Lütfen bekleyin..
13
Aralık

Osman Kibar

okibar@medyami.com

SON DAKTİLO

06 Aralık 2017 01:31

XVIII. yy’da, İngiliz ve Fransız katil ordusu, Kuzey Amerikanın kontrolünü ele geçirebilmek (paylaşmak/sömürmek) için vargücüyle savaşmaktadır. Red İndians (Kızılderililer) ve artık yerleşmiş durumdaki işgalciler bu kirli savaşın ortasında kalakalmıştır. Cora ve kızkardeşi Alice’i bir beladan Hawkeye (Şahingöz) adında bir Kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında Mohikanlar tarafından büyütülmüş bir beyazdır vs. Yani son Mohikan bile gerçek Kızılderili değil o kılıkta bir beyaz amcadır!

Hele işbu romanın künyesi: James Fenimore Cooper, Son Mohikan (the Last of the Mohicans), USA-1826.

*

İlk daktilo

İlk yapan kişi Pellegrino Turri’dir (İtalya-1801). 1868'de ise Sholes bugünkü(!) anlamda ilk daktiloyu geliştirdi. Remington'un 1878'de yaptığı daktilo ise ...

Ansiklopedik/internepodik bilgi(ler) bu minval uzayıp gidiyor.

Oysa...

Önemli olan SonMohikan kadar olmasa da “son daktilo”dur!

Hâ bu arada Fransızlar hem kendine hem de kullanana daktilo der.

*

Gelelim “Son daktilo”ya...

Evet son daktilo banttan indiğinde takvimler 2010’u ve koordinatlar -gene- İndian’ı (Hindistan) gösteriyordu. Ayı dolmadan da son daktilo fabrikası deposundaki son 500 adet kızgibi pırıl pırıl daktilo olduğu halde kapandı. Japon Çin ve batıdakiler ise daha 90’lı yıllarda o hayırlı işi çoktan bitirmişti.

Tc’de ise hiçbir zaman daktilo (vb.) teknolojik üretim yapılmadığı için buna dayalı herhangi bir örtme kapama (üretime son verme, iş değiştirme, konsept yenileme vb.) durumu yaşanmadı.

İşin aslına bakılırsa son yüzyılda (misal: XX.yy) Tc’de açma ve kapamaya ilişkin tekno anlamda şaşırtıcı hiçbir gelişme yaşanmamıştır. Her şey XIX.yy’daki gibi sürüp gitmiş, insanlar herhangi bir değişiklik/yenilikle muhatap olup yeni/farklı (tehlikeli?) bir alet/malzemeye uyum sağlama gibi konforbozucu illetle karşılaşmamıştır. Sade natürel kolay tabiata saygılı riskten ve sanayi kirlenmesinden uzak bir yaşam standardı başka nasıl sağlanabilirdi ki...

*

İddia odur ki...

Hintli amcalar son daktilo üretim işini bilerek uzatmış ve dünya müzeleri ve uluslararası müzayede şirketlerine bol malzeme (makine) tedarikini gözetmişmiş! Eh yani buradan bakılınca da son 500 daktilo sayısı epey abartılı görünüyor. N’palım onu da müze mafyası düşünsün (Füze mafyası olacak hali yok ya). Yani... adıgeçen içi daktilo dolu ve/fakat artıkın kapalı fabrikanın deposunda elektrik kontağından çıkacak bir yangın dünya “son daktilo” piyasasını derinden etkileyecek gönülden yaralayacaktır (Amman hâ bilvesile mafya amcanın aklına karpuz kabuğu getirmiş falan da olmayalım). Ne kötü dî mi... halkına bırakın ilk’i son daktilo vb. tekno aygıt bile sunmayan bazı rejimlerin depo kılıklı yerlerinde yangın çıksa n'olur mangın çıkmasa n’olur!

*

Yıllar önce (35 yıl) sürgün örtmen olarak Kütahya köylerinde dolaş(tırıl)mış bir dostumuzun aşağıdaki teşhis ve tesbitleri son daktilo’ya dair önemli bir “okuma” ortaya koymaya aday gibidir.

Arkadaşımız gittiği her köyde kişibaşına düşen daktilo sayısı karşısında şaşkındır. Nerdeyse kendi dışında herkesin kullanmadığı/kullanma gereği duymadığı bir daktilosu vardır. Bunlar aynı fabrikadan çıkmış gibi(!) hepsi olimpia marka elde taşınır çantatipi tekno harikasıdır.

 

 

Ve adıgeçen (aslında geçmeyen) arkadaşımıza yazmakta olduğu kitaba dair sanki ısrarla “hadi gel beni temize çek” demektedir!

Çoğunun şerit’i daha kendi etrafında(!) ilk dönüşünü bile tamamlamamış her tasarrufa açık izlenimine sahip âtıl ve bâkir birer “teknoloji transferi” harikasıdır.

İstanbul ve Ankara vb. yerleşim birimlerine oran olarak düşünüldüğünde “edinilme eğrisi” (grafik) çok yüksektir.

Hımm “edinme”ye gelince...

Şöyle olmuşmuş: 70 Gediz depremiyle nerdeyse bütün köylü amcalar Alamanya’ya işçi önceliği hakkı kazanmış, bahane sahibi üç beş yüz kişi dışında -yine nerdeyse- hepsi gitmiş ve kendi arabasıyla ilk izne gelirken de cenneth watana girmesi yasak pek çok tekno alet/malzeme yanısıra neye yarayacağına pek (hatta hiç) bakmadan (genetik edinme azmi?) birer de daktilo transferini gerçekleştirmiş / kutlu olsun.

Ortaokul örtmeni dostumuz şöyle devam ediyordu:

Köy değiştirmelerde (yani sürgün) yarım kalan yazma çalışmalarımı sürdürmekte hiç zorluk yaşamadım zira her evde tarafımdan kullanılmayı bekleyen aynı model bir daktilo vardı. 

*

Hâ “Son Mohikan”ın filmi mi?

O da şöyle: İlk çekimi siyah-beyaz, Son Mohikan (the Last of the Mohicans), Yön. Clarense Brown-Maurice Tourneur, USA-1920 (En son 2012’de olmak üzre beş kere daha çekildi).

*

Son Mohikan’ın şansız/bahtsız torunları mı?

Biraz akıllı ve içinde girişimci ruh barındıranlar USA kumar mafyasını yönetiyor. Az birazı da beyaz efendiyi eğlendirmek uğruna ve/fakat para karşılığı uydurma halk dansları gösterisi sunuyor.

*

-O-ka heey...

-Ugh!

YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=