ORADA BİR CAMİ VAR!

Hasılı kelam yıllar sonra özüne dönen Ebul’l Feth Camii’ni 2015’den uzun zaman sonra bir ikindi namazı vakti ziyaret etmek nasip oldu. Lakin içerisinde 3 kişi vardı benimle birlikte. İstanbul’da yakın zamanda ziyaret ettiğim camilerde böyle bir durumla karşılaşmadım. Bence bu yalnızlığın bir diğer sebebi ise caminin çok bilinmiyor olması ya da girişin ücretli olması.

ORADA BİR CAMİ VAR!

HABER ANALİZ/ YUNUS DANABAŞ

Hazreti Peygamberin müjdesinin müjdecisi bir Kale ve bir Mescid…

Hadis-i Şerifte mealen;

“İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden emîr ne güzel emirdir. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur."

(Ahmed bin Hanbel, Müsned,)

(Buharî, et-Tarihu’l-Kebir)

İstanbul Boğazının incisi Rumeli Hisarı…

Hazreti Peygamber aleyhisselamın övgüsüne mazhar olmuş genç bir kumandanın, yapımında bizzat çalıştığı, taş ve harç taşıdığı, kısaca amelelik yaptığı, İstanbul’un fethinin habercisi, boğazı gelin gibi süsleyen Rumeli Hisarı…

İstanbul Boğazının en dar yerine, otuz dönüm arsa üzerine, dört aydan kısa inanılmaz bir zaman içinde yapılan bu hisar boğazın en güzel incisidir bana göre.

Yapılış maksadı ise fetih esnasında boğazı kontrol altında tutmak, yabancı devletlerden özellikle kuzeyden deniz yolu ile Bizansa yardım gelmesini engellemekti.

Bu amaçla yapımına 15 Nisan 1452’de başlanmış, 31 Ağustos 1452’de tamamlanmıştır.

İsmi Rumeli Hisarı olarak bilinse de yapıldığı günden beri birçok isimle anılmıştır.

Rumeli Hisarı'nın adı Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir.

Dünyanın her coğrafyasında birçok kale ve yüksek burçlar vardır. Lakin dünyanın en büyük ve yüksek burçları Rumeli Hisarındadır.

Kale içinde 3 ana burç olmak üzere 17 burç bulunur.

Üç büyük burcun inşası dönemin üç büyük paşasına tevdi edilmiştir.

İnşaat sırasında Hazreti Fatihin emriyle İş bölümü yapılarak her bölümün inşası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat kendisi üstlenmiştir.

Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa kıyıdaki kulenin yapımına da Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadırlar. Zağanos Paşa Kulesi üzerindeki kitabede; Recep 856/ 1452 Ağustos’da tamamlandığı yazmaktadır.

Gelelim yazıdaki bir diğer esas konuya.

Zira İstanbul fethedilmeden önce, fethi gerçekleştirecek Müslümanların ilk namazı kıldığı cami Rumeli Hisarındaki bu küçük ve sevimli camiidir.

Bu camii, aynı zamanda Peygamber övgüsüne nail olan Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’a yaptırdığı ilk camidir.

Yine bu camii, Hazreti Fatih’in hocaları, vezirleri, askerleriyle birlikte kutlu bir görev üzerindeyken inşaatında çalıştığı ve içinde namaz kıldıkları camidir.

Bu sevimli Cami de tıpkı Rumeli hisarı misalindeki gibi birçok isimle anılmıştır.

Fatih Sultan Mehmed han tarafından yaptırıldığı için Fatih Sultan Mescidi,

Hisar içinde bulunduğu için Hisariçi Mescidi,

Bir diğer ismi Kale Camii…

Sultan Fatihin lakâbı olan ve fethin babası anlamına gelen “Ebu’l Feth” Camii bu isimlerdendir.

Camii yapıldıktan 432 sene sonra, 1884 yılında bir İstanbul depremiyle üzerine yapıldığı sarnıç ile beraber çökmüş ve geriye sadece minaresi kalmış. 1953 senesine kadar bu hali ile gelmiştir.

Fethin 500’üncü yılı kutlamaları için Rumeli hisarının yıkılıp yerine 100 metre yükseklikte bir Fatih Sultan Mehmed han heykeli yapılması gündeme gelmiş olsa da bu fikir pek kabul görmemiş. Sonrasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar Rumeli Hisarı’nda kapsamlı bir restorasyon başlatılmış Fethin 500. senesi için.

Yapılan restorasyon beş yıl sürüp hisar 29 Mayıs 1958 yılında açılmış.

Bu restorasyonda “özü korunma” ilkesi benimsenmiş olsa da anıtlar kurulu kararıyla hisarın içine bir sahne yapma fikri ön plana çıkmış ve bu fikir uygulanmış.

Tam olarak caminin bulunduğu nokta, amfi sahne olarak kullanıma açılıp, bir zamanlar cami olan sahne yıkık minare ile birlikte yıllarca tiyatro ve konserlere ev sahipliği yapılmıştır.

Yıkık minaresi ile temel duvarları ayakta kalan Ebu’l Feth Camii İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2009’da yapılan araştırmalar sonucu yuvarlak bir sarnıç içine oturtulduğu, kare planlı bir yapı olduğu yaklaşık ölçüler tespit edildi.

Alınan kararlar neticesinde cami temele uygun olarak yeniden inşa edildi ve 2015 senesinde ibadete açıldı.

Hatırlayanlar bilir caminin ibadete açılmasıyla bazı tartışmalar yapıldı. Tarihi sadece 1923 yılından günümüze kadar olan zamandan ibaret zanneden birkaç kuşak burayı tiyatro ve müzik sahnesi olarak bildi tanıdı.

Oysa kadim tarihimizde camisiz hisar olmaz. Sayısız örneği var bunun. Mesela Yedikule’nin ortasında da cami vardı bir zamanlar. Eski İstanbullular bilirler orda bir cami olduğunu.

Birileri hala burada konser ve tiyatro olduğu dönemleri zikrederek “cami olsun fakat neden sahnenin tam ortasına” diyor.

Halbuki sonradan yapılan sahne caminin tam ortasına yapılmıştır.

Ayrıca Ebul Feth Camii , Fatih Sultan Mehmed Han’ın vakfiyesidir. İslam hukukunda bir vakfın nasıl yönetilip işletileceği, vakfedilen maldan kimlerin hangi esas ve ölçüler içinde yararlanacağı vakfedenin iradesiyle belirlenir. Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır. Bir vakıf vakfedildiği amaç dışında kullanılamaz. Fatih Sultan Mehmed Han ise burayı konser ve tiyatro için değil ibadet için vakfetmiştir.

Hasılı kelam yıllar sonra özüne dönen Ebul’l Feth Camii’ni 2015’den uzun zaman sonra bir ikindi namazı vakti ziyaret etmek nasip oldu. Lakin içerisinde 3 kişi vardı benimle birlikte. İstanbul’da yakın zamanda ziyaret ettiğim camilerde böyle bir durumla karşılaşmadım. Bence bu yalnızlığın bir diğer sebebi ise caminin çok bilinmiyor olması ya da girişin ücretli olması.

Hisarla birlikte camiyi yazmamın sebeplerinden biri de budur.

Belki bu yazı ile caminin bilinmesine ve ziyaret edilmesine vesile olabilmek.

Maddi olarak ihya olan camiyi manevi olarak da ihya etmeli değil miyiz? Çünkü bu bir nimettir ve her nimet şükür gerektirir. Ecdadımızdan bize kalan ruhun taşa işlediği tüm bu güzel mabedlerin şükrünü, içerisinde Allah’ın adını anarak, cemaat olarak eda edebiliriz ancak.

Vakti zamanınız müsait olursa mutlaka gidip öksüz gibi kalan bu camii de namaz kılın sizi temin ederim çok farklı şeyler hissedeceksiniz.

Bunun yanında enfes manzarası eşliğinde kalenin içini gezerken ecdadın o günkü şartlarda böyle bir muazzam yapıyı nasıl yapabildiğini hayranlıkla yerinde göreceksiniz...

Beğendim 0 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık