Farklı bir "İnönü" portresi

Atatürk yaşadığı sürece İsmet İnönü'ye maaş bağlamış, hatta ölümünden sonra bile çocuklarının tahsillerini tamamlayabilmeleri için yardımların devam ettirilmesini vasiyet etmişti. 1925 yılında Atatürk'ün hesabından -Başbakanlık maaşı da alan- İnönü'ye her ay 1000 lira ödeniyordu. O dönemde tam altının 5.3 lira civarında olduğu göz önüne alınırsa bin liranın bugünkü rakamlarla 100 bin liradan fazla bir paraya tekabül ettiği görülüyor. İnönü de buna karşılık daha önce kardeşim dediği, gözlerinden öperim diye telgraf çektiği Atatürk'e "Velinimetim, mübarek ellerinden öperim deyip" saygıda kusur etmedi. Ta ki, Atatürk'ün ölümüne kadar...

Farklı bir "İnönü" portresi

İSMAİL SEFA İPŞİR

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün devlet adamlığıyla ilgili çok ilginç bilgiler aktarılır. Bunlardan biri Lozan'da geçer...

"Lozan'da delegelerin toplanacağı salon hazırlanmış ve taraflar yerlerini almaya hazırlanıyor.

Ne var ki İsmet Paşa'nın oturacağı sandalye, diğerlerinden küçük.

Paşa sorar:

-Benim sandalyem neden küçük?

-Büyüğünü bulamadık ekselans.

-O zaman biz de toplantıya uygun sandalyeyi bulduğunuz zaman katılırız."

 

Aynı şekilde İngiltere Başbakanı Churchill ile görüşmesi de övgüyle anılır...

"Görkemli toplantı salonunun kapısı açıldı .

İsmet İnönü kapının önünde gözüktü.

Salon çok büyük idi.

İngiltere Başbakanı Churchill salonun en ucundaki masada oturmakta olduğu koltuktan yavaşça doğrularak kalktı;

"Hoş geldiniz ekselans" dedi, fakat yerinden kıpırdamadı.

İsmet İnönü;

"Hoş bulduk ekselans" dedi ve tam kapı girişinde durdu.

Churchill bir adım attı, durdu.

İnönü bir adım attı, durdu.

Ve her iki başbakan da birbirlerine birer adımla ilerlediler.

Salonun tam ortasında buluştular.

İsmet İnönü, Churchill'in yapmak istediğinin farkına varıp ayağına gitmeyerek, mütekabiliyet ilkeleri uyarınca İngiltere'nin güç gösterisini böylece kabul etmemiş oldu.

İşte devlet adamlığı niteliği ve ülkeyi temsil yeteneği budur."

***

Elbette bunlara kimsenin itirazı yok. Gerçekten de olması gerekeni yapmıştır İnönü. Ancak İsmet İnönü'nün bir de çok fazla bilinmeyen, bilinse de görmezden gelinen, sumen altı edilen davranışları var. Mesela İnönü'nün Atatürk'e yazdığı mektuplar inanılması güç ifadeler içeriyor.

Az önceki davranışları sergileyen bir devlet adamının böyle mektuplar yazmış olması, böyle ifadeler kullanmış olması imkansızmış gibi geliyor.

Araları açıktı

Şimdi bunlara bakalım...

"Ebedi Şef" ile İnönü'nün arasının Atatürk'ün son döneminde açık olduğunu biliyoruz.

Taha Akyol bu konuyu yazısında şöyle anlatıyor:

"Bu iki silah ve inkılap arkadaşının arası 1937'de açılmış ve 19 Eylül'de Atatürk, İnönü'yü başbakanlıktan uzaklaştırarak, Celal Bayar'ı getirmiştir.

Çünkü ekonomi politikalarında ve 'hükümet etme' tarzında ciddi görüş ayrılıkları olmuştur. İnönü Cumhurbaşkanı oluncaya kadar 'evine çekilmiş' bir hayat yaşayacak, hatta suikasta uğrayacağı kaygıları bile ortaya çıkacaktır.

Malum, Lozan 24 Temmuz 1923'te imzalanmıştı. 1938'de Lozan'ın yıldönümünde İsmet Paşa'nın adı geçiyor diye kimse Lozan'dan bahsetmemiştir! İşte İnönü'nün günce olarak tuttuğu defterlerine o gün yazdığı not:

Lozan gününde kimseye bir kelime yazdırmadılar!"

***

Bu durumdan şikayeti kulağına gelince Atatürk, kendisine bir not gönderir ve takdir ettiğini bildirir. Bunun üzerine İnönü Atatürk'e şu mektubu gönderir:

 

"Büyük, Sevgili Atatürk

 Lozan Günü vesilesiyle iltifatınızı söyletmek lutfunda bulundunuz. Kendi ıstırabınızı unutarak bana yeniden sağlık, bahtiyarlık verdiniz. Şükran ve minnetlerimi kabul buyurunuz.

Velinimetim Atatürk,

Katiyen eminim ki bu hastalık günlerini geçireceğiz. Siz bütün afiyet ve neşenizle ve şerefle daha çok uzun seneler millet ve memleketi idare buyuracaksınız.

Derin tâzimle ve dayanılmaz bir özleyişle ellerinizden öperim velinimetim." (26 Temmuz 1938)

 

Son mektup

İsmet İnönü'nün Atatürk'e yazdığı 5 Ekim 1938 tarihli son mektubu da şöyle:

"Sevgili Atatürk, Sevgili Velinimetim. Muhterem Celal Bayar bana sizin selamınızı getirdi. Çok sevindim. Bir soğuk algınlığından yatakta ıstırap çekerken sizden lütufkâr ve şefkatli bir haber bana ihya edici bir ilaç gibi geldi. Yüreğimin içinde bütün muhabbet hislerim sızladı. En aziz varlığınız düşüncelerimin alicenap timsalidir. Sizin bir an evvel afiyet bulmanız yegane ve en samimi dileğimdir. Sizi kudret ve sıhhatle ve şan, şerefle aramızda ve başımızda görmek ümidim her zamandan ziyade sağlamdır. İki mübarek ellerinizden ve can verici yüzünüzden, doymadan binlerce öperim sevgili Atatürk, büyük Atatürk, velinimetim Atatürk."

Gözlerden ellere indi

Şimdi de sıra İnönü'nün Lozan'da iken yine Atatürk'e yazdığı mektupta... İnönü bu mektubunda çok daha samimi, sevecen, kardeşçe ve senli-benli ifadeler kullanıyor. Burada "gözlerinden öptüğü" Mustafa Kemal, daha sonra "mübarek ellerinden" öpülecek "velinimet" oluyor.

İşte o mektup...

 “Tahassürümüm (özlemimin) derecesini ifade edemem. Anadolu’da aylarca görüşmediğimiz zamanlar olmuştu. Ama kendimi bu kadar uzak ve istediğim zaman hemen sizi bulamaz görememiştim. İstediği zaman sizinle konuşmak ve buluşmak ihtimali bile bizi insanların en büyük kuvveti olduğunu bir daha tecrübe ediyorum.

Bu mektubu yazıyorum ki, saat sabahın dördü oluyor. En uzun çalışmak yorgunluğunda senin bir hatıranı anlatmak yeni bir hayat kudretinde tesiri yapıyor. Benim güzel Paşam, bilemezsin bu anda ne kadar tahassür (özlem) ve teessürüm (üzüntüm) vardır. Bana ordudan malumat veriniz.  Bir telgraf aldım. Sureti umumiyede (genel olarak) istirahat ve memnuniyetini ifade ediyordu. Bana büyük teselli oldu. Ne kadar tehacüm (saldırı) içinde bulunduğumu ve bundan ne kadar sıkıldığımı mükemmelen tasavvur (hayal) edersin. Fakat senin herhangi bir imzanın derece-i şifasını (iyileştirme derecesini) da bildiğin halde bundan niçin imsak ediyorsun (kaçıyorsun)? Mutmain olman (emin olman) için söyleyeyim ki iyi çalışıyoruz. Ben sana hiç bu kadar silik ve rabıtasız (dağınık) yazmamıştım. Tekrar edeyim ki tahassürümün (özlemimin) şiddetindendir. Neticeden memnun olacak mısın? Bahusus (özellikle) tekrar görüşebilecek miyim? Hayatımdan suret-i umumiyede (genel olarak) memnunum. Heyetimizde ahenk (uyum) ve intizam (düzen) vardır. Ciddiyetle çalışıyoruz. İş hakkında ne yazayım, raporumu okursun.

Benim güzel şefim, sevgili kumandanım. Seni ne vakit göreceğim? Gözlerinden öperim. Çok laubaliliğimi affet, çok tahassürüm (özledim). Kelimeler çok eksik ve içim hiç tatmin edilmemiştir (olmamıştır). İsmet.”

***

Mustafa Armağan'ın konuyla ilgili yazısı da hayli dikkat çekici...

Oysa İnönü, Atatürk'e 15 yıl önce Lozan'dan çektiği telgrafta "Her dar zamanımda Hızır gibi yetişirsin. Gözlerinden öperim pek sevgili kardeşim" diye yazabiliyordu. Demek, öpme derecesi gözlerinden ellerine inmiştir ve bu, Özden Hanım'a rağmen 1938'deki İnönü'nün Lozan günlerindeki prestijinden çok uzaklarda bulunduğunun kanıtıdır. Tabii Atatürk'e olan 'borcu'nun 1938'de hangi seviyelere çıktığının da.

Tuhaf ifadeler

Mevhibe kitabında Atatürk'ün İsmet Paşa'ya yazdığı bir mektubun metni vardır ki, o da epeyce tuhaftır. Mektup "1 Ocak 1938- İsmet. Benim sevgili dostum, kardeşim, aziz evladım!" diye başlar. "Dostum, kardeşim" tamam da Atatürk'ün İsmet'e "aziz evladım" diye hitap etmesini nasıl anlamak gerekir? Üstelik aralarındaki yaş farkı sadece 3 yıl iken, bu baba-oğul ilişkisini hatırlatan aşırı samimiyet şaşırtıcı değil mi?

Öte taraftan Atatürk'ün yüzüne karşı yalvaran mektuplar yazan ama sonra onlara el koyan İnönü, aralarının bozulmasında Atatürk'ün haksız olduğunu da söyleyebilmiştir. 27 Mayısçılardan Orhan Erkanlı "Anılar, Sorunlar, Sorumlular" adlı hatıratında İnönü'nün ağzından şu sözleri aktarır:

"Atatürk'ün son seneleri çok zor olmuştur. Gece alınan kararları ertesi gün daima iptal etmek eski bir adetimiz idi. Son senelerde bu adet kalkmaya başladı. Eylül 1937 kavgası oldu. Bu kavgada haksızlık, esasında Atatürk'ündür. İmposition [dayatma] şeklinde karar alarak tebliğ etmek ve bu vesile ile sevmediği birkaç vekili tahkir etmek istedi. Sabrım tükendi. Şiddetle mukabele etmem onu sükûnete getirdi."

Atatürk'ü yola getirmiş

İsmet Paşa Atatürk'ü yola getirmiş, dediğine göre. Bir yalvaran mektupları okuyun, bir de bu efelenişi. Hiç birbirine uyuyor mu?

Yukarıdaki sözleri söyleyen birinin, Çankaya'daki Atatürk heykelini depoya attırmasını, Nutuk'u yasaklatmasını, resmi dairelerden, paraların ve pulların üzerinden resmini kaldırtmasını ancak gizli bir tür intikam duygusuna bağlayabiliriz. Büyük adamların yanında durup bütün varlığını ona borçlanan "ikinci adam"ların, şefin ölümü üzerine intikamlarını "karizma transferi"ni ustaca gerçekleştirerek aldıklarını en azından Stalin'den beri biliyoruz.

Kaldı ki, Atatürk sağken dahi onun köşk ve saray sofralarında dil ve tarih çalışmalarına gömülmesine için için sevinen ve kendisine terk ettiği iktidar alanından alabildiğine istifade ederek örgüt üzerindeki nüfuzunu pekiştirmeye yoğunlaşan İnönü, 1937'ye gelindiğinde mutlak iktidara epeyce yaklaşmış durumdaydı. Hatıralarını derleyen Sabahattin Selek'in kitabın 543. sayfasına düştüğü bir not çok ilginçtir.

Selek'e göre Atatürk de, İnönü de Nyon Antlaşması'nın Meclis'ten kendi istedikleri şekilde geçmesini istiyorlar. Anlaşamıyorlar. Bunun üzerine İnönü, kabineyi toplayıp onlara kimden yana olduklarını soruyor. Cevap, "Siz başbakansınız, size uyarız." oluyor.

Sonuçta Nyon Antlaşması Atatürk'ün değil, İnönü'nün istediği şekilde onaylanıyor. Atatürk bunu engellemek için Meclis'e koşuyor ama nafile. Meclis boştur ve İnönü işi bitirmiştir (Ş. S. Aydemir, "İkinci Adam", cilt I, s. 483, 485).

Sizi vuracaklar Paşam!

Böylece İnönü, henüz Atatürk yaşarken ona siyasî bir gol atmayı başarmıştır. Akabinde görevden uzaklaştırılır ki, bunu, Atatürk'ün, etrafına örülmek istenen İnönü çemberini kırma girişimi diye yorumlayabiliriz. Ayrıca Refik Saydam'ın, hastalığı sırasında Atatürk'ü ziyarete gitmek isteyen İnönü'yü 'Sizi vuracaklar Paşam' diye bağırarak vazgeçirmesi de üzerinde önemle durulması gereken bir ipucudur. Kimdir İnönü'yü vurduracak olanlar? "Çankaya'nın tetikçisi" Recep Zühtü'nün vuracağı söyleniyor ki, yakışır.

Atatürk-İnönü mücadelesi

Demek ki, Çankaya Köşkü ile Dolmabahçe Sarayı'na sıkışmış ve Meclis'te azınlığa düşmüş olan Atatürk yanlıları ile İnönü'nün güçlü örgütü arasında eşit olmayan bir mücadele yaşanıyordu 1938'de. Nitekim 11 Kasım'da 1935'ten itibaren büyük ölçüde İnönü'nün safına geçmiş bulunan Meclis, Fevzi Çakmak'ın da desteğiyle onu Çankaya'ya çıkarmakta tereddüt göstermez. O kadar ki, CHP grubunda İnönü'ye oy vermeyen tek vekil, Atatürk'ün genel sekreterliğini yapmış olan Hikmet Bayur'dur.

Bilmemiz gerekir ki, bu başarı, İsmet İnönü'nün 13 yılı aşkın başbakanlığı sırasında bol bol vakit ve imkân bulduğu taktik ve kadrolaşma çalışmalarının planlı bir meyvesiydi. Hatta diyebiliriz ki, ölmeden önce Atatürk'ün altından iktidar halısı önemli ölçüde kaymıştı ve yaşasaydı bile, 1939'da cumhurbaşkanı seçilemeyebilirdi.

Sonsöz...

Son olarak burada mutlaka bahsetmemiz gereken bir konu var ki, İnönü'nün neden son dönemde sürekli velinimetim diye bahsettiğini ortaya koyar.

İş Bankası arşivinden çıkan bilgiler Atatürk'ün her ay belirli kişilere düzenli ödeme yaptığını ortaya koyuyor. Hesap dökümüne göre, Atatürk'ten maaş şeklinde aylık alanlar şunlar:  Kız kardeşi Makbule (Atadan) hanım : 1927-1938 arası her ay 200 lira... Bülent Nejat Hanım: 1927-28 yıllarında ayda 100 lira,  Fahima Zeliha Hanım : 1930- 1932 yıllarında ayda 100 lira. Bay Yaşar (Okur) : 1931-38 yılları arasında ayda 100 lira. Jandarma yüzbaşısı Hüsnü (Erkin) : 1931-38 arası ayda 100 lira...

Ayda 190 Reşat altını

Bunlar içinde en ilginç olanlardan biri İsmet Paşa'ya yapılan ödemeler.

Hesaplardan anlaşıldığı kadarıyla Gazi, yakın dostu İsmet Paşa'ya herhalde maaşının geçimine yetmeyeceği kaygısıyla -1925 yılı ocak ayından itibaren, yani İş Bankası'nın kurulmasının hemen ardından- ayda 1000 lira yardım yapmaya başlıyor. Bu yıllarda Reşat altınının 5.5 lira olduğunu göz önüne alırsak aynı zamanda Başbakanlık maaşı alan İnönü'nün 190 altın kadar, yani bugünkü parayla ayda 100 bin liradan fazla bir parayı Atatürk'ten yardım olarak aldığı görülüyor. Bu da tam yetkili olduğu dönemden sonra neden İnönü'nün gözünde "sevgili kardeşim"in nasıl "velinimet"e dönüştüğünü daha iyi açıklıyor.

Bu miktar 1929 yılından itibaren 2 bin liraya çıkarılıyor.

Ve nihayet 1937'de, yani aslında küs oldukları bir dönemde 3 bin lira olarak belirleniyor.

1925 başından 1938 Kasımına kadarki 13 yıllık sürede İsmet İnönü'ye Atatürk tarafından ödenen paranın toplamı 365 bin 150 lira tutuyor.

Atatürk, İnönü'yü mirasında da düşünüyor ve çocuklarının tahsil hayatı boyunca yardımların devam ettirilmesini istiyor.

Tarihçi Sina Akşin’in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Atatürk’ün neden İnönü’ye cebinden aylık bağladığına gelince, ben bunu kilit bir devlet adamının yüzde yüz sadakatini sağlamak için devrimci bir güvenlik önlemi olarak değerlendiriyorum.”

Bizzat kendi itirafı

İsmet İnönü'nün Çetin Altan'a, Cumhurbaşkanlığı'nı henüz bırakmak zorunda kaldığı dönemde verdiği cevap da aynı istikamette...

"1950'den sonra, İsmet Paşa'nın muhalefete geçtiği yıllarda, eski Meclis'deki grup odasında kendisine:

- Neden Ankara'yı başkent yaptınız, diye sormuştum.

Çünkü Ankara başkent olur olmaz, Ankara'daki arazi sahipleri de bir anda zengin oluvermişlerdi.

İsmet Paşa, bire-bir konuşmalarında, asla demagoji yapmayan bir saydamlıktaydı. Bana:

- Senden yana olanlara bir şeyler vermezsen, neden senden yana olsunlar ki , demişti..."

İsmet İnönü'nün, Atatürk döneminde kendisine yeterince bir şeyler verildiğini de böylece öğrenmiş oluyoruz.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Akhisarspor 0 0 0 0 0 0
2 Aytemiz Alanyaspor 0 0 0 0 0 0
3 MKE Ankaragücü 0 0 0 0 0 0
4 Antalyaspor 0 0 0 0 0 0
5 Beşiktaş 0 0 0 0 0 0
6 Bursaspor 0 0 0 0 0 0
7 Erzurum BB 0 0 0 0 0 0
8 Fenerbahçe 0 0 0 0 0 0
9 Galatasaray 0 0 0 0 0 0
10 Göztepe 0 0 0 0 0 0
11 İstanbul Başakşehir 0 0 0 0 0 0
12 Kasımpaşa 0 0 0 0 0 0
13 Kayserispor 0 0 0 0 0 0
14 Atiker Konyaspor 0 0 0 0 0 0
15 Çaykur Rizespor 0 0 0 0 0 0
16 Demir Grup Sivasspor 0 0 0 0 0 0
17 Trabzonspor 0 0 0 0 0 0
18 Yeni Malatyaspor 0 0 0 0 0 0
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Kocaeli Birlik Spor 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 34 10 6 18 -16 36
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık