Lütfen bekleyin..
13
Aralık

Orhan Baylan

orhan.baylan@facebook.com

SİLAH SANAYİNİN AÇMAZI "DEVLET ELİYLE ÜRETİM"

07 Aralık 2017 13:44

Silah sanayiindeki gelişmeler (burada deniz, kara ve hava hepsi aynı isim altında zikredilmiştir) savaşların kaderini tayin etmiş, buna paralel olarak da ülkelerin gelişimine tesir etmiştir.

Buharlı gemilerin çıkışı, daha uzun menzilli topların üretimi, uçakların savaşta kullanımı, denizaltıların aktif kullanımı ve sonunda 2. Dünya Savaşını bitiren hidrojen bombası.

Avrupa'nın sömürgeler eliyle zenginleşmesi ve sanayi devrimini gerçekleştirmesi, eski dönemlerin meydan savaşlarının yiğitlerinin mert kavgasını ne yazık tüfekle tarihin tozlu yapraklarına yolladılar.

Bir dönemin süper gücü Osmanlı zaman zaman silah sanayiinde başındaki idarecilerin kalibresi doğrultusunda bazı gelişmeler göstermiş olsa da, genelde Batı'ya bu konuda ayak uyduramadı.

Kaçırdığı sanayi devrimini yakalamak için takip ettiği taklitçi yöntem zamanla onu Batı'nın bağımlısı ve mahkumu etti.

Yani kendi özgün üretimini yapmak yerine, hazırı yüksek bedellerle satın alanlar grubuna soktu.

Bu Osmanlı'yı ve daha sonra kurulan genç Türkiye devletini en sıkışık olduğu dönemlerde sıkıntıya soktu.

Amerika silah üreticisi firmalar parasını ödediğimiz silahları düşünün 1877 Osmanlı-Rus harbi esnasında teslim etmediler.

Yıllar süren davalar sonunda parasını ödediğimiz bu silahları ancak alabildik.

Kıbrıs barış harekatı ve sonrasında konan silah ambargosu bizim de şahit olduğumuz dünün olayları.

Kıbrıs Harekatı sonrası konan silah ambargosunun hayırlı bir sonucu olmuş, silah sanayinde bir şeyler yapmak için en azından niyet belirmiş, buna ilişkin küçük adımlar atılmaya başlanmıştır.

Son 15 yıllık AK Parti iktidarı döneminde buna daha çok ağırlık verilmiş ve neticede askerimizin ihtiyacı olan silah ve techizatta belli oranda yerlilik yükselmiştir.

Ama Altay tankında yaşadığımız olumsuzluklar bu sanayideki eksik yönlerimizi yüzümüze şamar gibi vurmaktadır.

Toplumun bir kısmının üretiliyor sandığı Altay tankında bir adım ileri gidemeyişimiz bizim sanayileşmedeki geç kalmışlığımızın en acı örneğidir aslında.

Prensipte anlaşılan Almanlar motoru, Avusturya'lılar optik cihazları vermeyi reddettiler.Ve neticede biz hala Altay tankını üretmek için motor arayışına devam ediyoruz.

Bizim devlet yapılanmamız, Osmanlı'dan beri korkular ve vehimler üzerinedir.

Bu Türkiye cumhuriyetinde zirveye ulaşmıştır.

Sultan Abdülhamit'e vehimli diyenler, en ufak bir muhalif görüşü, düşnceyi boğmuş, yok etmiştir üstelik.

Bu yüzden silah sanayindeki ferdi atılımlar da devlet adamları eliyle yok edilmiştir.

Herkesin bildiği Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ve Nuri Paşaların girişimlerini tek tek saymayacağım.

Devlet bir şeyler üretmeye kalkmış, devrim arabaları bu konseptle imal edilmiş ama 200 metre ancak gitmiş rafa kaldırılmıştır yine devlet eliyle.

Ama bugün bakıyoruz, gemi sanayinde olsun, insansız hava araçlarında olsun, zırhlı personel taşıyıcı gibi araçların üretiminde olsun biraz yol alabildiysek özel sektör eliyle olmuştur.

Silah sanayi devlet tekelinde değil, devletin denetiminde özel sektörce yapılmalı.

Bu konuda örnekler iyi tahlil edilerek, özel sektörün önü açılmalı.

Batı'nın silah üreticisi firmalarına bakın.

Ağırlıklı olarak Alman ve Amerikan'dır..

Yani sonradan devletleşmiş iki üretici devlet.

Bu iyi tahlil edilmeli.

Amerika'da silah sanayi özel sektörün girişimiyle yapılır, ordu en büyük alıcısıdır.

Tek bir firmaya ihale edilmez. Aynı konuda bir kaç üretici firma vardır.

Amerika sanayiin gelişiminin altında tekelciliğe karşı oluşu yatar.

Rekabet vardır.

Bizde silah sanayin Osmanlı'dan beri gelişmemesinin sebebi devlet eliyle yapılmasında ısrar edilmesidir.

Bu da israfı, rüşveti, suistimali getirmiştir.

Devlet eliyle hiç bir şeyin üretimi olmaz.

Oluyor derseniz onun adı çiftlik olur...

Yandaşlara peşkeş çekilen çiftlik.

Biz eğer dünyada süper güç olacaksak devletin bu konuda özel sektörün önünü bir an önce açması gerekir.

Maliyetli yatırım gerektiren bazı sektörlerde, üretimi parçalayarak, kolaylaştırmalı.

Ha bu arada yerlilik, millilik diyerek ithal ikame ihdasını kastetmiyorum.

Bugün %85'e çıktı denilen bazı sektörlerdeki millilik sahtekarlığı ayrı bir yazı konusu.

Kore'den sintine kazanı ithal eden Türk şirketinden gemiye bok kazanı koyunca yerli üretim yapmış olmuyorsunuz.

Mesela...

Ona ayrı bir gün gireriz...

Birileri yerli üretim diye nasıl kazıklıyor devleti...

Savunma sanayi güvenlik sorunudur elbette ama devlet gerekli güvenliği önlemi alır ve ihaleyi adresi belli davet usulü yapmaz.

Bu o kadar zor iş değildir.

Ezcümle:

Bu işte yerli ve milli olmanın yolu açık, şeffaf ihale, rekabeti teşvik, sakallı/sakalsız bakmadan ihaleleri düzgün yapmaktan geçer...

 

YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
doğan baş
6 gün önce
Hocam saygılarımla,bu yorumunuzu takipçilerden çok devlet yetkilileri okuması lazım....
Yazarın Diğer Yazıları
15 gün önce
29 gün önce
2 ay önce
2 ay önce
5 ay önce
5 ay önce
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=