Akdoğan kimlere "şımarık" dedi?

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Biz yardım yaparken birileri ahkam kesiyor. Kimsenin Türkiye'ye ev ödevi verme gibi şımarıklık içerisine girmemesi gerek" dedi.

Akdoğan kimlere "şımarık" dedi?

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Türkiye'nin insani yardımlar konusundaki başarılarına değinerek, "Biz bu yardımları yaparken birileri ahkam kesiyor ve 'Şu yapılmalı, bu yapılmalı' diyorlar. Peki kardeşim Türkiye burada 1,5 milyon insanı ağırlıyor, sen ne yapıyorsun? Taşın altına elini mi soktun? 3-5 insanı ağırladın mı? Türkiye bunu tek başına ağırlayan bir ülke. O zaman kimsenin Türkiye'ye ev ödevi verme gibi şımarıklık içerisine girmemesi gerek" dedi.

Akdoğan, Hasan Kalyancu Üniversitesi'nin (HKÜ) yeni akademik yılının açılışında yaptığı konuşmada, merhum Hasan Kalyoncu'yu rahmetle andıklarını, onun öncülüğünde kurulan üniversitenin bugün gerek fiziki yapısı gerekse eğitim kalitesiyle büyüyen Türkiye'nin öncü kurumlarından olduğunu söyledi.

Gelişen dünyada artık ülkelerin değil, kentlerin birbiriyle yarıştığına işaret eden Akdoğan, HKÜ'nün bu anlamda önemli başarılar elde ettiğini vurguladı.

Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması için üniversitelere önemli görevler düştüğünü belirten Akdoğan, ekonominin yanı sıra birçok alanda da büyümenin gerçekleştirilmesi gerektiğini, bu anlamda da üniversitelerin Ar-Ge konusunda daha fazla çalışması gerektiğini dile getirdi.

"Türkiye'ye ev ödevi verme gibi şımarıklık içerisine girmemesi gerek"

Akdoğan, Suriyeli mülteciler nedeniyle son dönemlerde sosyal sorunların yaşandığını ancak bunun üniversitelerin destekleriyle kısa zamanda çözülebileceğini vurguladı.

Türkiye'nin herhangi bir ülke olmadığını kaydeden Akdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz zulümden kaçan kim olursa gönlümüzü ve kucağımızı açmak durumundayız. Bu sadece bugünkü değil, geçmişimizden gelen kültürümüzdür. 1,5 milyon Suriyeliye gönlünü açtı bu millet. Buraya çok büyük travmalar yaşamış insanlar geliyor. Bu çok kolay değil. Buna dayalı elbetteki sıkıntılar yaşanabilir ama bunu milletçe göğüslemek ve çekmek zorundayız. Biz bu yardımları yaparken birileri ahkam kesiyor ve 'Şu yapılmalı, bu yapılmalı' diyorlar. Peki kardeşim Türkiye burada 1,5 milyon insanı ağırlıyor, sen ne yapıyorsun? Taşın altına elini mi soktun? 3-5 insanı ağırladın mı? Türkiye bunu tek başına ağırlayan bir ülke. O zaman kimsenin Türkiye'ye ev ödevi verme gibi şımarıklık içerisine girmemesi gerek. Türkiye kendi milli çıkarları neyi gerektiriyorsa kendisi planlar ve o adımları kendisi atar. Bugüne kadar da atmaktadır. Türkiye'nin yaptığı uyarılar dikkate alınmadığı için bölgede sorunlar derinleşmiştir."

Akdoğan, terörle mücadelenin Türkiye'nin yıllardır uyguladığı, hep yalnız bırakıldığı, sürekli gündeme getirdiği bir konu olduğunu vurgulayarak, "Bu küresel bir meseledir. Biz 'sürekli ortak mücadele gerekir' derken birileri hep topu taca atıyordu. 'Esed giderse ne olacak, alternatif yok. Var olan duruma göz yumalım' sözlerinin yarattığı pasifliğin arkasına sığındılar" diye konuştu.

AK Parti'nin varlığı itibarıyla silaha ve teröre karşı olduğunu ifade eden Akdoğan, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda elinden geleni yaptığını kaydetti.

"Artık kederli, yalnız veya mahsun bir Türkiye yok"

Üniversite hayatının insana kimlik kazandıran, geleceği şekillendiren bir yapısı olduğunu dile getiren Akdoğan, şöyle devam etti:

"Aslında gençler burada sosyalleşir. Burada öyle kodlar kazanırız ki hayatımızın her döneminde karşımıza çıkar. Gençler genelde düş kurmakla ayağı yere basmamakla uçuk kaçık olmakla hayalci olmakla suçlanır. Oysa ki gelişimin temeli bir düşe ve hayale sahip olmaktan geçer. Sizin bir hayaliniz yoksa bir derdiniz de yok demektir. Dertsiz, tasasız, hayalsiz insandan da kimseye fayda gelmez. Hayali olmayan insan, amacı ve hedefi olmayan insandır."

Türkiye'nin en sıkıntılı dönemlerinde bu sıralardan geçtiğini ifade eden Akdoğan, gençlere şöyle seslendi:

"Bugünler, geleceğiniz için altın fırsatlar sunuyor. Bugünleri kendinizi dört duvara arasına kapatarak, internetin insanları yalnızlığın dipsiz derinliğine mahkum ettiği ve toplumdan uzaklaşılan günler olarak harcamayın. Öncelikle hayatınızın bir anlamı olsun. Bugünün gençleri olarak geleceğe daha fazla umutla bakabilirsiniz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti gücünü toplayarak gelişme yolunda devasa adımlar attı. Herkes Türkiye'ye gıptayla bakıyor. Artık kederli, yalnız veya mahsun bir Türkiye yok. Her alanda gümbür gümbür gelişen, dünya haklarına umut olan bir Türkiye var. Bundan dolayı sizler de daha umutlu olmalı ve büyük yürüyüşe 'Ben nasıl bir katkı sunarım' diye dertlenmelisiniz."

İletişimin gücü

Artık devletler arasındaki rekabetin, çatışmaların, güç rekabetlerinin iletişim üzerinden medya manipülasyonlarıyla gerçekleştiğine dikkati çeken Akdoğan, Türkiye'nin son dönemde medya manipülasyonu ve saldırısı altında olduğunu vurguladı.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Gezi olaylarından tutun 17 Aralık sürecine kadar 'hükümeti nasıl yıkabiliriz' kampanyasının içerisinde uluslararası birtakım lobilerin medya manipülasyonlarıyla hareket ettiğini gördük. Kimse Türkiye'yi psikolojik harekat yöntemleriyle istemediği noktaya çekemez. Son dönemde de benzer medya manipülasyonlarını görüyoruz. Buna karşı milletçe mukavemet gösterebilmemiz, iletişim alanlarında, kamu diplomasisi alanında, toplumsal algı yönetme gücünde nerede olduğumuzla ilgilidir. Bu yüzden iletişim fakülteleri ve iletişim bölümleri çok önemlidir." 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık