• 30 Haziran 2018, Cumartesi 15:16
KONUKYAZAR

KONUK YAZAR

24 Haziran intihablarına dair...

Beytullâh İmzaoğlu

Artık an’anevî bir hâle gelen seçim yazılarımıza bir yenisini daha ekleyebiliriz. Evvelâ bütün Türkleri/Müslümanları ve mazlumları sevindirenlere teşekkür ediyorum. Recep Tayyip Erdoğan “Yeni Türk Nizamı”nın kurucusu ve ilk “Başkan”ı oldu. Hayırlı olsun.

Bu makalemizde ilk olarak Cumhurbaşkanlığı, sonrasında ise meclise ve milletvekilliği intihablarına dâir değerlendirmeler yapacağız. Bunları yapmazdan evvel ise reddi gayr-i kabil olan hususlara işaret edeceğiz.

Giriş:

Türkiye bir imparatorluk vârisidir ve Türk devleti sâdece Türklerin değil bütün Müslümanların ve bütün mazlumların devletidir. Türkiye’nin başında bulunan kimse nazari olarak bu vazifenin başındadır. Tatbikatta ise buna muvaffak olup olamayacağı ayrı bir husustur. Menderes’ten Erdoğan’a gelen vetirede nazari olan ile ameli olan arasındaki fark kapanmış ve artık bu nazari olanın tam manasıyla tatbik olunabileceği bir devre girmiş bulunuyoruz.

Türkiye bu yeni sistemle cihânın en büyük ve en merkezi kuvveti olan Osmanlı’nın boşluğunu doldurmaya namzeddir ve bu yakın bir gelecekte olacaktır. Târih tekerrür edecek ve şartlar bizi yeniden Adriyatik’ten Çin Seddi’ne, Kırım’dan Yemen’e, Fas’tan Açe’ye “Gönül coğrafyamız”a götürecektir. Sınır genişlemesi de olacaktır. Halep’ten Kerkük’e bir genişleme çok muhtemeldir. Yine Batı Trakya ve Adalar ve Kıbrıs’ta da bir genişleme imkân dâhilindedir. Orta ve uzak gelecekte ise en azından Osmanlı coğrafyası ile doğrudan bütünleşmek mümkün olacaktır.

Dünya siyaseti yeniden çift kutuplu düzene girecektir. Zaten beynelmilel siyasette umumen iki süper güç olur, bunlar birbirlerini dengeler ve diğer devletler de bunların etrafında hayat hakkı ararlar. Bu süper güçlerin sayısı 2 veya 3’den fazla olduğunda ise cihan harpleri patlak verir. Bu noktada Türkiye’nin rolü mühimdir ve Türkiye bu muhtemel cihan harbine mâni olabilecek tek ülke mevkiindedir.

Târihten gelen miras üzere Türkiye’nin üç sa'cayağı vardır:

I) Türk-İslâm Dünyası

II) Arap-İslâm Dünyası ve

III) Balkan Dünyası

Büyük Türkiye ancak bu temeller üzerine kurulabilir ve biz öyle inanıyoruz ki Büyük Türkiye kaderin sevkiyle çok uzak olmayan bir gelecekte kurulacaktır.

Cumhurbaşkanlığı yâhud Başkanlık İntihabları:

2014 Cumhurbaşkanlığı intihabı sırasında “Ekmeleddin İhsanoğlu'nun namzed yapılması Türkiye siyasetinin geleceği adına ümid vericidir. Çünkü bundan sonra en azından dine soğuk bakmayan kimselerin namzed yapılacağı -Müslüman milletten rey almak için- mecburi görülmektedir. Kim bilir ileride belki Laik CHP bile dindar(!) namzedler çıkarır” değerlendirmesinde bulunmuştuk. (Bakınız: beytullahimzaoglu.com)

Gerçekten de öyle oldu namzed olanlar öyle olmasalar bile dindar görünmeye mecbur oldular, bu da göstermektedir ki, Türkiye siyasetinin geleceğinde amelen de olsa Müslüman olmayanlara yer yoktur. Şimdi namzedleri ve neticeleri tek tek değerlendirebiliriz.

a) Recep Tayyip Erdoğan:

Osmanlı sonrası Türkiye siyasetinin hiç şüphesiz en sevilen ve en itibar edilen lideri olan Tayyib Bey 27 milyona yakın bir rey ve %52-53’lük bir nisbet alarak yeniden Cumhurbaşkanı - Başkan oldu. Bu sürpriz değildir. Çünkü “Tayyib Bey'in şahsi karizması partisinin de bütün partilerin ve zümrelerin de üzerindedir. Bu seçim bunu net bir surette ortaya koymuştur.” (Bknz: 10 Ağustos 2014) AK Parti’nin ise neden Tayyib Bey’den 5 milyon rey ve %10 gibi ciddi bir nisbetle geri kaldığını meclis bölümünde inceleyeceğiz.

Milletler her ahval ve şartta itimad edebilecekleri bir lider ararlar Türk milleti bu lideri Tayyib Bey olarak görmüştür. Buna sebeb olan hususlar ise 2023, 2053 ve 2071 hedefleridir. Bu hedefler Türk milletinin yeni “Kızılelma”ları olmuş ve kendisine bu geleceği vaad eden, mevcud icraatlarıyla bunu yapacağını hissettiren Tayyib Bey bu vizyon ile bir kez daha kazanmıştır.

b) Muharrem İnce:

Muharrem Bey her ne kadar eski icraatlarıyla millet vicdanında yer edemese de seçim vetiresinde göstermiş olduğu bazı müsbet ahval ile, az evvel ifade ettiğimiz dindar olma veya dindar görünme siyasetinin bir tezahürü olmuştur.

İnce, geçmişten beri kullanılan bir ifade olan “Dini siyasete alet etmek” lafzının nasıl bir şey olduğunu herkese göstermiştir. Tabii ki samimi olarak bu hâlini devam ettirirse, kendisi hem bu dünya hem de öbür dünya hayatında saadete vâsıl olabilir.

Seçimler evvelinde tehdidler savursa da seçim sonrada itidal çağrısı yapması takdir edilmelidir.

Muharrem İnce neden kazanamadı? Nasıl kazansın ki? Bugüne kadar hangi CHP’li kazanabilmiş ki? Geleceği adına da şunu hemen ifade edelim ki; bir defa kaybeden birinin tekrar kazandığı görülmemiştir. Muharrem İnce bundan sonra belki CHP’nin başına geçebilir veya ayrı bir parti kurabilir.

c) Selahattin Demirtaş ve Meral Akşener:

Birisi PKK diğeri de FETÖ namzedi olan bu iki kimsenin bir varlık gösterememesi tabii idi. Bununla beraber birinin %8 diğerinin de %7 nisbetle rey alması ciddi manada düşündürücüdür. Partilerinin ise %10 civarı rey alması hariçten hususen de CHP’den destek geldiğini veya partilerine destek veren bir kısım zevatın başka bir namzede rey verdiğini gösterir.

Bütün bunlarla beraber bu iki namzedin de siyaset sahasında bir geleceği yoktur. Partileri ise terör zümreleri ile iltisaklarını kesip ayrı bir lider, ıslah edilmiş veya yeni bir ideoloji ile yola devam ederlerse belki bir varlık gösterebilir.

ç) Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek:

Urefa insan nefsinden en son çıkan arzu “Makam ve mevki düşkünlüğü”dür, der. Hakikaten de bu iki pîr-i fâninin mücâdelesi bunun ifâdesi olmuştur. İki eski siyasetçiyi de artık emekli etmek vakti gelmiştir. Temel Bey’in taban tabana zıd olduğu bir ideoloji ile ittifak yapması târihin affedemeyeceği bir hadisedir. Doğu Bey ise kendi istikâmeti bâtıl da olsa gösterdiği azim için takdir edilmelidir.

Meclis, Umumi İntihablar veya Milletvekili İntihabları:

 

Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi Türkiye’de iki parti vardır. Sisteme kanunlarla hükmeden CHP ve milletin her dâim desteklediği onun muhalefeti partisi. Bu iki parti, bu seçimde Cumhur ve Millet ittifakları adıyla tezahür etmiştir.

Türkiye'de Cumhuriyet ve Demokrasi'ye geçildiği 14 Mayıs 1950'den beri; rey "Birileri gelsin" diye verilmemiştir. "Birisi gelmesin de kim gelirse gelsin" diye verilmiştir. Ne zamanki Halk Partisi'nin karşısında bir birlik oluşmuştur, işte o zaman kaahir ekseriyet orada ittifak kurmuştur. 1923 ve 1950 arası, Türkiye'de, târihin hiçbir devrinde ve Dünya'nın hiçbir yerinde olmadığı kadar zulüm ve vahşet irtikâb edenler her dâim kaybetmeye mahkûm olmuşlardır. Mâzide olduğu gibi bugün de milletimiz kendilerine bunu revâ görenleri hiç affetmemiştir. Bu içtimai/sosyolojik ve ruhi/psikolojik gerçeği görmezden gelenler doğru bir değerlendirme yapmaktan mahrûm kalırlar.

Şimdi ittifakları ve partileri tek tek değerlendirebiliriz.

I) Cumhur İttifakı:

Memleketçilik, Milliyetçi-Mukaddesatçılık, (Osmanlı) Türk-İslâm davası ve daha başka adlarla ifade edebileceğimiz bu ittifakın temelleri mâziye dayanır. 1980 darbesinden sonra Milliyetçi ve Mukaddesatçı düşünce; bir takım gizli ellerin sinsi operasyonlarıyla ayrılmaya çalışıldıysa da, şimdi bu ittifak ile yeniden ve çok daha kuvvetli bir surette tezahür etmiştir. Bu ittifak mazide olduğu gibi atide de vatanın teminatıdır.

Cumhur İttifakı’nın tabii nisbeti %60-65 olduğu hâlde parti içi bölünmeler ve HDP-CHP-SP-İP ittifakı bu nisbeti %7 puan düşürmüştür.

a) AK Parti:

Türkiye siyasetinde hiçbir parti bu kadar uzun süreli ve her daim ilk sırada kalarak iktidarını devam ettirememiştir. AK Parti merkez partisi olduğu için muhtelif zümrelerden mürekkeptir, böyle olduğu halde lideri vesilesiyle bir davası da olan bir partidir.

AK Parti'nin Tayyib Bey’in rey nisbetinden %10 aşağı alması parti adına bir hezimettir. Bununla beraber ittifakın toplam reyi bunu hezimet olmaktan çıkarıp, Türkiye adına akl-ı selimi hâkim kılmayı gerektirecektir.

Tayyib Bey balkon konuşmasında mesajı aldık dedi. O halde FETÖ ile iltisaklı olan herkes partiden uzaklaştırılmalıdır ve gayesi sadece kendi maddiyatını kuvvetlendirmek olan, kibirli ve aşağılık tiplere de elveda demelidir. Çünkü milletin mesajı budur.

b) MHP:

Mâzide “Aslında bu memlekette en çok iş görebilecek bir parti olmasına rağmen… bu parti mensublarından bir kısmı da "Kemâlistlik" ve "Irkçılık bulaşığına" bulaşmış ve bu sebeble lâyık olduğu seviyeye gelememiştir” demiş ve birtakım tavsiyeler de bulunmuştuk. Onlar ise şöyleydi:

“I) Lider değişikliği olmalı, "Kemâlist, laik, ırkçı" zihniyette olanlar partiden bir şekilde tasfiye veya ikna edilmeli,

II) Bütün milleti hatta ümmeti kucaklayıcı politikalar üretmeli, millî ve dinî ruha münâfi söz ve fiillerden kaçınılmalıdır.

III) Her ne kadar menfilikler olsa da “Milliyetçi ve mukaddesatçı” cebhe birdir ve rey nisbeti en az %65'dir. AK Parti ve MHP bir şekilde birleşmelidir. Ben ileride bilmecbure, kaderin sevkiyle birleşeceklerini düşünüyorum.” (Bknz: 30 Mart 2014) Gerçekten de sözlerimiz bir kehanet gibi çıkmış ve lider değişikliği hariç -ki lider de 7 Haziran 2015’den itibaren olması gereken çizgiye gelmiştir- bütün bunlar olmuştur.

MHP'den bahis açılmışken milliyetçilik mes'elesi hakkında da birkaç şey söylemek istiyoruz: Milliyetçiler ikiye ayrılmaktadır.

İlki İslâm temelli ve bütün Müslümanları ve bütün dünya insanlarını kuşatmak ve onlara Allah’ın emri üzere sulh, sükûn ve adalet ile hâkim olmak (aslında hadim olmak) isteyen, Nizam-ı Alem ve İ’lâ-yı Kelimetullah temelli olan, fikir hocaları ise Osman Yüksel Serdengeçti, Osman Turan gibi Müslüman Türk mütefekkirler olan Türk (kültür) milliyetçiliği

İkincisi de Metr Salem, Karasu, Moiz Kohen ve benzeri Yahudilerin kurduğu laiklik ve ırkçılık temelli olan Seküler milliyetçilik!

Bu seçimin kazananı Cumhur İttifakı yâni Müslüman milliyetçiler olmuştur. Seküler milliyetçiler ise mutlak bir surette kaybetmiştir. MHP kendisinden ayrılan "Seküler milliyetçiler"le yollarını bir daha kesinlikle kesiştirmemelidir eğer MHP onlarla tekrar bir birleşme yoluna giderse, AK Parti’den aldığı %7’lik rey nisbetini geri kaybedecektir ve bu ittifakın geleceği adına hiç de iyi olmayacaktır.

II) Millet İttifakı:

Adı millet kendisi millet dışı olan bu ittifakın harici müttefiki HDP idi. PKK ve FETÖ ile birlikte hareket eden bu ittifak tam bir hezimete uğramıştır. Başka türlüsünü beklemek de zaten mümkün değildi.

a) CHP:

CHP hakkında “Aslında ne dense boş fakat yine de bir değerlendirme yapmak lâzımdır. Tek parti diktatörlüğü yıllarında millete çok çektiren bu parti bunun neticesini çok partili hayata geçildikten sonra bir kez dahi tek başına iktidar olamaması ile ödemeye devam etmektedir. CHP'lilere naçizane bir tavsiye: Hep beraber hacca gitseniz, 5 vakit namazı câmide kılsanız, yıl boyunca oruç tutsanız, bütün teşkilâtınızı zemzem suyu ile yıkasanız yine de iktidar olamazsınız. Partinizi feshedip, yeni bir parti ve zihniyet ile hayatınıza devam etmediğiniz müddetçe bu hâliniz devam eder.” tahlilinde bulunmuştuk. (Bknz: 30 Mart 2014) El hak, hâlâ doğrudur, değişen hiçbir şey yoktur.

b) İP:

Mevcud hâliyle FETÖ’nün İP’i olarak tavsif ettiğimiz bu parti "Seküler milliyetçiler"in ve küskün CHP’lilerin merkezi olmuştur. Aldıkları rey nisbeti şaşırtıcı değildir. Bu partinin gelecek adına ancak bir lider ve ekip değişikliği ile temâdiyet şansı olabilir bu olmazsa dağılıp gideceklerdir. İleride ya CHP zihniyetinin kalesi olacaklardır ya da FETÖ ile iltisaklarını kesip milli bir hüviyete bürüneceklerdir. MHP ile geri birleşebilir mi bu da ihtimal dahilindedir lakin bu olduğunda MHP’ye AK Parti'den giden %7’lik nispet tekrar AK Parti’ye kayacaktır. Her halükârda mevcud anlayışla bir şey yapamayacaklardır. Bununla beraber FETÖ ile doğrudan bağı olan mensupları ise tevkif edilecektir.

c) SP:

Saâdet partililerin hâlini anlatan en doğru cümle şudur: “Bütün düşmanlıklar bir gün son bulabilir; kaynağı hased (kıskançlık) olanlar hariç/müstesna!” Maalesef nihayete ermez bir düşmanlığa dönüşen bu hasedin/kıskançlığın sebebi ise; “Neden biz değil de Tayyib Bey...” bâtıl düşüncesidir. Evvelki pek çok seçimde olduğu gibi yine CHP’ye çalışmaktan başka hiçbir işe yaramamışlardır.

 

İttifakın Gayr-i Resmi Müttefiki

ç) HDP:

Bu hâliyle terörün meclisteki uzantısı olan bu partinin geleceği yoktur. Ya kapatılacaktır ya da kendisini fesh edecektir. Terörle bağı olan vekil(!)leri ile tevkif edilecektir.

Selahattin Demirtaş %8 alırken partisinin %12 almasının sebebi ise kendilerine “Mustafa Kemal’in itleri” diye hakaret edenleri destekleyen CHP’lilerdir! Biz buna şaşırmıyoruz. İngiliz-Yahudi icadı Kemalizm mensublarının başka türlü hareket etmelerini bekleyemezdik! Aynı mes'elede zayıf bir ihtimal ise şudur: HDP’nin reyi %12’dir ve HDP’liler Muharrem İnce’yi desteklemişlerdir.

Peki bu nisbet bize ne ifade ediyor? Kürdlerin başlarında silah olmadan, hürce yaptıkları tercihlerinin neticesi buysa gelecek adına ne yapılmalıdır? Anlaşılan Müslüman ve Müslüman olmayan Kürdler kendilerinin temsil edildiği bir parti istiyorlar, o hâlde yapılması gereken -mevcud hâliyle- HÜDAPAR gibi bir partiyi desteklemelerini te’min etmektir.

Meclis’in ve Yeni Sistemin Geleceği:

Meclise 5 parti birden girdi ve milli iradenin %98-99’u meclise inikas etti. Bu gerçekten milli bütünleşmenin te’mini noktasında mühimdir. Osmanlı’dan sonra millet bölünmüştür. Şimdi ise bir fırsat vardır. Bütün siyasi görüşler kendilerini muhafaza için diğer görüşlerle bir şekilde yakınlaşmaya mecbur kalacağından milli bütünleşmenin te’mini mümkün olacaktır.

Milletvekili sayısı hakkında da bir şey söylemek istiyorum, sayının 600 olmasını doğru bulmuyorum bu sayı haddinden fazladır ve fuzuli masraftır.

Türkiye’de artık düşmanlık üzerinden, ötekileştirme üzerinden bir siyaset yürümeyecektir. Hem üslubda hem de usulde bir yumuşama olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı-Başbakanlık ikiliğinin ortadan kalkması dinamizm adına büyük bir hamledir. Aynı şekilde Başbakanlık ve alt birimlerinin kapatılması ekonomik manada da ülkeyi rahatlatacaktır.

Gelecekte bu yeni hükumet sistemi devam edecek midir? Her sistem eskir ve yenilemek gerekir. Günün birinde Halifelik-Hakanlık gibi bir müessese gelecektir. Çünkü Herder’in dediği gibi milletlerin karakteri bir defa oluştuktan sonra değişmez. Türk tarihinin hangi devrinde hakansız bir devir vardır? Bu vakıa neticesi bir gün Türklerin Hakanı, Müslümanların Halifesi, Osmanlıların Padişahı bütün mazlumların sığınağı geri dönecektir.

Türkiye’nin Geleceği:

Milletler, medeniyetler bazen yorulur, güçten düşer ve kenara çekilirler. Biz de 1774’den sonra çok yorulduk ve güçten düştük. Osmanlı’dan sonra ise kenara çekildik. 1950’den itibaren ise yeniden uyanışı geçtik ve şimdi ise dünyanın merkezi gücü olmaya doğru gidebiliriz. Türk tarihinin hangi devri cihan devleti olmadan geçmiştir? Türkiye bilmecbure bunu yapacaktır. Tarih kaderdir, kaderimizden kaçamayız.

Türkiye’nin geleceği kaderin sevkiyle aydınlıktır. Türkiye aslî kaynaklarına, kültürel ve medeni kodlarına dönecektir. Taban Müslüman olan Türk milleti ve Türkiye yeniden bir İslamlaşma yaşayacaktır.

Türkiye’nin en çok dikkat etmesi gereken hususlar,

Askeri yatırımlar bu sahada en güçlü olana kadar devam etmelidir ve bu sahada ve bilumum teknolojide tamamen milli olana kadar yatırımlar sürmelidir. İkinci husus ise;

Milli Eğitim (Maarif) meselesi olmalıdır.

İlk planda yapılması gereken ise "Milli Birliği" sağlamaktır bunun yolu ise Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmaktan geçer ve "Milli Birliği"n kalıcı olabilmesi ise şu hususlara bağlıdır:

- “Müfredat” değişmelidir. Osmanlı-Türk-İslâm temelli, Ehl-i Sünnet’i esas alan bir müfredat hazırlanmadıkça milli birlik bozulur ve yeni nesiller kimliksiz ve aidiyet hislerinden mahrum gayr-i milli bir surette yetişir bu ise vatanı kaybetmekten başka bir şey değildir.

- Medreseler, tekkeler ve dergâhlar ihya edilmelidir. Akıl-His, Madde-Mana, Beden-Ruh muvazenesini esas alan bir tahsil-terbiye yeniden mekteplerde verilmelidir.

- Başta Ayasofya olmak üzere bütün vakıflar asıl sahiplerine iade edilmelidir ve bu sayede Türkiye'nin üzerindeki beddua, manevi lanet kaldırılmalıdır.

- İnkılap kanunları lağvedilmelidir.

Terörle mücadele sonuna kadar devam etmelidir. Adliye-Askeriye-Maarif-Siyasiye ve akla gelebilecek bütün mahallerden tasfiyeler de devam etmelidir. Hatta mümkünse bütün devlet memurları istifaya davet edilmeli veya emekliye sevk edilmelidir. Yerlerine aynı me’murlardan ve yeni yetişmiş kimselerden terör zümrelerine bulaşmamış ve yerli/milli kimseler tayin edilmelidir.

Türkiye geleceği adına en mühim olan husus ise makalemizin girişinde de ifade ettiğimiz üç sa'cayağı olan bölgelerdeki ülkeler için ayrı ayrı araştırma merkezleri kurulmalıdır. Sosyal bilimler merkeze alınmalı ve müstakil Tarih, Coğrafya, Dil üniversiteleri kurulmalıdır. Bugüne kadar yapılan bütün araştırmaların tekrar gözden geçirileceği müesseseler de ihdas etmelidir. Modern dünyada bilgi güçtür, oyunu kanunlara göre oynamazsak kendimize zarar veririz. Bilgiye sahip olan dünyaya sahip olur. Bu ise içtimai ilimlere/zihinlere hâkim olmaktan geçer.

Ayrıca gözlerden kaçan asıl bir diğer husus da internet mes’elesidir. İnterneti milli bir hâle getirmeden Türkiye’nin dijitalleştirilmesi ülkeyi kaybetmek olacaktır. O halde milli bir Microsoft ve onun alt şubeleri Windows başta olmak üzere bütün işletim sistemlerini bizim de kurmamız lazımdır. Milli bir Google arama motoru, Youtube gibi video kanalı ve sair sosyal medyalar kurulmalıdır. Buna muvaffak olmak zor değildir önde gelen kimseler sadece bu yeni kurulacak müesseseleri kullanırsa millet de onları takip edecektir. Aksi hâlde milliyetsiz, kimliksiz, şahsiyetsiz, aidiyetsiz nesiller türeyecektir ki bu ülkenin kaybından başka bir şey değildir.

Harici siyasette ise Türkiye kendisini hiçbir bloğa hapsetmeden muvazene siyasetini devam ettirmelidir. Dünya siyaseti menfaate dayanır, kazan-kazan mantığı hâkimdir. Türkiye ise Osmanlı’nın vârisi olarak Dünya’nın en büyük gücü olmaya namzeddir. İleride ABD-AB-Rusya Federasyonu-İran ve sair güçler bir şekilde dağılacaktır. Buna hazırlıklı olmalıyız. Yeni aktörler zuhur edecektir.

Biz dik durdukça bizi düşman görenler önümüzde eğilecektir. ABD, AB ve diğerleri bizimle yeniden masaya oturmak isteyecektir. Türkiyesiz bir dünya siyaseti düşünülemez.

Son olarak şunları da ifade edeyim ki Türkiye seçimini yaptığına göre; artık kızmak ve kızdırmamak, kırmak ve kırılmamak lâzımdır. Herkesi hiçbir ayrım gözetmeden kucaklamak lâzımdır.

Şimdi bütün gayemiz târihi mirâsı ihyâ etmek ve Türkiye'mizi yeniden süper güç yapmak olmalıdır ve bütün mesaimiz 2023-2053-2071 hedeflerine -milletimizin yeni "Kızılelma"larına- vâsıl olmak için çalışmak, çalışmak, çok çalışmak olmalıdır.

Ve biz bütün Türkler bütün Dünya insanlarını yeniden sulh, sükûn ve adâlet ile idâre edeceğimize her zamankinden daha çok inanmalıyız.

 

Ve minellâhittevfîk! (Muvaffakiyet Allah'tandır.)

''Esselâmu alâ men ittebe'al hüda'' (Hidâyete tâbî olanlara selâm olsun.)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Akhisarspor 0 0 0 0 0 0
2 Aytemiz Alanyaspor 0 0 0 0 0 0
3 MKE Ankaragücü 0 0 0 0 0 0
4 Antalyaspor 0 0 0 0 0 0
5 Beşiktaş 0 0 0 0 0 0
6 Bursaspor 0 0 0 0 0 0
7 Erzurum BB 0 0 0 0 0 0
8 Fenerbahçe 0 0 0 0 0 0
9 Galatasaray 0 0 0 0 0 0
10 Göztepe 0 0 0 0 0 0
11 İstanbul Başakşehir 0 0 0 0 0 0
12 Kasımpaşa 0 0 0 0 0 0
13 Kayserispor 0 0 0 0 0 0
14 Atiker Konyaspor 0 0 0 0 0 0
15 Çaykur Rizespor 0 0 0 0 0 0
16 Demir Grup Sivasspor 0 0 0 0 0 0
17 Trabzonspor 0 0 0 0 0 0
18 Yeni Malatyaspor 0 0 0 0 0 0
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Kocaeli Birlik Spor 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 34 10 6 18 -16 36
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık