ÇOK KONUŞUP BİLMEDİĞİMİZ ADAM!

Bu ülkede en fazla İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy konuşulur. En fazla onun adına konferanslar verilir, en fazla o anlatılır. Çanakkale zaferi haftası, İstiklal marşının kabulü, doğum yıl dönümü, ölüm yıl dönümü, Kurtuluş Savaşı vesilesiyle hep gündemimizdedir. Buna rağmen ne garip bir cilvedir ki insanımızın hakkıyla bilemediği bir şahsiyettir.

ÇOK KONUŞUP BİLMEDİĞİMİZ ADAM!

Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil- Türkiye Gazetesi

Bu ülkede en fazla İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy konuşulur. En fazla onun adına konferanslar verilir, en fazla o anlatılır. Çanakkale zaferi haftası, İstiklal marşının kabulü, doğum yıl dönümü, ölüm yıl dönümü, Kurtuluş Savaşı vesilesiyle hep gündemimizdedir. Buna rağmen ne garip bir cilvedir ki insanımızın hakkıyla bilemediği bir şahsiyettir. Zira onun anılmasında sadece hamaset dili vardır. İbret noktainazarı hiç yoktur. Hâlbuki Mehmet Akif’in hayatı günümüze en fazla ibretler sunmaktadır. Aldanışın, yanılışın, üzüntünün ve ızdırabın zirve kaynağıdır Akif. O, Cemaleddin Afgani ve Abduh gibi İngiliz ajanlarına takılıp II. Abdülhamid Han’a düşman kesilmiştir. M. Akif, bu büyük dâhi siyaset adamının en azılı düşmanı olmuştur. Onun gitmesi için her faaliyetin içinde bulunmuştur. Nitekim Kanuni Esasi ilan edildiği gün duygularını bir İslam seyyahı olan Abdurreşid İbrahim Efendi’nin ağzından şöyle terennüm etmişti:

Haydarâbad’a yetiştim ki, bütün Hindistan,

“Verdi Kânûn-i Esâsî’yi nihâyet Sultan!”

Diye birdenbire çalkandı. İnan, kâbil mi?

Hiç o binlerce havâtır kemirirken içimi,

Bir cılız “Belki!” nasıl hepsini tenkîl etsin?

Ansızın başladı beynimde ümîdin, ye’sin,

Doğduğumdan beri hiç görmediğim bir harbi…

O ne müdhiş halecanlardı, aman yâ Rabbi?

Verdi Kânûn-i Esâsî… Bu, çıkar rü’yâ mı?

Yok canım öyle değil: Milletin istirhâmı,

….

Gemi enginde iken bende de engindi hayâl;

Kevser içmiş sofunun hâline benzer bir hâl!

Ömrü haybetle Cehennem’de geçen hâne-harâb,

Verseler Cennet’i şaşkın gibi çekmez ya azâb;

Ben de rûhumdaki zulmetleri artık koğdum;

En büyük hasmım olan ye’si nihayet boğdum.

Bahr-i Umman’da henüz çalkanıyormuş tekne…

Attı hülyâ beni tâ Marmara sâhillerine!

Görüyordum, iki üç bin mil açıktan bakarak,

Şu sizin kapkara İstanbul’u kardan daha ak.

Parlıyor alnı uzaktan Ay’ın on dördü gibi;

……

Bu ne müdhiş azamet, oh, ne müdhiş dârât!

Sayısız mektep açılmış: Kadın, erkek okuyor;

İşliyor fabrikalar, yerli kumaşlar dokuyor.

Gece gündüz basıyor millete nâfi’ âsâr;

Âdetâ matba’alar bir uyumaz hizmetkâr.

Mülkü baştan başa imar edecek şirketler;

Halkın irşâdına hâdim yeni cemiyetler,

Durmayıp iş buluyor, gösteriyor, uğraşıyor;

Gemiler sâhile boydan boya servet taşıyor…

 

Eskisinden daha berbâd, iyileşmek ne gezer!

 

Evet Meşrutiyet ilan edilmiş ve kurtuluş günü gelmiştir. Sevinç doruktadır. Ancak beklenen şafak açmayacak ayın on dördü parlaklığı hiç görülemeyecektir. Nitekim aynı Akif üç gün geçmeden Yine Abdurreşid Efendi’nin ağzından yaşananları şöyle özetleyecektir:

Bir de İstanbul’a geldim ki: Bütün çarşı, Pazar

Naradan çalkanıyor! Öyle ya… Hürriyyet var!

Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş… Doğru:

Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.

Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;

Kafalar tütsülü hülyâ ile, gözler kızgın.

Sanki zincirdekiler hep boşanıp zincirden,

Yıkıvermiş de tımarhâneyi çıkmış birden!

Zurnalar şehrin ahâlîsini takmış peşine;

Yedisinden tutarak tâ dayanın yetmişine!

Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli;

En ağır başlısının bir zili eksik, belli!

Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.

Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük

Türlü adlarla çıkan nâ-mütenahi gazete

Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

İt yetiştirmek için toprağı gâyet münbit

Bularak, fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it!

Şüphesiz yıktı o hülyâları meşhûdâtım…

Ama ben kendimi bir müddet için aldattım:

Galeyandır… Galeyan geldi mi kalmaz mantık…

Su bulanmazsa durulmaz…Hele sabret azıcık…

İyi, lâkin ne kadar beklemiş olsan, işler,

Eskisinden daha berbâd, iyileşmek ne gezer!

 

İstanbul’a sahip çıkalım!

 

Evet Mehmet Akif Ersoy bir müddet kendini aldatarak bekleyecek fakat o özlediği günler bir türlü görünmeyecektir. Zaten çok geçmeden de Trablusgarp’ta başlayarak kendi atalarının memleketi Arnavutluk ve ardından da sırasıyla bütün Balkanlar ve Ana vatan kan ve ateş içerisinde kalacaktır. Akif’in ömrü artık yanmak, yakılmak ve ağlamakla geçecektir. Meşhur Bülbül şiirinde:

Eşin var, âşiyânın var, bahârın var, ki beklerdin; 

Kıyametler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin? 

O zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; 

Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.

Bugün bir yemyeşil vadi, yarın bir kıpkızıl gülşen,

Gezersin, hânümânın şen, için şen, kâinâtın şen.

…….

Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır? 

Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır? 

Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım:

Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım! 

Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda; 

Bugün bir hânümansız serserîyim öz diyârımda! 

Ne hüsrandır ki: Şark’ın ben vefâsız, kansız evlâdı,

Serâpâ Garb’a çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı! 

Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim hercümerc oldu,

Salâhaddîn-i Eyyûbî’lerin, Fâtih’lerin yurdu.

Ne zillettir ki: Nâkus inlesin beyninde Osmân’ın; 

Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ’nın! 

Ne hicrandır ki: En şevketli bir mâzî serâb olsun; 

O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun! 

…..

Yıkılmış hânümanlar yerde işkenceyle kıvransın; 

Serilmiş gövdeler, binlerce, yüzbinlerce doğransın! 

Dolaşsın, sonra, İslâm’ın harem-gâhında nâ-mahrem...

Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!

 

Şimdi yüz yıl önce yüz yıl sonra diye düşünelim. Dün İngiltere’nin bugün ise ABD’nin Orta Doğu politikalarını karşılaştıralım. Komşu İslam devletlerinin düştüğü durumları ve 2013 yılından beri ülkemizin maruz kaldığı yıkıcı teşebbüsleri ve işgal planlarını atlamayalım. ABD’nin hemen sınır ötemize binlerce tırla taşıyarak yığdığı silahları müze için getirmediğinin farkında olalım. Doğu Akdeniz ve Hürmüz’deki harekâtlarına bakalım. Bu İstanbul seçimlerinin Batı’yı neden bu kadar ilgilendirdiğini, bizim ise onların merkezlerindeki yerel seçimlerin en son ne zaman yapıldığını ve kimin kazanıp kimin kaybettiğini bilip bilmediğimizi bir tefekkür edelim. Bölücülerin, terör örgütlerinin kimin yanında durduğunu asla gözden uzak tutmayalım. Dolayısıyla bu seçimin normal bir seçimden çok öte manalar taşıdığını tefekkür edelim. Yoksa derdimizi dökecek bülbül dahi bulamayız!

Akif’in hayatından iki kesit sunduğumuz veçhile onun tarihin önemine vurgu yaparken “Tarihten adam hisse kaparmış ne masal şey”, dediği gaflet hâline biz de düşmeyelim. “Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” vecizesini ise asla hatırdan çıkarmayalım.

Yoksa, her şey çok güzel olacak derken, “Berbat oldu her şey, nasıl kurtuluruz bilmem” ağıtını yakmak durumunda kalabiliriz!

İstanbul’a sahip çıkalım!

 

TEFEKKÜR

Ehl-i butlânın sözün tercih eden âdem midir

Âdem ol isterse hasm olsun bütün âlem sana

Beğendim 2 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


osman kibar osman kibar 04.07.2019

M.AKİF KİŞİSİ ÜZERİNE ABSURD STAND-UP SENARYO METNİ -üye olmayanlar bilemez- I.Müddei : ben çok severim m.akifi o büyük ve islam şairi.. Müreddi : hımm “sevgi ve m.akif” kişisi yanyana pek uymamış huzurdan ırak hiç iyi durmamış amcanın yeri ora değil zira yeminli ağzıbozuk azılı azgın bi abdulhamid düşmanı mason hayranı ve yemin metnine dahi müdahale edecek kertede ittihatçı idi. capich. II.Müddei : akifin hayatini yasam tarzini ogrenememissin ki burda bu sekilde konusabiliyorsun. unutma ki okudugun milli marsin sairidir akif. Müreddi : hımm belki de aççik okumuşça sayılabilirim. adıgeçen sevgidışı kişinin hayatı abdulhamit düşmanlığı ile geçti (mükerrer ifade) mason hayranı idi. misal: mısırlı ingiliz beslemesi reşit rıza talebesi abduh.a hayran idi. “it”e (ittihat terakki) üye oldu yemin metnine müdahale edecek gücü vardı. ha bkz. bu çok önemli bi’şeydir. abdulhamit.in darbe ile tahttan indirilmesinde acayyip rol oynadı/görev üstlendi (bu yönüyle “feto” kafiriyle benzeşme gösteriyor). misal: m.akif dikte etti elmalılı hamdi pislik.i yazdı neyi / hal fetvasını. biri böyük islam alimi icat/ilan edildi öbürü böyük islam şairi (mükerrer ifade). ağzıbozuk bi şair itikadı bozuk bi amca idi. ohfş ne âlâ(yiş) melmeket. ve m.akif. kişisinin islam inancı/anlayışı da “bizim” gibi değil idi. hımm kime benzerdi denirse yaşarnuri kötüsü.ne benzer idi denir. ltf. rica ederim infial göstermeyiniz infilak etmeyiniz akıllı (beynini kiraya vermemiş) hacı hoca amca dayı hala teyze bulup işbu yazılanları/bilgileri bi gösteriniz/araştırınız. bilinçli gençlere de bu yakışır. yıkınız beyninize zerk’edilmiş ilkokul düzeyi putları / yemeyin atılan basit/ucuz terliksi şutları! I.Müddei : ya inanmıyorum ya m.akif gibi birine böyle demeler bu ne cüretler. Müreddi : doğrusu biz de belli bi inanmazlık ıstırabı duyuyoruz haliyle. bunca kazığı nasıl yedik bu tufaya nasıl düştük bu kadar ucuza nasıl gittik diye. II.Müddei : akifin ölumunü defnini hayatini bir kez arastir derim. en azindan bilgin varken konusursun. Müreddi : haa ölümü ve defni mi? şöyle oldu: iki adet belediye işçisi tabutunu bi talika ile bayezıt camisi.ne getirdi. bu metruk sahneyi camdan gören sonranın en büyük masonu olacak ama o gün(lük) henüz genç mason olan ord.prof.sulhi dönmezer ve saz arkadaşları tarafından ol tabut üzre yan kahveden alınan bi bayrak örtülmek sureti ile falan filan mezarlığa götürülüp tam gömmek üzreykene birden orda peydâ oluveren dörtmen (çağdaş sanatçı) bi âdem tarafından yüzüne alçı (veya benzeri bi nesne) dökülerek maskı alınmış olup.. ltf ama ya çok sıkıcı bilgi/ler bunlar. ez-cümle m.akif amcanın cenazesini üniversiteli genç masonlar kaldırdı / yakıştı ama dî mi! III.Müddei : beşyüz okka cukkayı almadığı ayrıeten ekmeleddin “insanoğlu”nun babişine verdi denilen emanet meselesi.. ve ben şahsen m.akif’in bi piyango biletine resminin konmasını da hiç hazm edemiymm ayrıca. Müreddi : amman olmaz olsun onun meali falan. iyi ki yakılmış falan deniyor yoksa kimbilir kaç düzgün müslüman imanın kaybederdi / allah korumuş. ha bi dakka: parayı almadığı vs. şehir efsanesidir / ki bana ne size ne. ulusal düttürüş telif ücretini almadığı da tam bi şehir efsanesidir ki bizi hiç ilgilendirmez. bu o klanın/camianın kendi lokal/özel işlerindendir. vee beşyüz papel o güne göre kışkırtı yönü yüksek bi rakam çünkü bugüne vurduğunuzda nerdeyse beşyüzbin tl gibi tuhaf bi para ediyor. bakınca amcaların birbirine karşı bolkese olduğu anlaşılıyor yokluk kıtlık edebiyatına epey aykırı bi durum hasılı anlamak mümkün değil. alması da yakışır yani. osmanlıyı yıkmak ve yeni bi regimenin övgüsünü yapmak/yazmak şerefi herkese nasip olmaz ve dahi ucuz da olmaz. saniyen: fotosu antonitto rizzi piyango (bkz. italy/mafya kişisi) amcası’nın biletine de pek yakışmış. cami girişine asacak halimiz yok / többe ki cami kapılarında ve meydanlarda ümmet-i nâtuvâne meydân-ı siyâsetde salb idilürken (güçsüz düşmüş/regimeye esir düşmüş müslümanlar ölüm meydanında asılırken) o ve şürekası abdulhamid.i yıkmanın gururuyla saadetten dört gûşe oluben makam û mevki beklentisi ve salya eklentisi vs. vb. ilh. ve akabinde ihtilal evlatlarını yer kaidesi gereği tu-kâka edilip sözde mısır.a (ingiltere) sığınmalar falanlar / yakışır yani. velhasıl hiç de şerefyâd bir hikaye değil be kardeşçazım. cenazesini ünlü mason sulhi dönmezer ve saz arkadaşları (dönemin üniversite öğrencileri) bayezıt camisi’nden kaldırdı / yakışır (mükerrer ifade). III.Müddei : ben bunnarı ilk defa duyuyom ve inanamıyom ve istemiyom böyle doğrusu. Müreddi : hmm inanma önemli bi mevzu. üzerinde çalışmak lazım. neyse sevmiyom işte dîger bi deyişle ille de sevmek zorunda mıyım âbiciim. sistemin aryasını (parya biz oluyoz bu durumda) desteleyecek kadar bizden olmayan dahi bize uzak dejcale yakın biri. ittihat yeminine müdahale edecek kadar onlardan biriğsi (mükerrer ifade). sen/siz o gün yaşasanız o uygulamaları ululayıp “dair türkü” falan yazar mıydınız / sanmam. aidiyetiniz ne yönde tezahür ederdi / hiç bilemem. ümmet-i muhammed takkeden ezandan kuran.dan çorap renginden şalvardan vb. nesneler yüzünden darağaçlarında can verirkene bu kişoğlusu ol köftehöörlara kasideler döşeniyordu / afferindi yani! I.Müddei : peki bunları biz niye hiç dedemizden ninemizden duymadık sorarım niye hiç? Müreddi : şundandır o. bir: aynen senin gibi mevzuyu/gerçeği bilmiyorlardı. iki: sabıka komplex’i yani suç ortaklığı durumu ve bununla gurur duyamama / utanma vs. II.Müddei : peki ne demiş abdulhamit için de boyle yerin dibine sokuyoniz acimadan. Müreddi : haa bi bakalım o bize hiç acımış mı. sultan hamid’e dair edebi değeri yüksek her yerinden sevgi saygı fışkıran şu mısraları yazmış: ortalık şöyle fenâ böyle müzebzeb işler ah o yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer * çoktan beridir vardı benim bir derdim gideyim zâlimi îkaz edeyim isterdim kafes ardında hanımlar gibi saklıydı hamid âl-i osman’dan bu korkaklık edilmezdi ümid * ah efendim o ne hayvan o nasıl merkepti * ah efendim o herif yok mu kızıl kâfirdi * yıkıldın gittin amma ey mülevves devr-i istibdad bıraktın milletin kalbine çıkmaz bir mülevves yâd düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i iblis’e * gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek otuz üç yıl bizi korkuttu şerîat diyerek * ayrıca “kardeşim” dediği mithat cemal (kuntay) “abdulhamit’i görünce akif’in midesi bulanırdı. hamid’ten iğreniyor reşad’a kızıyor vahdettin’e hem kızıyor hem iğreniyordu” diyor (bkz. mehmet akif, ist.1939, s.242). ne zevk sahibi bi islam şairi imiş ama dî mi. bakınca insanın gözü kararıyor! III.Müddei : peki günümüzde niye madem böyle abartılı sahipleniliyo. Müreddi : gariptir m.akif’e tapınma ve perestij pek yeni bi faaliyet. daha öncesi adama bütün chape.li ve solcular ve birazcık da sözdeokumuş tabaka sunturlu söverdi. günümüzdeki abartılı kabartılı âlâyişli akıltutulmalı acayip işli angı/algı faaliyeti galiba on onbeş yıl önce falan başlatıldı. 12 mart malum şiiri lans merasimi vs. kutlamalar da pek yeni. tuhaf bi anakronizm (zamandagerigidiş) var gibi ve bu pek tuhaf. herkesçe malumdur şehir “sözde” kurtuluş ilkmektep seremonisi kalitesindeki her deliğinden sanat fışkıran kepazelikler de 27 mayıs katliamı ertesinde başlatıldı. keza 16 türk devleti safsatası 16 dandik “bayrak” uydurması (galiba kahraman bi binbaşının rakı masası sanat icrası): yunani figürler timsah iquana şekilleri falan filan âh ne utanç.. lakin nerden baksan sahte motivasyona dair basit ama gariptir etkili sonuçgetirici “şey”ler (misal: izmirli ve iyiniyetli bi rum kardeşin sanat endişesinden neşet etmiş padişah resimlerine de bi-zahmet bi bkz.) bunun için ve ilgili sevinenler heyecanlananlar kılları (keşke akılları olaydı) tiken tiken olanlar masa ve duvar süsü türlü fetiş afiş vb. bu nasıl bi “toplu ayıplaşma”dır kültürde kayıplaşmadır anlamadık gitti. zekamızla alay etme aklımızla dalga geçme daha nereye kadar.. hele ehl-i imanın (müslümanlar) bu türlü şeylere (yalan/yarıputçuluk) sarılması inanılacak gibi değil. III.Müddei : peki abdulhamid’in hal fetvası üzerine ne diyeceksiniz ki Müreddi : elmalılı kişisi yazdı (bkz. erol güngör) m.akif kişisi de onun “hık”deyicisidir birlikte becerdiler ama keyfini süremediler. rezil aşağılık olarak yaşayıp öyle öldüler. m.akif kişisinin cenazesi bayezıt camisi’inden sonra’nın önemli dinsiz-masonu sulhi dönmezer ve saz arkadaşları tarafından kaldırıldı (mükerrer ifade). eh bu pek cuk oturdu. mason c.efgani ve talebesi mısırlı mason abduh büzükteşi/hayranı arnavut m.akif.e de bu yakışırdı. layıkını buldu. elmalılı armutlulu muzlulu ananaslılı pisisinin nasıl nirvanaya kanatlandığını hangi usül gömüldüğünü bilmiyorum bilmek de istemem ama müslüman işi olmadığını sanıyorum! IV.Müddei : sonra da kendini müslüman addediyorsun. hadi kalk git burdan nifak tohumcusu. Müreddi : tmm âbicim ânında tornistan icabında hemencik gidiyom hiç ikiletmeden hem de. hadi ben kaçtım hadi bana eyvallah ve cümleten mutlu noeller dileyin! şaka.. şaka burdayım burdayız ve var’ız artık binaenaleyh yokluğa (adem) mahkum olanlar allah düşmanı yok’lar düşünsün bundan sonrasını. neyse elmalılı/armutlulu ve o biççim mutlu amcanın kırk(?) yıl cumalar için dahi evden çık(a)madığı hatırlanıyor. kendi kendini sağken tarihe gömmüş. eh ne denir. biri böyük islam alimi öbürü böyük islam şairi (mükerrer ifade) öyle mi.. vay be. peki biz ç.kale şehit torunları n’olmuş oluyoz bu durumda. murat başaran bi yazısında şöle diyordu: m.akif.i sevmek zorunda mıyım? (ünlü hanende dilberay’ın da son önemli şarkısının adı da “zorunda mıyım”dır. artık bu mevzuyla ne ilgisi varsa). evet siz de bu vb. öteki münasip soruları sorun kendinize ve tarihe. zamanıdır. nasıl ki namaz vakti girince kılınıyorsa bu durum doksan/yüz küsur yıl sonraki sorular ve cevapları için de aynıdır (aynı/benzer mekanizma ile gerçekleşir). V.Müddei : m.akif'e karşı bu olumsuz tavrın arkasında da abdülhamid aleyhindeki tavrı ve milliyetci tavrı olabilir mi? m.akif için sadece istiklal marşı değil bülbül gibi çanakkale şehitleri gibi şiirleri referans olarak yeter de artar diye düşünüyorum. Müreddi : kızma küsme olamayacaksa şunu desem diyom: m.akif adlı kişiye dair sevgi tavrı acaba “öğrenilmiş cehalet” tanımına bi örnek olabilir mi. sözde “allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın” dediği günlerde/yıllarda aya-sofia kapatılıktı müslümanlara eza cefa katliam furyası esiyordu ezan kuran hac mevlid caddede/sokakta yürüme vb. yasak idi idam sehpaları bidayetten hep aktif idi (onun adı akif idi) peki bu durumda “yazdırmasın” ne anlama geliyo idi bizim haberimiz olmadan n’olduydu ki acip. şair amca ne boncuk kastetmiş olabilir ki ayrıca adıgeçen/mezkur söz küllüm uydurmadır ve bilinen şehir efsanelerine süppernova bi örnektir (mükerrer ifade) cenaze kaldırılma işi ise tamamen üniversiteli genç masonların bi kültür/sahipçıkma faaliyeti idi ki / yakışır (mükerrer ifade) amcanın abdulhamid düşmanlığı dillerde sakızdır / geç bi kalem.. artık herkes biliyor. elmalılı kişisiyle birlikte hal fetvasını yazdılar / geç bi kalem.. biri böyük islam alimi öteki böyük islam şairi ilan edildi (mükerrer ifade) geç bi kalem.. ne de safız ama biz dî mi. dini inancı da bozuk bi amcadır yani o günün yaşarnuri sapık.ı gibidir (mükerrer ifade) mason aşığıdır/uşağıdır vd. bunlar benim için ilk elde tali sebeplerdir / geç bi kalem.. esas mevzu regimeye şarkı türküler övgüler yazmaktır (misal: ulusal düttürü). işte bu beni(m cânımı) çok yakından ilgilendiriyor. bizi evimizin önünde sokakta meydanlarda allah dediğimiz için selanikli bi yahudiye tapmayı reddettiğimiz için bi elhamd bi kulhü bi besmele için asanlara ilahiler neşideler methiyeler düzdü. kehreman diye tavsif ve tesmiye ettiği respubliqa army’e tutsak düşüşümüzün kasidesini yazmakla işi iyice doruk’a sardı. bizi değil onları sevdi ululadı ulugün’de onlarla birlikte haşr’olsun / yakışşır.. sorarım: ezan yasaklamaya dair tek bir sözünü itirazını duyan gören bir adet “dair mısra”sını okuyan var mı / yok / niye yok / hala anlamadınız mı amca da aynı fikirdeydi aynı çanaktan hoşaf içiyordu aynı yolun adamıydı be! neyse mahut itdalaşında pay koparamayınca mütekebbir tağuti amcalarla ayrı düşmüş falan bunlardan bize ne size ne / cevap versenize / çoraplar merserize.. I.Müddei : konuyu nerelere kaydırdınıız ama böyle enikonu. Müreddi : eh canı yanan kişi n’apmaz.. biz giren kurşun akan kan sıkılan boyun alınan canımızı biliriz ancak / ve yalnızlık ağlayış inleyiş postal sesi dipçik darbesi ve koparılan kol kırılıp sallanan bacak.. izninizle onları bari aççicik bilelim dî mi. yoksa bilmezden gelip bazı amcaları ille de sevelim mi. valla bu çok saf arı siteril bi amore olur yani meşru/gayrımeşru hiçbir çıkara dayanmıyor. vay ki vay.. korkulur zira hiç hafifletici sebep olmaksızın mahşerde rabbimizin huzurunda n’aparız hangi bahaneye sığınırız. şeytana uydum nefsime mağlup oldum şan şöhret madalya ünvan makam mevki masa kasa yasa para altın pırlanta esmeralda karı kız gaz ve hız verdiler gözüm döndüydü falan hiçbiri yok. ee bunlar olmadan “sevmek” çok riskli hatta bizatihi rizikonun ta kendisi. ee amcalar da çoktaan bizden önce ölmüş gitmiş. kendilerinden bi duble ırakı bi adet baş okşama sırt sıvazlama dudak gülümseme dahi tatmamışız.. birlikte çekildiğimiz ve arka sıra soldan otuzsekizinci olarak sırıtık pozisyon göründüğümüz siyahbeyaz bi fotomuz da yok. peki bu ne menem utançlı bi adanış ola.. rus putu yıkılınca birçok komünist ıslah-ı nefs ve tövbe idüp insanlaşma yoluna girmişken bizim ilkmektep daha olmadı cehapeli liseiki tarih örtmeni etkisinde ve kuzeykore standartlarında tapınç/perestij üretmemizin -bırakın islamı ve budizmi filan- klasik pagan envanterinde bile yeri yok ve ayrıca putatapıcılık geleneğine de aykırı! vesselam.. vessepet * müddei ne demek / şu demek: İddia eden, iddia sahibi müreddi ne demek / şu demek: Reddeden, reddiye sahibi

yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık