BU DA BEKA MESELESİ!

"1986’dan beri verileceği vaad edilen ve Sayın Cumhurbaşkanımızın “uzman arkadaşlar” diye hitap ettiği, Devlet Arşivleri Başkanı’nın “Arşivlerimiz bu arkadaşlarımızın omuzlarında yükselmiştir” dediği, Osmanlıca belgeyi Murat Bardakçı’nın deyimi ile “gazete okur gibi okuyan”, belgeyi tasnif eden, özetleyen uzman personel “istihdam fazlası” gerekçesiyle Çevre Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, SGK, Diyânet İşleri Başkanlığı, MEB, Devlet Bale ve Tiyatrosu gibi ilgisiz kurumlara gönderildi. Yıllarını arşivde çalışarak geçirmiş, aldıkları özel hizmet eğitimleri ile yetiştirilmiş, yaptıkları tasnif çalışmaları ile milyonlarca evrakı araştırmacıların hizmetine sunmuş, çalışmalarıyla yüzlerce kitap yayınlamış 250 kişi hem gönderildikleri kurumlarda yapacakları bir iş olmadığından bankamatik memuru yapılarak devlette atıl hale getiriliyor hem de Osmanlı arşivlerinin tasnifi sekteye uğratılmak isteniyordu."

BU DA BEKA MESELESİ!

Türk Arşivciler Derneği bir bildiri yayınlayarak "Devlet Arşivleri"nde yaşanan problemleri komuoyuyla paylaştı. 

Bildiri şöyle:

Arşivler bir milletin hafızasıdır. Bundan dolayıdır ki, bir devletin ve milletin tarihi,
devlet ve millet hayatının öz çizgileri arşivlerinde gizlidir. Üç kıta üzerinde, çok geniş bir
coğrafyada ve altı yüz yılı aşkın bir zaman diliminde hükümran olmuş ve çeşitli milletleri
bünyesinde barındırmış olan Osmanlı Devleti'nden, Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal etmiş
zengin arşiv malzemesi yalnız Türkiye'nin değil, bugün müstakil devletler kurmuş olan 40'a
yakın Orta ve Yakın Doğu, Balkan, Akdeniz, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinin kültür, iktisat
ve siyasî tarihlerinin gün ışığına çıkarılmasında, milletlerarası hakların ispatı ve
korunmasında, ayrıca vatandaş haklarının gerektiğinde hukukî mesnedi olması bakımından
sahip olunan tek kaynaktır.
Günümüzde, bu ülkelere mensup araştırıcılar, kendi millî arşivlerini kurmak, toplum
ilimleri açısından var oluşları ile ilgili meseleleri incelemek, tespit ve değerlendirmek için
Osmanlı Arşivleri'nde araştırmalar yapmak mecburiyetini duymaktadırlar. Osmanlı
Devleti'nden intikal eden en zengin ve değerli arşiv malzemesi Cumhurbaşkanlığı Osmanlı
Arşivlerindedir.
Arşivler Dün ne Hâlde İdi?
Osmanlı Arşivleri tasnif faaliyetlerini 1986 yılına kadar oldukça sınırlı personel ve
imkânlarla sürdürmekte idi. Yapılan bir kongrede bilim insanlarının arşivlerin önemine dikkat
çekmeleri, zamanın Başbakanı Turgut Özal’ı ve değerli devlet adamı Hasan Celal Güzel’i bu
konunun üzerine eğilmesine vesile olmuş ve arşivlerde peyder-pey olmak üzere yaklaşık 500
civarında personel istihdam edilmiş, yeni binalar ihdas edilmiş ve bir asırdır depolara
mahkum edilen Osmanlı evrakının tasnifine başlanılmıştır.
Arşivlerde istihdam edilen personel üniversitelerin tarih, edebiyat, ilahiyat, Arap dili,
Fars dili gibi bölümlerinden mezun, Osmanlıca’yı okuyabilecek, aynı zamanda Osmanlı
Devleti’nin işleyişi hakkında bilgi sahibi kişiler arasından sınavla seçilmiş olma özellikleri ile
dikkat çekiyordu. İlk iş olarak depolardaki evrakın boşaltılması işlemlerine başlanıldı.
Yüzyılların tozu üzerine inmiş, kimi çatılardan akan sulara maruz kalmış, kimi çamurla
kaplanmış, bir kişinin sürünerek ancak girebildiği dehlizlerde sıkışmış milyonlarca evrak
özenle tek tek elden geçirilerek dosyalara konuldu. Geçmişine duyduğu sevgi, geleceği
aydınlatacağına olan inancı ve idealizmi ile Arşiv personeli bu zahmetli, tozlu, zorlu işin
altında başarı ile kalkmasını bilmiştir.
Osmanlı Arşivinde tahmini olarak 100 milyon belge ve 400 bin civarında defter
bulunmaktadır. Bunlardan tasnifi tamamlanan 30 milyon civarında belge ve 260 bin defter
araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Tasnif ve dijitalleştirme faaliyetleri hızla devam
etmektedir.
Yıllık 4-5 bin civarında araştırmacının geldiği Osmanlı Arşivi’nde 1921-2018 tarihleri
arasında, aralarında Amerika, Almanya, Irak, Suriye, İngiltere, Japonya, Fransa vb ülkelerin
bulunduğu yaklaşık 10 bini yabancı olmak üzere 60 bin civarında araştırmacıya araştırma izin
verilmiştir. Osmanlı Arşivi bünyesinde kurum personelinin hazırladığı 150 adet eser ilim
aleminin istifadesine sunulmuştur.
2013 yılında zamanın başbakanı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyib Erdoğan’ın
Osmanlı’ya verdiği özel önemin bir nişanesi olarak ihtiyacımız olan modern bir Osmanlı
Arşivi Külliyesi yaptırması arşivciliğimize büyük bir katkı sağlamıştır. Bina bakımından iyi
bir mekâna kavuşan arşivlerimiz birçok teşebbüslere rağmen personelin özlük hakları
konusunda gerekli itibarı görmemiştir.
Günümüzde Arşivlerin Durumu
2018 yılında Başbakanlığın ilgası ile Devlet Arşivleri’nin Cumhurbaşkanlığı’na
bağlanması, uzun yıllardan beri sözleşmeli personel olarak çalışan; 2013 yılında yaptığı işin
karşılığı olmayan “araştırmacı” statüsüne geçirilerek maddî hak kayıpları yaşatılan arşiv
personeli bu değişikliğe özlük haklarına kavuşacağı ümidiyle oldukça sevinmişlerdi. Çıkarılan
11 numaralı kararname ile Devlet Arşivleri Başkanlığı’na “uzman ve uzman yardımcılığı
kadroları” ihdas edilince bu haber arşivcilere uzun yolun sonunda hak ettikleri bir müjde
olmuştu.
Ancak 2018 Ağustos ayında Devlet Personel Başkanlığı’nın sitesinde yayınlandığında
haberdar olduğumuz 250 arşiv personelinin ilgisiz kurumlara gönderilmesi hadisesi arşivlere
büyük bir darbe olarak hepimizde büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yarattı.
1986’dan beri verileceği vaad edilen ve Sayın Cumhurbaşkanımızın “uzman
arkadaşlar” diye hitap ettiği, Devlet Arşivleri Başkanı’nın “Arşivlerimiz bu arkadaşlarımızın
omuzlarında yükselmiştir” dediği, Osmanlıca belgeyi Murat Bardakçı’nın deyimi ile “gazete
okur gibi okuyan”, belgeyi tasnif eden, özetleyen uzman personel “istihdam fazlası”
gerekçesiyle Çevre Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, SGK, Diyânet İşleri Başkanlığı, MEB,
Devlet Bale ve Tiyatrosu gibi ilgisiz kurumlara gönderildi. Yıllarını arşivde çalışarak
geçirmiş, aldıkları özel hizmet eğitimleri ile yetiştirilmiş, yaptıkları tasnif çalışmaları ile
milyonlarca evrakı araştırmacıların hizmetine sunmuş, çalışmalarıyla yüzlerce kitap
yayınlamış 250 kişi hem gönderildikleri kurumlarda yapacakları bir iş olmadığından
bankamatik memuru yapılarak devlette atıl hale getiriliyor hem de Osmanlı arşivlerinin tasnifi
sekteye uğratılmak isteniyordu.

Kurum personelinden bazı arkadaşlarımız ve alanında tek sivil toplum kuruluşu olan
Türk Arşivciler Derneği bir sorumluluk üstlenerek konunun yanlışlığını anlatmak ve bu
yanlıştan acilen dönülmesini sağlamak için kamuoyu oluşturdular; birçok siyasetçi ve
bürokratlarla görüşerek Devlet Arşivlerinde oynanmak istenen oyunu gözler önüne serdiler.
Bu elim hadise sadece Arşiv camiasında değil medeniyet dünyamızda da şaşkınlıkla
karşılandı. 
Devlet Arşivleri Başkanı otuz yıldır hizmet ve emek veren personeli kurumdaki isim
değişikliğini fırsat bilip “istihdam fazlası” göstererek göndermek istiyordu.

Eleman yetersizliğinden dolayı taşeron firmalardan eleman temin edilerek evrak tasnifi yaptırılan
bir kurumda nasıl olur da bunca personel çeşitli kurumlara zorla gönderilmek istenir? Bir
devlet adamı ve bürokrat böylesine nadide bir kurumda uzmanlaşmış ve görevini hakkıyla
yapan personelini neden başka kurumlara göndermek ister? Kanaatimizce burada devlet
büyüklerine yanıltıcı bilgiler verilmek suretiyle sürgüne onay alınmıştır. Devlet Arşivleri bu
olayla devletimizin 15 Temmuz darbe girişimine benzer bir olayla karşı karşıya kalmıştır.
Türk Arşivciler Derneği ve bir kısım personelin hummalı çalışmaları neticesinde
devletimizin ortak aklı galip gelmiş; bu hatadan dönülmüş ve kendi isteği ile kurum
değiştirenler haricindeki personel kurumlarına iade edilmişlerdir. Devletimizin aldığı bu karar
tarih ve medeniyetimize verilen değeri tekrar pekiştirmiştir.
Ancak Devlet Arşivleri Başkanı altı ay içerisinde yapılması gereken uzmanlık ve
uzman yardımcılığı sınavlarını yapmamış, personele kanunen tanınan hakların teslim
edilmemesine ve mağduriyetlerine neden olmuştur. Kurum içinde yaptığı görevlendirmeler
liyakat esasına göre değil, bir grubun istihdamına matuf olarak yapılmıştır. Başbakanlığa
bağlı iken bir ilçe belediyesinde görevli zabıta memuru yakınını Genel Müdür Yardımcısı
yapan mevcut başkan yeni çıkan kararname ile aynı kişiye arşiv uzmanı hakkı vermiş, otuz
yıldır emek eden personele ise bu hakkı çok görmüştür.
Nasıl Bir Devlet Arşivleri Olmalı?
Kurumun teşkilat yapısını düzenlediği için kurum personelini sevindiren 11 numaralı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Devlet Arşivleri Başkanlığı Kararnamesi 'nin,
kanaatimizce tadile muhtaç bazı yönleri bulunmaktadır. Kararname’de dokuz daire başkanlığı
oluşturulmasına rağmen, “Osmanlı Arşivi” ve “Cumhuriyet Arşivi” adlarına yer verilmemiş,
sahip oldukları evrak birikiminin farklı yönetimsel gereklilikler barındırması göz önüne
alınmamıştır. Yukarıda sayılan sebeplerden dolayı;


1- Adı geçen Osmanlı Arşivi ile Cumhuriyet Arşivi, Devlet Arşivleri Başkanlığına bağlı
iki ayrı genel müdürlük haline getirilerek ilgili daire başkanlıkları bu genel
müdürlüklerin iş akışına göre yeniden belirlenmelidir. Uzun yıllardan beri literatürde
yer almış olan “BOA” "BCA" kısaltmaları “Başkanlık Osmanlı Arşivi” ve Başkanlık
Cumhuriyet Arşivi kısaltmaları olmak üzere korunmalıdır.
2- Geçici bir madde ile bir defaya mahsus olmak üzere 11 Numaralı Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin çıkarıldığı tarihte, mülga Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel
Müdürlüğü kadro ve pozisyonlarında, 2-10 yıl arası çalışan lisans mezunu arşiv
personelinin uzman yardımcılığına atanmaları sağlanmalıdır.
3- Yine bir defaya mahsus olmak üzere 11 Numaralı Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin yayımlandığı tarihte, mülga Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel
Müdürlüğü kadro ve pozisyonlarında, 10 yıl üzeri çalışan lisans mezunu arşiv
personelinin uzmanlığa atanmaları sağlanmalıdır.
4- Uzmanlık için ihdas edilen kadrolardaki % 30 barajı kaldırılmalı veya 9. derecedeki
uzman yardımcılığı kadrolarından yeteri kadarı, iptal - ihdas yöntemiyle uzmanlık
kadrolarına ilave edilmeli ve böylece yıllarını Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri’ne
yıllarını vererek konularında uzman olmuş personele hak kaybı yaşatılmamalıdır.
5-Restoratör veya farklı hizmetlerde çalışan teknik personelin tanımları yapılmalı ve
kadro cetveline eklenerek hak kayıpları engellenmelidir.
6-Cumhurbaşkanlığı çalışanlarına verilen görev tazminatı Devlet Arşivleri çalışanlarına
da verilmesi sağlanmalıdır.


Görev tanımlamaları yapılmadığı için uzman, uzman yardımcısı, araştırmacı veya
sözleşmeli personel adı altında çalışacak personele, aynı işin yaptırılması durumunda çalışma
barışının bozulacağı endişeleri göz ardı edilmemelidir.
Bu kıymetli mirasın korunması ve geleceğe aktarılmasında büyük pay sahibi olan
uzman arşiv personelinin küskünlük ve kırgınlıklarına mahal verilmeden sürecin
tamamlanması ve çalışma barışının bozulmadan kurum hizmetinin devam ettirilmesi en büyük
dileğimizdir.

Beğendim 0 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık