Lütfen bekleyin..
13
Aralık

ZARRAB TİYATROSUNUN GERÇEK YÜZÜ !

Gazeteci Emre Erciş, Reza Zarrab olayının perde arkasını maddeler halinde analiz etti:

+ -

ANALİZ-EMRE ERCİŞ / Gazeteci

 

1-Dün Sarraf'ın itiraflarının ardından Türkiye'nin gündemine yeniden 4 bakan ve rüşvet ilişkileri geldi. Sarraf, verdiği ifadesinde (Baskı, psikolojik işkence vb. metotlar uygulanmış olsa dahi) tüm rüşvet trafiğini itiraf ederek iddia olmaktan çıkardı, ispata dönüştürdü.

2-Hal böyle olunca, ister istemez hem Türkiye'nin gündemi hem de muhalefetin siyasi söylemi, Sarraf ve bakanlara yönelik evrilirken tam da FETÖ ve ABD'nin istediği tartışma zemini kendiliğinden yaratılmış oldu. Resmin bütününü değil parçasını tartışır olduk.

3-FETÖ, 17 Aralık soruşturmalarını başlatırken bu soruşturmaların Türkiye'de davaya dönüşmeyeceğini çok iyi biliyordu. Bugün, çok net bir şekilde anlaşılıyor ki, FETÖ tarafından yürütülen soruşturmalar, tamamen sürecin ABD ayağı hesaplanarak yapılmış ve bu titizlikle çalışılmış.

4-17 Aralık soruşturmalarının merkezinde 4 Bakan ve çocuklarıyla birlikte, Rıza Sarraf ve Halkbankası'nın yöneticileri vardı. Fezlekeye dönüşen ve haklarında göz altı kararlarının verildiği şahıslara yönelik suçlamalar teknik ve fiziki takip verilerine dayanıyordu.

5-Hepimiz hatırlarız o dönem en önemli tartışmaların başında, söz konusu tapeler ve fiziki takip görüntüleri geliyordu. "Yasal Dokunulmazlığı Olan Şahıslar Dinlenebilir mi?" sorusu ve cevabı, günlerce televizyon tartışmalarının konusu olmuştu.

6-Hatta o dönem henüz tutuklanmamış ve soruşturmayı bizzat yönetmiş eski Emniyet Müdürleri de bu tartışmaların bir tarafı olarak FETÖ'nün yayın organlarında haklarında isnat edilen suçlamalara yönelik cevap haklarını kullanıyor, gazetelere röportaj veriyorlardı.

7-Hemen hatırlayalım. Mesela 17 Aralık soruşturmasını yürüten İstanbul eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı (Tutuklu), 18 Haziran 2014'te şuan firari olan gazeteci Fatih Yağmur'a ilk kez bir açıklama yapmış, Radikal Gazetesi bu röportajı haberleştirerek yayınlamıştı.

8-Saygılı,"Son 3 yıldır yolsuzluk suçlarını soruşturmakla görevli birimin iş hacmi normalin üstünde artmış, bu suçlarla mücadele konusunda yeni bir iş bölümü yapılmaya acilen ihtiyaç duyulmaya başlanmıştı."diyerek,17 Aralık soruşturmasının nasıl başladığını anlatmıştı.

9-Bakanların dahil olmasını "MASAK raporları ve ihbarların değerlendirilmesiyle başlayan Sarraf ve grubu soruşturması, ilk 5 ay bir suç grubu takibinden farklı değilken 5.aydan itibaren yasama dokunulmazlığı olan kişiler ve çocukların Sarraf ile teması seyri değişti" şeklinde açıkladı.

10-Yakup Saygılı, operasyon gününden yani 17 Aralık 2013 sabahından 1 gün önce başına gelecekleri bildiğini, operasyonla birlikte 2 saat içinde görevden alınacağını bilerek ve bu sorumluluğu alarak bu operasyonu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla yaptıklarını belirtmişti.

11-Saygılı, operasyondan önce soruşturmada görev alan polislerle yaptığı toplantıda, operasyon yapıldığında gerek siyasi gerekse hukuki olarak başlarına ne geleceklerini çok iyi bilerek bu operasyonu yaptıklarını açıklıyordu. Peki bu öngörü sadece siyasi bir analizin sonucu muydu?

12-Elbette hayır! Yakup Saygılı ve ekibi, başlarına gelecek olayın siyasi bir sonuçtan değil yapmış oldukları hukuksuz eylemin bir sonucu olarak yaşanacağını çok iyi biliyorlardı. Çünkü amaçları, kamu yararı gözetilen bir operasyon değil, verilen talimatın yerine getirilmesiydi.

13-Neden mi? Çünkü, söz konusu soruşturmaya dahil edilen Bakanlar, teknik takibe alınmış, haklarında tapeler hazırlanmış ve başlangıçta Sarraf ve Grubuna yönelik yürütülen soruşturmaya dahil edilerek usulsüz olarak elde edilen bu dinlemeler, maddi delil olmaktan çıkarılmıştı.

14-Saygılı ve ekibi, 4 Bakan hakkında elde ettikleri delillerin (TAPELERİN) hukuka uygun olmadığını çok iyi biliyorlardı. Söz konusu bu TAPELER hukuka uygun olarak elde edilmediği için de hukuki bir değeri yoktu.Peki bu operasyonu bile bile neden yaptılar?

15-Sarraf ve grubu hakkında yürütülen soruşturmaya 4 Bakanın eklenmesi ve bakanların dinlenerek teknik takibe alınması, hem Anayasaya hem CMK'ya hem de TCK'ya göre hukuksuz bir eylemdi. Bunu bildikleri için algı yaratmak için ustaca bir manipülasyona baş vurdular.

16-"Biz, yasal dokunulmazlığı bulunan 4 Bakan'ı HEDEF KİŞİ olarak ne dinledik ne de mahkemeden dinleme kararı aldık. TAPELERE konu olan 4 Bakan, HEDEF KİŞİ olarak dinlenen şahısların telefonlarına takıldı" diyerek, yaptıkları operasyona meşruiyet kazandırmaya çalıştılar.

17-Yasalar açık olarak suça konu olan bir tespit varsa, HEDEF KİŞİ'ye yönelik yapılan dinlemeye "dolaylı yoldan" dokunulmazlığı olan birisi takılmış ise dinleme o an durdurulur, yasal dokunulmazlığı olan kişi hakkında FEZLEKE TBMM'ye gönderilir ve soruşturma izni alınır demekteydi

18-Şayet TBMM'de "Dolaylı yoldan" dinlemeye takılan Başbakan, Bakan, Milletvekili hakkında soruşturma kararı verildiği takdirde o şahıslar hakkında teknik ve fiziki takip kararı uygulanır. Aksi halde elde edilmiş her delil hukuk dışı olur ve geçerliliği olmaz. Bunu biliyorlardı.

19-İşte bu nedenden dolayı FETÖ'cüler "Evet, yasal dokunulmazlığı olanlar için TBMM'de soruşturma kararı verilmesi lazım ama zaten çoğunluk AK Partili olduğu için bu karar TBMM'de çıkmayacak, soruşturma akamete uğrayacaktı" şeklinde bir savunma geliştirdiler.

20-Oysa, böyle bir niyet okumanın ve savunmanın hukuki olarak hiç bir karşılığı olmadığı gibi, Emniyet Müdürleri ve savcıların inisiyatifine bırakılacak bir tercih şekli de bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, 17 Aralık soruşturması en başından beri bugünler hesap edilerek yapıldı.

21-Türk halkının vergisiyle maaş alan FETÖ'cü polisler, Türk halkının haklarını korumak için değil adeta bir FBI ajanı gibi bugün ABD'de görülen dava için bilgi ve belge topladı. Haliyle 4 bakan aslında sadece daha büyük bir küresel operasyon için basamak olarak kullanıldı.

22-Elbette bu operasyon FETÖ'nün kendi başına bir irade olarak aldığı karar değildi. Bu operasyonun saikinde, özellikle 2008'de başlayan görüşmeler doğrultusunda İran Doğal Gazının Avrupa'ya taşınmasını amaçlayan 2 önemli boru hattı projesinin sabote edilme planı yatmaktaydı.

23-Çünkü hükümet, son 10 yıl içinde başta İran, Azerbaycan ve Türkmenistan olmak üzere bir çok önemli boru hattı projesinin altına imza attı. Bu ihaleleri alan şirketlerin çoğunlu ise, 2006'da Türk vatandaşı olan Mübariz Mansimov ve Sıtkı Ayan ile doğrudan ilişkili şirketlerdi.

24-2 gün önce Sn Kılıçdaroğlu'nun New York menşeli Halk Bankası dekontlarını sallaması, Sıtkı Ayan üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alması, ilk olarak 2009'da Wikileaks'e konu olan ve İran ile imzalanan 1 Milyar Euroluk boru hattı projesinin detaylarını içermekteydi.

25-İran, doğal gazını Avrupa'ya taşımak için Temmuz 2007'de Türkiye ile bir ön anlaşma imzaladı. Ağustos 2008'de dönemin İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın Türkiye'ye ziyaretinde son ayrıntıların konuşulmasıyla birlikte anlaşma 2009 başı imzalandı.

26-İran enerji bakanlığı,23 Şubat 2009'da Avrupa'ya yılda 35 milyar metroküp gaz ihraç etmek üzere Türkiye ile işbirliği girişimi içine girdiklerini, %50'lik kısmının "Ulusal İran Gaz İhracat Şirketi (NIGEC)" tarafından %50'sinin de bir Türk şirketince karşılanacağını açıkladı.

27-Avrupa'ya ihraç edilecek İran gazının %50'lik kısmını karşılayacak olan İranlı NIGEC şirketinin Türk ortağı olan şirket ise, 2 gün önce CHP Grup toplantısında Kılıçdaroğlu'nun eline aldığı dekontları sallayarak ismini zikrettiği Sıtkı Ayan ve sahibi olduğu SOM Petrol idi.

28-İran-Türkiye arasında 2009'da uygulamaya geçirilen ve Avrupa'ya ihraç edilecek gaz projesine yönelik maliyeti 25 Milyar Euro olan ikinci anlaşma ise, 23 Temmuz 2010'da İran Petrol Bakanlığı ile yine Sıtkı Ayan'ın sahibi olduğu SOM Petrol Şirketi arasında imzalandı.

29-2009 yılında imzalanan ve yılda 35 Milyar metreküp gazın Avrupa'ya ihracatının devamı niteliğinde olan 2010'daki bu anlaşma, bu kez günde 110 Milyon metreküp yılda ise yaklaşık 41 Milyar metreküp gazın ihracatını kapsıyordu.

30-Peki, Türkiye ve İran arasında bu enerji anlaşmaları tek tek hayata geçirilirken Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından alınmış olan her hangi bir ambargo kararını ihlal etti mi? Bu sorunun cevabı hayır olarak karşımıza çıkıyor.

31-Uluslararası Atom Enerjisi Kurulu, İran'ın "Nükleer madde veya faaliyetleri"ne yönelik 3 yıl süren soruşturmaya somut bir cevap verilmemesi üzerine BM Güvenlik Konseyi, Aralık 2006'da "1737 sayılı" kararı kabul ederek İran'a kısmi ambargo uygulamaya başladı.

32-BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan bu karar, konvansiyonel silahları değil hem geleneksel hem de nükleer askeri uygulamalarda kullanılabilecek füzeler ve diğer teknolojik silahları kapsıyordu. Karara gerekçe olarak da İran'ın "Uranyum zenginleştirme" çalışmaları gösterildi.

33-Alınan bu kısmi ambargo kararı, İran'ın nükleer silah geliştirmesini önlemeyi amaçlarken İran'ın "Uranyum Zenginleştirme" faaliyetlerine katkıda bulunacak materyalleri ve teknolojiyi doğrudan veya dolaylı olarak tedarik etmesini de kapsıyordu.

34-İran'a yönelik ilk olarak 2006'da uygulamaya konulan ambargoyu içeren teslimat sistemleri ve teknolojik donanımların neler olduğu tanımlanmazken, başlangıç olarak Kuzey Kore'ye uygulanan silah ambargosu modeli örnek alınarak bir düzenleme yapıldı.

35-Balistik Füze programıyla ilgili öğeleri&teknoloji listesini içeren düzenlemeye göre,roket sistemlerinin (uzay aracı&sondaj roketleri dahil) ve insansız hava aracı sistemlerinin (Cruise Füzeleri,hedef dronlar&keşif uçakları dahil) üretimi ve teslimi ambargo kapsamına alındı.

36-İran'a yönelik bu ilk kısmi ambargo kararı, her ne kadar konvansiyonel silahları dışarıda tutmuş olsa da nükleer teknolojinin uygulanabileceği konvansiyonel silahların da üretimini engellemeye yönelik olduğu için füze ve savaş uçaklarının üretimi ve teknolojisini de kapsadı.

37-BM Güvenlik Konseyi, Mart 2007'de İran'a yönelik yeni bir yaptırım kararı daha aldı. Oy birliğiyle alınan "1747 sayılı" karara göre, konvansiyonel silahlar da dahil olmak üzere tüm ilgili malzemelerin İran'dan ihraç edilmesi yasaklandı.

38-Mart 2007'de alınan bu kararlara 9 Haziran 2010'da yeni maddeler eklendi.Türkiye ve Brazilya'nın "HAYIR", Lübnan'ın çekimser oy verdiği "1929 sayılı" yeni kararlar, İran'a yapılacak silah ihracatı veya güvenlik açısından yapılacak silah ve silah teknolojilerine yönelik oldu.

39-BMGK tarafından alınan bu kararla birlikte BM Konvansiyonel Silahlar Klasmanında olan tank, zırhlı araç, top,savaş uçağı, saldırı helikopteri, savaş gemisi gibi temel konjonktür silahlarının İran'a doğrudan veya dolaylı olarak satışı veya verilmesini de yasakladı.

40-Türkiye&İran arasında 2009&2010'da gerçekleşen projeler, MGK’nin İran'a yönelik 2006 (1737 sayılı), 2007 (1747 Sayılı) ve 2010 (1929 Sayılı) kararlarını hiç bir şekilde ihlal etmeden gerçekleşti. Fakat elbette bu ABD için önemli değildi ve ABD senatosu anında harekete geçti.

41-Türkiye ve İran arasında imzalanan ve 23 Şubat 2009'da kamuoyuna açıklanan Avrupa'ya yılda 35 Milyar metreküp doğal gaz ihracatını gerçekleştirecek olan projenin ardından ABD merkezli "Finans Lobisi", Senatodan çıkarılması için yeni bir yaptırım paketi çalışmasına başladı.

42-Sponsorluğunu Senatör Evan Bayh (28 Nisan 2009),  Temsilciler Meclisi üyesi Howard L. Berman (30 Nisan 2009) ve Senatör Christopher J. Dodd (19 Kasım 2009) tarafından üstlenilen "CISADA" yasasıyla birlikte İran'ın petrolü&doğal gaz ticareti de ambargo kapsamına alınmak istendi

43-13.6.2010'da "CISADA" senatoda kabul edildi, 1.7.2010'da Obama'nın imzasıyla İran'ın petrol ve doğal gaz ticareti de ABD'nin ambargo kapsamına alındı. Ardından da 23.7.2010'da Türkiye ve İran arasında 2009'da yapılan anlaşmanın devamı niteliğinde olan 2. anlaşma imzalandı.

45-Daniel Glaser ismi oldukça önemli bir isim. Çünkü, Glaser ve hakkında tutuklama kararı çıkartılan CHP'nin eski Bursa Milletvekili Aykan Erdemir'in yolları "Foundation For Defense Of Democracies (FDD)" çatısı altında birleşiyor. Tıpkı, Dr.Emanuele Ottolenghi gibi.

46-"Foundation For Defense Of Democracies (FDD)", Ağustos 2010'da Türkiye'ye gelip İran ile ticaret yapmayın diye bankaları tehdit eden Glaser, eski CHP MV. Aykan Erdemir ve Dr. Emanuele Ottolenghi'i bir araya getiren bir diğer özellik ise, Preet Bharara'nın ilk iddianamesi.

47-Preet Bharara, Rıza Sarraf hakkında hazırladığı ilk iddianamesinde, Sarraf'ın şirketlerini İran Devrim Muhafızları kontrolünde faaliyet yürüten Mapna Group ve 2008-2009 arası İran Enerji Bakan Yardımcısı olan Mapna'nın CEO'su Abbas Aliabadi'yle ilişkilendiriyordu.

48-Fakat bu iddiaların kaynağı CIA veya FBI'ın yapmış olduğu istihbarat raporları değildi. Bharara'nın Mapna Group'un İran Devrim Muhafızları kontrolünde olduğu iddiasının dayanağı, FDD uzmanlarından Dr.Emanuele Ottolenghi tarafından 17 Eylül 2015'de hazırlanan bir rapordu.

49-Dr.Emanuele Ottolenghi sadece "Foundation For Defense Of Democracies (FDD)" ile ilişkili değil. Dr.Ottolenghi, aynı zamanda Amerikan Yahudi Komitesinin bürosu olan "Transatlantic Institute (AJC)"nün eski başkanlarından.

50-AIPAC gibi önemli Yahudi lobilerinin partneri olan AJC, amacını, "Yahudi halkının ve İsrail'in refahını arttırmak ve insan haklarını geliştirmek" olarak tanımlarken ABD Senatosu, NATO, AB gibi kuruluşlara düzenli raporlar hazırlayarak danışmanlık yapıyor.

51-AJC'nin danışma kurulunda yer alan en önemli isim 2010'da en etkili 50 Yahudi listesinde olan Robert Wexler. Wexler'in dışında AJC'nin danışma kurulunda yer alan isimlerin büyük çoğunluğu Clinton döneminde Bakan veya Başkan Yardımcılığı yapmış isimler.

52-Sarraf hakkında ilk iddianameyi hazırlayan ve Manpa Group ile Sarraf ilişkisini Dr.Ottolenghi tarafından 17 Eylül 2015'deki raporuyla kuran Preet Bharara,Manpa üzerinden önce Energy Trading Elektric'e sonra da Özgüneş Elektrik ve MS Uluslararası Enerji Yatırım A.Ş.'ye ulaşıyor

53-26.4.2011'de kurulan MS Uluslararası Enerji Yatırım A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri arasında yer alan isimlerden birisi Manpa Group'un CEO'su Aliabadi  ve 2 gün önce Sn Kılıçdaroğlu'nun hedef aldığı, 2009 ve 2010'da Milyarlarca Euroluk anlaşmaların sahibi olan Sıtkı Ayan.

54-Yani aslında başından beri Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedef olmasının nedeni, Sıtkı Ayan'ın sahibi olduğu SOM Petrol ile İran Devleti arasında yapılan ve Türkiye'ye milyarlarca Euro kazandıracak olan bu projeler. Halkbankası'nın kaderini belirleyen ise Hindistan Merkez Bankası!!

55-Türkiye, İran ile gerçekleştirdiği bu projeler kapsamında her ne kadar ABD'yi rahatsız edip operasyona sevk etmiş olsa da asıl kırılma noktası, İran ve Hindistan arasında yaşanan krizin çözüme kavuşturulmasında Halkbankası tarafından en önemli rolün oynanmış olması.

56-ABD "Kongre Araştırma Servisi" tarafından İran Yaptırımlarına yönelik 2 Aralık 2011'de "Ortadoğu Uzmanı" Kenneth Katzman tarafından hazırlanan raporda, İran, Hindistan ve Halkbank ilişkisi hakkında çok önemli ayrıntılara yer verildi. Raporda bu ilişki şu şekilde aktarıldı.

57-Hindistan Merkez Bankası, Aralık 2010'da İran ile gerçekleştirdiği işlemlerde, Birleşmiş Milletler tarafından 1970'de Tahran'da kurulan ve  Asya ülkeleri arasında ticareti kolaylaştırmayı hedefleyen "Asya Takas Birliği"ni kullanmayacağını açıkladı.

58-İran'ın ham petrolü işleyecek tesisleri olmadığı için bu işlemi Hindistan'da gerçekleştiriyor, günde 350.000-400.000 varil petrol, Hindistan'dan İran'a ihraç ediliyor, bu ticaret de "Asya Takas Birliği" kapsamında gerçekleşiyordu.

59-Hindistan Merkez Bankasının Aralık 2010'da aldığı bu kararın ardından İran'ın Hindistan'dan alacağı 6.3 Milyar Dolar için taraflar Şubat 2011'de bir araya gelerek ödemenin nasıl yapılacağını kararlaştırdı. Hindistan ödemeyi yapabileceği alternatif banka arayışları içine girdi.

61-Hindistan ve İran, Halkbankası'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi denetiminde aracı banka olma talebine olumlu yanıt verdi ve Hindistan, İran'a ödemesi gereken 6.3 Milyar Dolar borcun ilk taksidini 1.3 Milyar Dolar olarak Halkbankası üzerinden İran'a ödedi.

62-İran&Hindistan arasındaki sorun Halkbankası'nın devreye girmesiyle çözülürken  4 Eylül 2011'de vadesi gelen 2. taksitin ödenmemesi yeni bir krizi yarattı. Başta Reliance Industries gibi önemli Hint firmaları, İran'dan ham petrol alımını azalttı. Devreye yine Halkbankası girdi.

63-Hindistan-İran arasındaki krizi Halkbankası'nın çözmesinden en çok ABD rahatsız oldu. Ne kadar ilginç ki;kamuoyunda 7 Şubat MİT Krizi olarak bilinen sürecin de fitili ateşlendi. Halkbankası'nın aracı olduğu 4.9.2011'deki krizden 9 gün sonra Türkiye, bir ses kaydıyla sarsıldı.

64-13 Eylül 2011 günü saat sabah 11.00 sıralarında PKK'ya yakınlığıyla bilinen "http://www.firatnews.com " adresinden "Görüşmelerin İçyüzü Erdoğan'ı Yakacak" başlığıyla bir haber yayınlandı. Haberin içeriğinde kamuoyunda "OSLO Görüşmesi" olarak bilinen ses kaydı yer alıyordu.

65-Kısa bir süre yayında kalan ses kaydı daha sonra kaldırılsa da bir çok haber sitesi bu ses kaydını "Son Dakika" olarak sayfasına taşıdı ve yayına soktu. Aslında bu ses kaydı Erdoğan'a yönelik ilk mesaj, fitili ateşleyen ilk kıvılcım niteliğindeydi.

66-Hindistan ve İran arasında çıkan 2.krize de Halkbankası el atmış, 4 Eylül 2011'de başlayan kriz Aralık 2011'in son günlerinde aşılmıştı. 13 Eylül 2011'de fitili ateşleyen ABD ve yerli taşeronu FETÖ, ateşlediği fitili tutuşturmak için 13 Ocak 2012 günü harekete geçti.

67-13.01.2012 günü BDP Diyarbakır İl Teşkilatı binasına bir operasyon yapıldı. Binada yapılan aramada içerisinde 12 adet ses kaydının bulunduğu "Western Dijital marka WCAV9L170099 seri numaralı 500 GB kapasiteli harddisk" bulundu veya FETÖ'cüler tarafından koyuldu!!!

68-FETÖ'cüler tarafından koyuldu dememin nedeniyse ön yargı falan değil, şüphelerin FETÖ üzerinde yoğunlaşması. Çünkü, ele geçirildiği iddia edilen bu harddiskin içinden 13 Eylül 2011'de Fıratnews üzerinden yayınlanan ses kaydı da çıktı/çıkarıldı!!

69-Öyle gözüküyor ki FETÖ, ABD'den aldığı talimat doğrultusunda 1 taşla 2 kuşu hedef almıştı. 1. taşla, Hakan Fidan ve Erdoğan'ı, 2. taşla da o günlerde sona eren PKK eylemleri ve önemli bir yolun katedildiği "Çözüm ve Barış Süreci" görüşmelerini sabote etmek istemişti.

70-Diyarbakır BDP İl Binasına 13 Ocak 2012 günü yapılan bu baskının ardından devreye Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı sokuldu ve talimatıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Şubat 2012 günü Hakan Fidan, Emre Taner, Afet Güneş ve 2 MİT yetkilisi ifadeye çağrıldı.

71-Kamuoyunda "7 Şubat MİT Krizi" olarak adlandırılan süreç bu şekilde başlarken bu sürecin devamında Mart 2012'de Rıza Sarraf ve grubu adı altında 17 Aralık soruşturmasını başlatan FETÖ, kendisine verilen talimatları tek tek yerine getirdi.

72-17 Aralık 2013 sabahı gerçekleşen operasyon emin olun öyle Türkiye'nin menfaatine ve kamu yararı  gözetilerek gerçekleştirilmiş bir operasyon değil. Amaç, kamu yararı olsaydı soruşturma evresinde her şey hukuka uygun yürütülürdü ve deliller HUKUKİ olarak elde edilirdi.

73-FETÖ, başta 7 Şubat MİT Krizi olmak üzere 17 Aralık operasyonunu da Türkiye ve Türk halkı için değil, FBI titizliğinde ABD'de görülen ve yarın sanık sandalyesine dönemin hükümet yetkilileri ve Halkbankası'nı oturtmayı amaçlayan bir ABD projesidir.

74-Sn Kılıçdaroğlu'na gelince şu an yaptıkları bir vefa borcu. 2008 ve 2009'da başta Deniz Feneri Dosyaları olmak üzere Şaban Dişli, Dengir Mir Fırat ve Menas Kargo soruşturma belgeleri boşuna servis edilmedi. 2010'da genel başkan olacağı biliniyordu ve o güne kadar PARLATILDI!!

 

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Nezahat Balcı
12 gün önce
Sayın Cumhur Başkan'ımızın arkasında millet var bombalanan Meclis'imiz tanklarda ezilen şehitlerimiz ruhları onları boğacak Hiiiç korku endişemiz yok kahrolsun vatan hainleri.
Facebook ile Yorum Yap
Benzer Haberler
İslam İşbirliği Teşkilatı Kudüs için toplantı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip E..
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın memleketi Kayseri'de cami yaptır..
Metafizik İstihbarat Uzmanı Selçuk Bora, dünyayı kaosa sürükleyen büyük dev..
Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil: "İslam dünyası Sultan II. Abdülhamid’den sonr..
Kazandığımızı nereye harcıyoruz? Eskiden bakkal yeterken, doktora yılda bir..
Kemal Kılıçdaroğlu İngiltere'de tuhaf işler peşinde. PKK yandaşlığıyla ..
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=