Lütfen bekleyin..
23
Ocak

Selçuk Bora

generalmetafizik@facebook.com

Fatıma’nın eli değil, KABALA bilekliği!

14 Aralık 2017 13:04

El simgesi aslında neyi ifade ediyor? Üç dinin ortak mirası mı, Şiilerin icadı mı yoksa Müslümanların günlük yaşantısına sokuşturulmuş sayısız Yahudi hurafesinden biri mi?

İnanç ve kültürümüze zamanla çeşitli kültürlerden sokulmuş ve asırlarca elimizden, dilimizden düşürmediğimiz sözler ve objeler vardır, bunlar sayısızdır.

İnsan vücudunun bir parçasının maddeleştirilmesi ve farklı anlamlar ifade edecek şekilde kullanılmasına verilecek örneklerden biri de hepimizin ‘Fatıma’nın eli’ olarak tanıyıp bildiğimiz, daha doğrusu öyle zannettiğimiz, gerçekte Kabala bilekliği olarak kullanılan ve nazardan koruyup şans getirdiğine inanılan el biçimindeki eski bir objedir.

Kimi araştırmacılar Hamsa’yı (beş parmaklı eli) 3 din için de muska anlamı taşıdığı, nazardan koruduğu ve Paganlar için de bereket sembolü olarak kullanıldığı şeklinde tanımlasalar da durum böyle değildir. İslamiyet’te bunun yeri yoktur.

Yine bazı araştırmacılar bu semboldeki 5 parmağın Yahudi kültürüne göre Tora’nın 5 kitabını sembolize ettiği gibi İslam’ın 5 şartını veya 5 kişiden meydana gelen Ehl-i Beyt’i temsil ettiğini iddia etmektedirler ki bunun da bir kökeni ve dayanağı yoktur. Bunlar, şüphesiz Ehl-i Beyt hakkında sayısız hadis ve hurafe üretmiş olan Şiilerde ortaya çıkıp zamanla İslam coğrafyasına yayılmış ve pek çok kimsenin, bu tür objelerin çıkış yeri ve felsefesini bilmeden, sadece eşyanın dış görünüşüne bakarak beğenip kullandıkları, halk arasında ‘kült’ haline gelmiş nesnelerdir.

Bu elin sağ ve sol parmakları yanlara dönüktür. Diğer 3 parmak ise dikeydir. Bahsettiğimiz bileklik kırmızı ipten yapılan ve sol kola bağlanan, bazen de 5 parmaklı el ile birlikte kullanılan ve bize Yahudi inanışından geçmiş bir takıdır.

Dinler arasında hurafe olmayan bazı ortak değerlerden bahsedilecekse eğer, buna Hz. İbrahim, kurban kesme gibi bütün semavi dinlerin sevip sahiplendikleri kişi ve ritüelleri örnek verebiliriz. Bunun dışında kalan, ‘dinler arası diyalogculara’ malzeme olan şekilci ve hiçbir kökeni olmayan ’sözde’ benzerlikler Resulullah Aleyhisselam Efendimizin bizlere öğrettiği gibi, birer zenginlik değil, iman edenlerle etmeyenleri birbirinden ayıran çizgilerin kaybolup gitmesi ve mümin-kafir demeden herkesin yaşantı ve davranışlarında birbirine benzemesi demek olacaktır.  

Bizim bir başka din ve o dinin dindaşları ile bir takım ortak yanlarımız olacaksa bu, hurafe olarak üretilip dini hurafeler üzerinden yaşayacağımız sahte putlar, objeler, inanışlar değil iman ve itikat noktalarında olmalıdır.

Bu bileklikle birlikte içinde tek göz bulunan el simgesinin (Hamsa’nın) İslamiyet’le bir ilgisi yoktur. Yahudi ve pagan kültürünün bir ürünü olduğu halde, bid'at ehli olan şiilerin kullanması dolayısıyla maalesef İslamiyet’le birlikte de anılıyor.

İlk olarak Amerika’da takı olarak piyasaya sürülen ve çok beğenilen Hamsa (beş parmak), zamanla herkesin odak noktası haline geldi.  Bu nesneyi veya kökenini araştırmadan getirdiği güce inananıp kullanan bir toplum olarak hemen hemen her kesimden beğeni topladı. Bu beğeni her sektörden tasarımcıya yeni kapılar açtı ve tabaktan takıya, giyimden inşaata kadar her alanda bu simge kullanılır oldu. Bu tür objelere hem süs hem de korunma ve enerji toplama düşüncesiyle yaklaşanların sayısı az değildir.

Sembolü kullanan tasarımcılar, bunun yine dış mihrakların bir oyunu olduğunu düşünmememiz ve bu tür objeleri gönül rahatlığıyla kullanabilmemiz için bir de üzerine “Besmele”, “Allah”, ‘’MaşaAllah’’ gibi sözleri yazarak objeye İslami bir hava vermeye çalışıyorlar ki, Müslümanlar arasında dikkat çekmesin, tepki görmesin. Bize Yahudi kültürünü veya başka kültürleri dayatıp, kabullendirmelerinin en iyi yolu her zaman bir nesneye bizim kutsalımızı karıştırmaktan geçmiyor mu zaten? Yıllardır üzerinde secde ettiğimiz seccadelerin üstündeki ‘subliminal’ bilinç altı mesajları araştırıp ayıklamaktan paranoyak bir hale geldik. Böylece gencimizle yaşlımızla bilinçsiz bir şekilde bu tür simgeleri kullanır hale geliyoruz.

KABALA BİLEKLİĞİ NEDİR?

İbrani kraliçesi Rahel’in Beytüllahim’de yol kenarında bulunan mezarının çevresine yedi kere sarılmış kırmızı yün iptir. Türbe örtüsünden kesildiği iddia edilir. Kırmızı İp’in kötü gözden (İbranice-Ayin Ara) koruduğuna inanılır. Bir çeşit tılsım özelliği taşımaktadır. Kabala inancına göre vücudumuzun sol tarafı enerjiyi aldığımız taraftır. Kırmızı renk ise negatifliği simgeler. Negatif kolumuza kırmızı bileklik takıldığında (sol tarafta negatif enerji vardır) iki negatif enerjiden bir pozitif enerji çıkar.

Oldukça fazla miktarlarda mezarın çevresine yedi kere dolanan ipler daha sonradan bilek boyunda kesilerek ve paketlenerek tüm dünyaya dağıtılmaktadır.

Bazı bileklikler sadece kırmızı iptendir, bazılarında ise güya ''Fatıma’nın eli'’ni temsil eden bir el vardır. Yahudi kültürüne göre bu 5 parmak Torah'ın 5 kitabını sembolize eder. Elin sağ ve sol parmakları yanlara dönüktür. Diğer 3 parmaksa dikeydir. Hamsa'nın tıpkı nazarlık gibi şeytanı uzak tuttuğuna inanılır. Ağırlıklı olarak açık mavi rengindedir. Fakat turistlerin ilgisini çekmek için farklı renk ve desenlerde de yapılıyor. Hamsa evin bir köşesine asıldığı gibi kolye, yüzük, bilezik gibi de kullanılabiliyor.

Müslüman ülkelerde güya “Fatıma Eli” diye bilinen bu figür Yahudi kültüründe de “Abla Meryem’in Eli” (Sister of Moshe Rabenu) diye bilinir. Meryem (Miryam), Hz. Musa'nın ablasıdır. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman araştırmacılar Hamsa’yı birçok değişik şekilde tanımlarlar. 3 din için de muska anlamı taşıdığı, nazardan koruduğu ve Paganlar için de bereket sembolü olduğuna dair inanışlar var. Aynı zamanda Kabalistik bir sembol de olan Hamsaya, Yahudi sanatında birçok dalda rastlayabiliriz.

Kabala inancına göre kırmızı ip bileklikler takan kişiye şans ve pozitif enerji getirir. Yine Kabala’ya inananlara göre, bunun bileğe bağlanması şu anlama gelir:

‘’Rahel’in türbesinin etrafını saran koruyucu enerji ile hayati bir bağ kurarız. Bu ip ayrıca Rahel’in koruyucu enerjisini istediğimiz zaman yanımızda taşımamızı sağlar. Rahel gibi kutsal kişilerin ışığını arayarak, onların güçlerinin bize yardımcı olmasını sağlayabiliriz. Kabala’ya göre Rahel içinde yaşadığımız fiziksel dünyayı temsil eder.”

Kabalistlerin eski dönemlerden bu yana taktıkları, Kudüs’te Ağlama Duvarı’na gidenlere bağış karşılığında takılan ve günümüze kadar gelen ve hatta moda akımına dönüşen kabala bilekliği yüzyıllardır cahil insanlara umut vermektedir.

Kabala bilekliği özellikle kırmızı yün iplikten yapılarak sol kola takılmaktadır. Kırmızı ipin kökü ise Hollywood’un Yahudi mistik öğretisi olan Kabala’yı keşfettiği 1984 yılından çok daha eskilere yani beş bin yıl kadar öncesine dayanmaktadır.

Yapılan araştırmalarda Kabala, Alaha ya da Tora’da kırmızı iple ilgili olarak yazılı bir belge bulunmamaktadır. Kabala bilekliğinin Kabalistler tarafından başlatıldığı bilinmektedir.

Kabalistler Kutsal Rahel’in ilahi gücünün kabala bilekliğini takanları koruduğu düşüncesiyle, nazardan, hastalıklardan ve negatif enerjiyi uzak tutması için kırmızı ipi sol bileğe bir dua eşliğinde yedi kere düğümleyerek takarlar.

1990 yılından bugüne kadar çok yaygın bir şekilde ülkemizde de adet ve moda haline gelmiştir. İlk zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri’nde, Madonna, Michael Jackson, Rossie O’Donnell, Ashton Kutcher, Demi Moore, Paris ve Nicky Hilton, Gwyneth Paltrow(iç), Lindsay Lohan, Nicole Richie, Charlize Theron, Mariah Carey, Kylie Minogue, Naomi Campbell, Britney Spears, Goldie Hawn, Kurt Russell, David ve Victoria Beckham, Avril Lavigne, Zac Efron gibi ünlüler bu bilekliği takmışlardır.

 KABALA NEDİR?

Kısaca Kabala’dan bahsetmek gerekirse, ünlü Yahudi araştırmacı Shimon Halevi, "Kabala, Tradition of Hidden Knowledge" (Kabala, Gizli İlmin Geleneği) adlı kitabında Kabala'yı şöyle tanımlamaktadır:

"Pratikte Kabala, kötülüklerle ilgilenmenin yolu ve semboller yoluyla psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayalı bir formudur."

Kabala'nın en önemli özelliği, büyü ile yakından ilgili olmasıdır. Kabala ne bir din ne de bir örgüttür. Yahudi felsefesi, Teozofi, bilim ve mistisizminden doğmuş bir düşünceler sistemidir. Eğitmenler ve bilge kişilerce seçilen az sayıda öğrenciye nesillerdir ağızdan ağıza aktarılan gizli bir geleneği işaret etmektedir. Kabalanın kapalı yapısı ve bilgiye az kişinin ulaşabilmesinden dolayı, İngilizcede Cabal (entrika, dolap) kelimesinin tanımına uygun olarak şeytani planlar yapan, bunları uygulamak için bir araya gelen Yahudi komplocular anlamına gelmektedir. Kabala, Musevi sufizmi olarak da adlandırılır.

KABALA BİLEKLİĞİNİN FELSEFESİ

Kabala Öğretisine göre Kırmızı çok büyük öneme sahiptir. Kırmızı kendi bünyesinde kan-toprak ve insan üçlemesini barındırır. Kan aynı zamanda Hz. Süleyman’nın Mabedinde icra edilen kurbanları ve adak kurbanları simgeler. Müminler Mısır’ın ilk doğanlarını öldüren beladan kurtulmak için kurban kesip kanlarını kapılarının üst kısımlarına sürmüşlerdi.

Kabala bilekliği manevi dünyayı keşfetmek için bir araçtır. İçerisinde bulunduğumuz dünyayı tam olarak anlamak için duyularımızın algılayamadığı gizli alemi keşif için bir araca ihtiyaç vardır. Dünyayı keşfetmek için kullandığımız doğal bilimler sadece beş duyumuzla algılamış olduğumuz fiziksel dünyayı keşfetmek amacıyla fizik, kimya ve biyoloji gibi bilimleri kullanılır. Bilim burada son derece yetersizdir. Dünya bundan ibaret değildir!

Kabala Bilgeliğine göre gerçeklik iki güçten ya da nitelikten oluşmaktadır. Almak ve ihsan etmek arzuları. İhsan etmek arzusu verme istediği için alma arzusu yaratır ve bu sebepten dolayı yaygın olarak kullanılan adı ‘Yaratan’dır. Bu sebepten tüm yaratılış alma arzusunun tezahürleridir. Kabalayı realitenin iki temel gücüyle yani almak ve ihsan etmek olarak faydamıza kullanabiliriz.

NASIL KULLANILIR?

Binlerce yıllık olan külliyata göre kabala bilekliği olan kırmızı ip sol bileğe 7 düğüm atılarak bağlanır. Kabala bilekliğini bağlayan kişi Aşer Yatsar duasını okur ve bir dilekte bulunur.

Kabala bilekliği olan kırmızı İpin sol kola yedi düğümle bağlanmasının anlamı: Haftanın yedinci günü olan Şabat günü, dünyanın yedi günde yaratılmış olması, Hz.Süleyman’ın Kudüs’teki Yedi Kollu Şamdanını temsil ettiği içindir. Sol bileğe bağlanmasının anlamı ise kalbe en yakın taraf olmasındandır.

TEK GÖZ- OSİRİS’İN GÖZÜ!

Nazarın ve nazar boncuğunun izleri, Mısır'a M.Ö. 4800-M.Ö. 5000 yıllarına uzanıyor. Dünyadaki tüm kötülükleri gören Mısır imparatoru Osiris'in gözünün, yoksulluğu ve cehaleti uzaklaştırdığına inanılırdı. Oğlu Horus, gözlerini açtığında ortalığın aydınlandığı (iyilik) kapattığında karanlık (kötülük) olduğu düşünülürdü.

Güneş tanrısı Osiris'i öldüren Seth'den öç almak isteyen Horus'un gözü, kavga sırasında aynı zamanda amcası olan karanlıklar ve kötülükler tanrısı Seth tarafından parçalanır. Bilimlerin ve tıbbın kurucusu olan Toth parçaları toplar ve gözü eski haline getirir. Ancak gözün 64 parçasından biri eksiktir ve bu parça, Toth'un büyü ve sihir gücü tarafından tamamlanır.

Daha sonra Horus'un bu gözünü simgeleyen hiyeroglif resim, uzak görüşlülüğün, beden dokunulmazlığının ve sonsuz doğurganlığın simgesi olarak, gemi, araba mumya, vazo gibi nazardan korunması gereken gereçlerin üzerine çizilmeye başlanmıştır. Mısırlılar önem ve değer verdikleri her şeyi, koruyabilmek için üzerine Horus'un gözünü çizdiler. Bu çizimler daha sonra Anadolu'ya ulaştı ve büyük bir olasılıkla onu ilk defa Fenikeliler (M.Ö. 2500-M.S. 65) cam üzerine geçirdi...

İSLAM’DA SEMBOLLERE ANLAM YÜKLEMEK YOKTUR!

İslamiyet’te sembollere anlam yüklemek ve onlardan medet ummak açıkça şirktir. Rıdvan biatı sırasında dibinde namaz kılınan ağacın zamanla bir çeşit toplanma ve namaz kılma noktası haline geldiği için Hz. Ömer tarafından bir sembol haline gelmemesi için kesildiği haberi sahih kaynaklar arasındadır.

www.ruhsaldestek.com

YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=