Lütfen bekleyin..
14
Aralık

ŞEYTANIN TUZAĞI: F A L

Fal bakan kimseler geçmişlerinin veya kendilerinin işledikleri günahlarla gelen cin-şeytanlarının esiri olmuş musallatlı ve tedaviye muhtaç kimselerdir.

+ -

SELÇUK BORA/ Metafizik Uzmanı

FALCI NASIL BİLİYOR?

FALCININ İSTİHBARAT MEKANİZMASI

Öncelikle falcıların sizin hakkında elde ettikleri bilgilere nasıl ulaştıklarından maddeler halinde bahsedelim…

1-) Şeytanlarını sizin şeytanlarınızla konuşturarak: Fal bakmaya niyetlendiniz, falcıya gittiniz, falcıyla çalışan cin-şeytanları sizin üstünüzdeki şeytanlardan sizin hakkınızda bilgi alıyorlar. Bu şeytanlar sizdeki şeytanlardan bilgi aldıkça falcı anlatır durur. Sizde musallat yoksa bile -ki bugün musallatı olmayan bir kimseye rastladığımızda gerçekten şaşırıyoruz- fal baktırmaya niyetlendiğizde veya falcıyla konuşurken söylediklerini tasdik ettiğinizde zaten musallata uğruyorsunuz. Gaybı Allah’tan başkasının bildiğine inandığınız için!

Cinlerin ömrü uzundur, bin yılı aşar. Ortalama bir cin 700-1400 yıl arasında bir ömür sürer. Şeytanlara gelince, onlardan 7000-8000 yıl yaşayanlara da rastlıyoruz! Değil sizinle ilgili bilgi almak, geçmişleriniz hakkında da pek çok bilgiye erişebilirler.

Şeytanların falcı/büyücü gibi kimselerle çalışıp onlara yardım etmelerinin nedeni onları sevdiklerinden, saygı duyduklarından değil, onlar yoluyla imanlı insanları yoldan çıkarıp günaha ve imansızlığa itmek içindir. Falcı, bu anlamda bir çeşit şeytan dağıtıcı/musallat ettirici şebeke gibidir.

2-) Sizi konuşturup hayatınız hakkında bilgi alarak: Falcı, önce kişiye hayatı ve şikayetleri hakkında bazı sorular sorar. Bu sorular/sorunlar ve sonuçları hakkında kişiye tahmini şeyler söyler. Örneğin asık bir yüzle halinden ve yaşadıklarından sürekli şikayet eden birine geçmişte çok sıkıntılar çektiğini söyleyerek onu şaşırtabilir. Ya da bir kimsenin konuşmasına, asil davranışlarına rağmen üzerindeki kötü kıyafetlere bakıp onun ciddi bir maddi kayba uğradığından, iflas ettiğinden söz edebilir. Danışan falcının geçmişi bildiğini görünce/zannedince; gelecekle ilgili söyleyeceklerinin de doğru olacağını düşünür. Bu bir ikna yöntemidir aslında. Geçmişle güven kazanıp ‘’falcı geçmişi bu kadar iyi görüyor/biliyorsa pekala geleceği de bilebilir’’ düşüncesi oluşur. Falcılar bunu bilerek yapar.

3-) Cinler bizim henüz bilmediğiniz, görmediğiniz, duymadığınız bilgilere ulaşıp zaman ve mekan olarak kısa sürede ulaşamayacağınız noktalara çok kısa sürede ulaşarak falcıya bilgi aktarabilirler.

Buna üç örnek verelim…

Örnek 1: Bir tepenin eteğinde tren raylarının olduğunu düşünelim. Bu rayların hem geliş hem de gidiş yönü var. Aynı rayı kullanan iki tren olduğunu ve bu trenlerin hızla birbirlerine doğru yaklaştıklarını, biraz sonra çarpışacaklarını tepede oturan ve her iki treni de görebilen bir kimse görüyor ama aynı rayı kullanan trenlerin makinistleri olayın farkında değiller. Bu makinistler, kendilerine ait raylara geçmezlerse bir müddet sonra kaza yaparlar. Tepede çıplak gözle bu olayı gören şahıs trenlerin kaza yapacağını haber veriyorsa bu olay gayba ve dolayısıyla gelecekten haber vermeye girmez. Cinler insanların bulundukları açı sebebiyle göremedikleri bazı hadiseleri görüp falcıya haber verirler, o da size anlatır ve olay vuku bulduğunda herkes şaşırır kalır.

Kısaca tepedeki adam şartları gerçekleşmiş/zemini hazırlanmış bu olayın bir sonraki aşamasını zihninde canlandırabildiğinden bir tahmin yürütmüş olur.

Örnek 2: Bir sınava girdiniz, sınav sonuçları incelendi ve bu sınavı kazandığınız sonucuna varılarak bilgileriniz çeşitli cihazlara/evraklara kaydedildi. Ancak size sınav kuralları gereği on beş gün sonra haber verilecek. Siz, girdiğiniz sınavın sonucuyla ilgili iyi kötü bir tahmin yürütmekten öteye gidemiyor, sonuçların açıklanacağı saati bekliyorsunuz. Diyelim ki cinlerle görüşüyorsunuz ve cinleri kullanarak sınavı kazandığınızı öğrendiniz. Sonuçlar açıklandığında size cinlerin getirdiği haberle sınav merkezinin haberi birbiriyle örtüştü. Bu durumda genelde cinlerin gaybı bildiklerine dair bir hataya düşülür. Oysa sınav sonuçları görevliler tarafından incelenip imtihanı kazandığınıza dair aralarında geçen konuşmalar cinler tarafından dinlenir veya sınavı kazandığınıza dair hazırlanan evraklar yine cinler tarafından görüldükleri için size haber verilir. Bu durum, cinlerin gaybı bildiklerini değil, sizin katı fiziki varlıklar olmanızdan ötürü sızamadığınız yerlere cinlerin şaffaflıklarını kullanarak sızmalarından, varlıklarını gizleyerek meseleye kulak misafiri olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu onlar için çok kolay bir hadisedir. Cinlerin şeytani olanları ise bu tür yollarla geleceği bildikleri intibası vererek ahmakları kendilerine bağlarlar.

Örnek 3: Diyelim ki İstanbul’da oturuyorsunuz ve cinlerle konuşarak yada bu mahluklar ile alakalı olan bir arkadaşınızın görüştüğü cinlerden bilgi alarak, Ankara’da oturmakta olan bir akrabanızın yarın belli bir saatte kapınızı çalacağını, sizi gizlice ziyarete geleceğini haber alıyorsunuz. Ertesi gün söylenen saatte tarif edilen akraba kapıda gülümseyerek beliriyor ve sizi şaşırtmak için haber vermeden geldiğini söylüyor. Yine bu durum büyük bir hataya düşülerek cinlerin gaybı bildiklerine yorulur. Oysa sizi şaşırtmak isteyen uzaklardaki akrabanız değil yakınınızdaki cinlerdir. Bu akrabanız ailesi yada komşusuyla konuşurken size uğramak üzere İstanbul’a geçeceğini söylemiş ve cinde buna kulak misafiri olmuş, akrabanızı takip ederek ne zaman, hangi vasıtaya binerek ve ne zaman size geleceğine dair takibini bitirince size haber vererek güya olağanüstü bir olayın sebebi olmuştur. Hızlarını kullanarak sizin kısa zamanda ulaşamadığınız bazı bilgilere ulaşır ve size bilgi ulaştırırlar oysa.

Yine geçmişte dünyanın öbür ucundan bize doğru gelmekte olan bir kasırgayı görüp arkadaşına/falcıya haber veren cinlerin bu tür işleri bugün meteorolojiye kalmıştır.

Bugün basın-yayın organları vasıtası ile pek çok şey gayb olmaktan çıkmış ve geçmiş, insanların anlattıkları bir masal olmanın ötesinde görsel ve işitsel kanıtlarla takip edilebilir bir hale gelmiştir. Tv, radyo gibi cihazların bulunmasıyla birlikte tamamen olmasa bile belli bir zamandan beri insanlık, her şeyi kaydetmekte ve muhafaza etmektedir.

4-) Mimik ve davranış okuma: Falcı bu yöntemle karşısındakinin tepkilerini ölçerek soruların cevaplarını sezebiliyor ve vereceği cevapları hazırlayabiliyor. Kişinin anlattıklarına ne kadar kulak verip ne kadar inandığına göre anlattıklarını değiştirebiliyor. Bir de bunu yüzlerce kez deneyimlemiş, insan tepkilerine göre cevap verme işini kendine meslek edinmiş birinin ne kadar çok şeyi, sadece sizin farkında bile olmadan verdiğiniz tepkilerinizden yola çıkarak tahmin edebileceğini bir düşünün.

FALCILARIN KENDİLERİNİ AKLAMAK İÇİN BİLEREK/BİLMEYEREK ORTAYA SÜRDÜKLERİ ÇEŞİTLİ BAHANELER VE YALANLAR VARDIR! ŞİMDİ BİRAZ BUNLARDAN BAHSEDELİM:

1-) Kendisini çok maharetli zanneden bir falcı karşısındakine genelde şöyle der: ‘’Sen bana danışan olarak geldiğinde ağzından laf almak için seni asla konuşturmam ve soru sormam. Bak, eğer karşındaki sana soru soruyorsa, seni konuşturuyorsa; bil ki senin yönlendirmene ihtiyacı var; sahtekar birinin karşısındasın. Ben sahtekar değilim. Sana hiçbir şey sormuyorum, kendim/kendiliğinden biliyorum.’’

Biz de diyoruz ki; kendin biliyorsan o önündeki küreye, suya, kuma, Tarot kartlarına niye bakıyorsun, orada ne arıyorsun ve kiminle konuşuyorsun? Neden canlı veya cansız bir aracıya, vasıtaya ihtiyacın var?

Mesele karşındakinden bilgi alarak ona bakmak veya bakmamak da değil, yapılan işin mahiyetidir. Fal ve falcılık kökten olan haram bir iştir. ‘’Ben sana sormadan, sen bana anlatmadan sende ne olduğunu bilirim’’ demek o falcının işinde ne kadar mahir olduğunu değil, şeytanların kucağına ne kadar düştüğünü ve günahta ne kadar çok ileriye gitmiş, cüretkar ve azgın şeytanların oyuncağı olduğunu gösterir.

2-) Derler ki: ‘’Geleceği kimse bilemez. Ben bir matematiksel tahminlerde bulunuyorum; matematiksel hesabı iyi yapıyorum! Haşa! Geleceği okumuyorum!’’

Eğer öyleyse neden filan kişiyle çalışmamın bana daha hayırlı veya hayırsız olacağı, beni gelecekte çok güzel bir iş, iyi bir evlilik beklediği yönünde şeyler söylüyorsun? Bunlar sadece tahminse insanların neden size ihtiyaçları var ve neden sizin sözlerinize itibar edip ona göre hareket ediyorlar, etmek zorundalar? Bu insanlar gündelik işlerinde tahminde bulunamayacak kadar akılsız ve aptal mı? Sizinle sıradan bir insanı birbirinden ayıran o ‘’özellik’’ nedir ve neden insanlar için sizin tahminde bulunmanız gerekiyor?

3-) Derler ki: ‘’Ben cinlerle çalışmıyorum, bana ilham ediliyor ben de karşı tarafa söylüyorum.’’

Bu en çok söylenen yalanlardan ve ileri sürülen hatalı görüşlerdendir. Bunu söyleyen falcı, daha cinlerden yardım almadan tek kelime edemeyeceğinin farkında bile değildir. Şeytanların kişiye nereden ve nasıl yaklaştıklarını bilmeyen bir kimsenin bu tür iddiaları geçersiz ve boştur. Fal bakan kimseler şeytanlara esir olmuş, onların sultası altında yaşayan, musallatlı, tedaviye muhtaç kimselerdir…

Falcı ermiş değildir. Hızır As. gibi Ledün ilmine de sahip değildir. Öyle olsa falla ne işi olurdu? Bir kimsenin durduk yere karşısındakinin yaşadıklarını anlatması telepati ile aklanacak/açıklanacak kadar basit bir mesele değildir.

4-) Derler ki: ‘’Bana rüyamda falan dede/evliya/melek gelip ‘Ben sana yardım edeceğim, artık insanlarda ne olduğunu bileceksin’ gibi sözler söylediler.’’

''Neden ben?'' diye kendilerine sorma gereği duymuyorlar. Çoğu kez falcı, rüyada gördüklerini hakikat zannedip haramla helali birbirinden ayıracak kadar dini bilgilere sahip olmadığı halde bu varlıkların neden kendisiyle irtibat kurmaya çalıştıkları üzerinde düşünmeden havaya girer, kendini önemli, seçilmiş biri gibi görmeye başlar.

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Bu habere henüz bir yorum yapılmamıştır, ilk yorumu eklemek için yukarıdaki formu doldurunuz
Facebook ile Yorum Yap
Benzer Haberler
İslam İşbirliği Teşkilatı Kudüs için toplantı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip E..
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın memleketi Kayseri'de cami yaptır..
Metafizik İstihbarat Uzmanı Selçuk Bora, dünyayı kaosa sürükleyen büyük dev..
Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil: "İslam dünyası Sultan II. Abdülhamid’den sonr..
Kazandığımızı nereye harcıyoruz? Eskiden bakkal yeterken, doktora yılda bir..
Kemal Kılıçdaroğlu İngiltere'de tuhaf işler peşinde. PKK yandaşlığıyla ..
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=