Lütfen bekleyin..
23
Ocak

Sakin Reis

sakinreis@medyamit.com

“Nizam-ı Alem”den, “Yeni Dünya Düzeni”ne

01 Ocak 2018 23:38

 “Aleme nizam verme” davası güden Devlet-i Aliyye’nin etkisinin 1700’lü yıllarda kırılmaya başlamasından sonra dünyamız, tüm servet ve kaynaklarını kontrol altına alarak mutlak gücü ele geçirme hırsıyla hareket eden sinsi bir şebekenin eline geçti.

Devlet-i Aliyye “Allah’ın şanını yüceltmeyi” gaye edindiği davasına “Nizam-ı Alem” adını verirken; “tüm dünya insanlarını köleleştirmeyi” hedefleyen bu şeytani şebeke ise kurmak istediği nizama “Yeni Dünya Düzeni” dedi. Bu yeni düzen nihai olarak yaşlı dünyamızın “bir dünya hükümeti” tarafından yönetilmesini sağlamayı hedeflemektedir.

***

Peki bu şeytani şebekenin üyeleri kimler?

“İlluminati” olarak isimlendirilen bu şebeke dünya çapında faaliyet gösteren para imparatoru 13 ailenin oluşturduğu bir seçkinler topluluğudur. Kendilerine 13’ler Konseyi de denilen bu şebekeye Astor, Bundy, Collins, DuPont, Freeman, Kennedy, Li, Onassis, Rockefeller, Russell, Van Duyn, Merovingci ve Rothschild aileleri üyedir.

İçlerinden sadece Rothschild hanedanının servetinin yaklaşık 500 trilyon dolar olduğunu söylersek şebekenin ekonomik gücü hakkında yaklaşık bir fikir sahibi olabiliriz.

***

Bu servetleri sayesinde, dünya gıda zinciri, enerji kaynakları ve yeraltı zenginliklerinin hemen hemen tamamı bu ailelerin kontrolündedir. Güçlerini, küresel bankacılık sistemi ve borsalar aracılığıyla bütün alanlarda kullanmaktadırlar. Dünyanın değerli emtia fiyatlarını, piyasaların iniş ve çıkışlarını onlar belirlerler.

Ülke ve kurumların, İlluminati’nin planlarıyla çelişen çıkışları olduğunda, Dünya Bankası, IMF, BM, UNICEF v.b. kontrol altında tuttukları uluslararası kurumları devreye sokarak o ülke veya kurumun önünü keserler. Buralarda aldıkları kararlarla, ulusal ölçekteki kurumların (adalet, eğitim, ekonomi, medya, siyaset, v.d.) üzerinde baskı oluşturarak onları istedikleri formata sokarlar.

Toplumları yönlendirmek için öncelikle bol keseden fonladıkları sivil toplum kuruluşlarını kullanırlar; yetmezse terörist örgütleri dahi devreye sokup bir sonraki terör saldırısının nerede ve ne zaman olacağını onlar belirlerler; ki ikiz kule saldırıları gözlerinin ne kadar kara olduğunu, nasıl ince planlar yaptıklarını gösteren bunun en somut örneğidir.

Politikalarına uymayan yerel hükümetlerin düşürülmesine karar verdiklerinde darbe dahil her yolu denerler; ki tıpkı 15 Temmuz 2016 ve daha öncesinde Türkiye’de yaptıkları darbeler gibi.

Yüzyılımızda “uluslararası meşruiyet” en önemli silahlarıdır. Bu silahı kullanarak ülkelerin gelişim ve ticaretine engeller koyup, yaptırımlar uygularlar; ki tıpkı İran’a “nükleer çalışmalar yapıyor” gerekçesiyle uyguladıkları yaptırımlar gibi.

“BM sistemine ve uluslararası topluluğa muhalefet” gibi yapay suçlamalar üreterek, kişi, kurum veya ülkeleri isterlerse yalnızlaştırır, isterlerse “uluslararası toplum” adlı çetelerle saldırıp yerle bir eder, günahsız sivilleri katlederler; ki tıpkı Irak’ta yaptıkları gibi.

Nitekim, son günlerde ABD'de sahte belgelerle Türkiye'ye yönelik başlatılan kumpas davasının sebebi de, Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin onların çizdiği rotada ilerlemek istemiyor olmasıdır.

Bu düzmece davaya gerekçe gösterilen “Türkiye İran’a koyulan ambargoyu deldi” iddiasının, kurdun, akarsuyun alt tarafında su içmeye çalışan kuzuyu yemek için uydurduğu “suyumu bulandırıyorsun” bahanesinden hiçbir farkı yoktur.

İran’la en büyük ticareti -hem de alenen- yapan Batı ülkelerinin böyle bir suçlamaya maruz kalmıyor olmalarının sebebi ise tamamen bu şer şebekesinin dümen suyundan gidiyor olmalarıdır. 

***

Dünyayı kontrol etmeye çalışan bu seçkin ailelerin gücü, sahip oldukları kaynaklar ve varlıkları kadar, köleleştirmeye çalıştıkları toplumların onları tanımıyor olmasından ileri gelmektedir.

Toplumların gerçekleri öğrenip uyanması bu ailelerin kurduğu düzeni bozacak yegane seçenektir; ki tek korkuları da  budur zaten.

Çünkü hâlâ çözemedikleri bir sorunları var: onlar da ölümlü.

Bu mücadelede bize düşen görev toplumumuzu uyandırmak ve bu şer şebekesine karşı bütün mazlumlarla yek vücut olmaktır. Biliyoruz ki Allah mazlumlarla beraberdir.

YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=