AK Parti'yi merhum Özal kapattırmadı

8. Cumhurbaşkanımız onu göreve getirdiğinde henüz 40 yaşındaydı. Çok büyük tartışmalara yol açtı Haşim Kılıç'ın üyeliği... Şimdi onu rejimin teminatı olarak görenler, o dönemde en büyük hakaretleri peş peşe saydırmışlardı. AYM Başkanı Haşim Kılıç, 2015 Mart'ında emekli olup gidiyor. Ama son dönemde yaptığı açıklamalar, mahkemenin aldığı kararlar "Daha önce böyle demiyordu. Acaba kendisine şantaj mı yapılıyor?" sorusunu ister istemez akıllara getiriyor.

AK Parti'yi merhum Özal kapattırmadı

Türkiye'deki derin güçlerin yargıyı nasıl kontrol altında tuttuğunu gören 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, henüz 40 yaşındayken Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçti Haşim Kılıç'ı... Bu göreve gelenler yaş haddinden emekli oluncaya kadar, kendileri istifa etmedikçe makamlarında kaldıkları için ömrü olursa en az 25 yıl Anayasa Mahkemesi üyeliğinde kalacaktı. Böylece seçilmişlerin önünde adeta muhalefet gibi duran yargının tarafsız bir yapıya kavuşturulması, hükümetlerin daha rahat çalışması sağlanacaktı. Ancak merhum Özal'ın ömrü vefa etmedi. Sadece iki üye ataması yapabildi Çankaya'da bulunduğu yıllar içinde. O iki üye de önlerine gelen pek çok konuda çoğunlukla diğerlerinin aksine milletin arzusu yönünde oy kullandılar.

Bu yüzden de hep "ötekiler" olarak görüldüler, aslında öteki oldukları halde, ötekiliklerinin, tarafgirliklerinin farkında olmayanlar tarafından...

Bu üyelerden biri Sacit Adalı'ydı. O uzun zaman önce emekli olduğu için konumuz dışında... Bu yazımızda Haşim Kılıç'ın 24 yıllık serüvenini inceleyeceğiz.

Kıyameti kopardılar

Dediğimiz gibi 5 yıllık Sayıştay üyesiyken Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine getirildi.

Malum çevreler bunun üzerine kıyameti kopardılar.

Haşim Kılıç'ın eşi başörtülü, evinde televizyon yok diye haberler yapıldı.

Haşim Kılıç'ın evinde televizyon sehpasının üstünde TV görüntüsü yayınlanınca, bu defa da hukukçu değil tartışması başlatıldı. Üstelik bu görev için hukukçu olmak gerekmediği biline biline...

Haşim Kılıç uzun süre bunların elinden kurtulamadı.

Kan emici vampirler, habis ur

Vural Savaş'ın, Refah Partisi ve Fazilet Partisi için, 'Habis bir ur, kan emici vampirler' diye açtığı kapatma davasında, 'Partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır' dedi. Parti kapatmalarına Sacit Adalı ile birlikte karşı çıktı. Başörtüsü konusunda hep özgürlükçü tavır sergiledi.

AK Parti hakkında açılan kapatma davasının 1 oy farkla 'kapatmama' yönünde gerçekleşmesinde de Haşim Kılıç'ın payı büyüktü.

Haşim Kılıç, mahut çevreler tarafından hiç sevilmedi. Sevmeyenlerin en başında da 28 Şubat döneminin Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş geliyordu. Hem Refah Partisi, hem de Fazilet Partisi hakkında kapatma davası açarak bu partileri kapattıran Vural Savaş, Kanal 6 Televizyonu'nda Hulki Cevizoğlu'nun programında evine misafir olarak gelen Haşim Kılıç'ın eşi hakkında hakaretamiz kelimeler kullanmıştı.

Misafire hakaret

Savaş, şöyle demişti: "Ben Başsavcı seçildiğimde, Anayasa Mahkemesi üyelerinin eşleri, kutlamak için bizim lojmana eşimi ziyarete gelmişler. Ben zili çalmam, kapıyı kendim anahtarla açarım. Kapının tam karşısında da salon var. İçeri girdim. Bir kadın beni görünce kendini yere attı, başını halıyla örtmeye çalıştı. Sara nöbeti geçiriyor sandım. Eşim koştu geldi. Ambulans çağırayım mı, diye sordum. Meğerse o kişi, Haşim Kılıç'ın eşiymiş, başı açıkken erkek eve girdi diye öyle davranıyormuş.''

Vural Savaş bu sözlerinden dolayı mahkemede tazminat ödemeye mahkum olduysa da kötülemelerinden geri durmadı.

Atatürk düşmanı

Savaş, Sözcü gazetesindeki köşesinde, 'Atatürk düşmanı' olmakla suçladığı Kılıç hakkında, "Devletin tarif eden niteliklerini reddeden zihniyette birisinin öyle bir göreve getirilmesi en basit ifadeyle kediye ciğer teslim etmektir." yazmıştı. Bu yazı üzerine de Haşim Kılıç'a tazminat ödemek zorunda kaldı.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiği dönemde Türkiye Barolar Birliği, Haşim Kılıç'ın Sayıştay üyeliğinin geçerli olmadığını öne sürerek bunun iptal edilmesi için bildiri yayınlamıştı. Elbette böylece asıl amaç Kılıç'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğinin düşürülmek istenmesiydi.

O zamanki İstanbul Baro Başkanı Turgut Kazan, Emin Çölaşan' a mektup yazarak, "Lütfen yazın… Bu oyunlardan sonra, Sayıştay kontenjanından, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Haşim Kılıç isimli birini getirecekler. Bu şahıs büyük bir Atatürk düşmanıdır." dedi.

Sonuçta Anayasa Mahkemesi, Haşim Kılıç'ın atanmasına temel teşkil eden yasa değişikliğini iptal etti. Ancak " iptal kararları geriye yürümez" deyip, Haşim Kılıç' üyeliğine devam izni verildi.

Neden seçtiğini anlattı

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal, bu konuda Mülkiye haftasında yaptığı konuşmada, Haşim Kılıç'ı seçme nedenini şöyle anlattı:

"Sayıştay Genel Kurulu, ehil olan üç kişiyi bana gönderdi. Bir de kağıt geldi önüme. Kağıtta, gazetede yazan 'televizyon seyretmeyen Anayasa Mahkemesi üye adayı' notları vardı. Bunun üzerine, hemen iki kişiyi bu adayın evine, tahkikat için gönderdim. Aday Haşim Kılıç televizyon seyrediyormuş; hem de uydu yayın. Belki ikinciyi seçecektim ama bu tahkikattan sonra onu seçtim."

Özal'la son görüşenlerden biri

17 Nisan 1993 tarihinde görev başındayken hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile son görüşen isimlerden birinin de Haşim Kılıç olması ilginç bir ayrıntı. 16 Nisan 1993 tarihinde Turgut Özal’ın, Haşim Kılıç’ı akşam vakti Köşk'e davet edip konuştuğunu aktaran kaynaklar görüşmeyi, “Haşim Kılıç, Cumhurbaşkanı Özal ile gece geç saatlere kadar görüştü. Cumhurbaşkanı ertesi sabah hayatını kaybetti” şeklinde vermişti.

Dediği gibi oldu

Kılıç, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in, AİHM kararı nedeniyle türban konusunda anayasa değişikliği yapılamayacağı sözleriyle ilgili olarak, "İçtihatları, anayasa ve yasalara göre yapıyoruz. İçtihatın dayanağı olan anayasa değişirse, içtihat da değişir" diye konuşmuştu.  Nitekim.

Türkiye'nin özgürlükler konusunda geldiği son nokta Prof. Teziç'in değil, Kılıç'ın haklı olduğunu göstermiş oldu

Kılıç ayrıca, Türkiye'de yasa ve anayasa yapma sorunu olmadığını belirterek ''uygulamada ve yargıç ahlakında sorun olduğunu'' söyleme basiretini de göstermişti.

8 günde 4 karar tepki çekti

Haşim Kılıç'ın anayasanın değiştirilememesi ile ilgili olarak geçen yıl söylediği, "Kendimizi evlenme vaadiyle kandırılmış insanlara benzetiyorum" sözü çok tartışıldı.

Anayasa Mahkemesi'nin geçen Nisan ayında bir haftada aldığı 4 karar hükümetin tepkisini çekti.

Mahkemenin ilk kararı Twitter yasağı konusundaydı. Mahkeme, üç kişinin bireysel başvuru hakkını kullanarak yasağın kaldırılması talebinde bulunmasının ardından 2 Nisan'da aldığı kararla şimşekleri üzerine çekti.

Oy birliğiyle alınan kararda Twitter'a erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğüne aykırı olduğu hükmüne  en sert tepki Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, "Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara uymak durumundayız, onun için de uyduk. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Erdoğan ve diğer hükümet üyeleri, iç hukuk yolları tüketilmeden mahkemenin bu konuda karar veremeyeceğini savundu. Oysa hükümeti devirme provası yapılan Gezi olayları sırasında Twitter, insanları maniple etmek için alabildiğini kullanılmış, bu konuda yapılan girişimler sonuçsuz kalmıştı.

Tam gün yasası

Mahkeme ikinci olarak Çarşamba CHP'nin kamuoyunda 'Tam Gün Yasası' olarak bilinen yasanın iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davayı görüşerek, iki maddesinin yürürlüğünü durdurdu. AYM bu kararla kamuoyunda Tam Gün olarak bilinen düzenlemeyi üçüncü kez durdurmuş oldu.

Anayasa Mahkemesi hükümetin 17 Aralık Operasyonundan sonra yaşanan gelişmeler üzerine çıkardığı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısında radikal değişiklikler öngören ve Adalet Bakanı'na geniş yetkiler veren 6524 sayılı yasanın bazı maddelerini iptal etti. Adalet Bakanı'na verilen tüm ek yetkileri iptal eden AYM, kanunun Adalet Akademisi ile ilgili bölümlerinin iptal istemini ise reddetti. Gündemde olmadığı halde konunun öne çekilerek görüşülmesi ve çok hızlı karar verilmesi hükümet tarafından eleştirildi.

Paralel yapı alkışladı

Anayasa Mahkemesi'nin aldığı bir başka karar ise  Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veren 5809 Sayılı kanun hükmünün iptali oldu.

Tüm bu kararlar, paralel yapı ve muhalif medya tarafından hararetle alkışlandı.

Eskiden Haşim Kılıç'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğini, rejim sorunu olarak görenler bu kararların ardından Haşim Kılıç'ın varlığını rejimin teminatı olarak görme aşamasına geldiler.

17 ve 25 Aralık darbe girişimleriyle yerel seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan'a diz çöktüremeyenler sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçiminde Haşim Kılıç'ın sırtından hesap yapmaya başladılar.

Çankaya kokan hareketler

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, Ana Muhalefet liderinden daha hızlı bir şekilde Erdoğan'a sürekli cevap yetiştirmesi acaba Kılıç Çankaya'ya aday mı olacak sorusunu akıllara getirdi. Zira o dönemde insanların böyle düşünmesini sağlayabilecek bazı gelişmeler oldu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı bir programa gitmeden 1 gün önce mahkemeden merkez medyaya, canlı yayın araçlarını hazırlayın, açıklama yapılacak tüyosu gitti. Melih Gökçek'in ziyareti el altından servis edildi.

Abdülkadir Selvi'nin yazdığı gibi, "AK Parti yöneticilerine ve Başbakan'a anında cevap yetiştirmeler, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan profili daha yüksek meydan okumalar, 'Çankaya kokan hareketler' olarak algılanmaya başladı."

Ama sonrasında Erdoğan'ın karşısına Kılıç değil, İhsanoğlu çıkarıldı. Bazılarının Çankaya hayalleri böylece suya düştü.

Belgeleri görmezden geldi

Haşim Kılıç'ın cemaatin yargıdaki örgütlenmesine ilişkin iddialara "belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor" demesi manidar bulundu. Onca belge ve bilgiyi görmezden gelen Kılıç'ın neden paralel yapıyı savunduğu tam olarak anlaşılamadı.

Önümüzdeki yıl yaş haddinden emekliye ayrılacak olan Haşim Kılıç'ın daha önce parti kapatmaları konusunda, özgürlükler konusunda hep milletten yana tavır aldığını icraatlarından biliyoruz. Oysa paralel çete liderinin 28 Şubat döneminde Erbakan hükümetini yerden yere vurduğunu, cuntadan yana tavır aldığını da hatırlıyoruz.

Dolayısıyla Kılıç, paralel yapının ayrılmaz bir parçası olsa hem parti kapatma davalarında, hem de başörtüsü davasında, "başörtüsü teferruattır" diyen çete liderinin beyanlarına uyan bir karar vermesi çok normal karşılanırdı.

Oysa o böyle yapmadı. Ama son dönemde hükümetin karşısında yer alarak "kendisine şantaj yapılıyor olabilir" iddialarının dillendirilmesine sebep oldu.

Neticede, AK Parti kapatma davasında sadece bir üye daha evet dese her şey çok farklı olacaktı. Belki de 28 Şubat dönemine hatta daha kötü dönemlere dönecektik. AK Parti'nin kapatılmasını merhum Özal engelledi desek, çok abartmış olmayız değil mi?

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık