanet eden Tanzimatçılar ve FETÖ de kurtuluşu Batı’da bulmuşlardı. Bu konuda Batı, dünyanın her yerinde aynı yöntemi kullandırmaktadır. Kendine hizmet edenlere sahip çıkmaktadır.
Tarihselcilerin bir dayanak olarak kullandıkları Tekvir suresi 19. âyetinde geçen “rasûlün kerim” ifadesini, Müctehid müfessirler, “Cebrâil” ile tefsir etmişlerdir.
Hazret-i Peygamberin kalbine gelen vahyin kendi sözleriyle ifade ediliş şekline âyet değil, “hadis-i kudsî” denir...

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 1 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbul Başakşehir 13 9 3 1 14 30
2 Kasımpaşa 13 8 1 4 10 25
3 Galatasaray 13 7 3 3 8 24
4 Beşiktaş 13 6 3 4 7 21
5 Yeni Malatyaspor 13 6 3 4 6 21
6 Atiker Konyaspor 14 5 6 3 5 21
7 MKE Ankaragücü 14 6 2 6 -1 20
8 Antalyaspor 13 6 2 5 -3 20
9 Trabzonspor 13 5 4 4 2 19
10 Göztepe 13 6 0 7 -1 18
11 Bursaspor 13 3 7 3 1 16
12 Demir Grup Sivasspor 13 3 6 4 -4 15
13 Aytemiz Alanyaspor 14 5 0 9 -9 15
14 Erzurum BB 13 3 5 5 -3 14
15 Fenerbahçe 13 3 4 6 -5 13
16 Akhisarspor 13 3 3 7 -9 12
17 Kayserispor 13 3 3 7 -12 12
18 Çaykur Rizespor 14 1 7 6 -6 10
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık