Lütfen bekleyin..
14
Aralık

MASONLAR NURCULARI NASIL KULLANDI?

Nurettin Veren’le 2006 yılında Aydınlık Kürsü programında konuşan Aytunç Altındal, Manevi Cihazlanma Derneği'ni ve masonların Said-i Nursi'nin talebelerini nasıl kullandığını anlattı:

+ -

DEŞİFRE: Bilal Teksoy

2006 yılında Nurettin Veren'in sunduğu programa katılan rahmetli Aytunç Altındal dinlerarası diyalog ve ılımlı İslam projelerini yaygınlaştırmak için masonların nur camiasını nasıl kullandığını anlattı:

"Adına ister diyalog densin, ister Ilımlı İslam densin, bu proje yeni değil. 1957 yılında İstanbul’da şu programı yaptığımız binanın hemen arka tarafında “Manevi Cihazlanma Derneği” diye bir dernek kuruldu. Bunun Avrupa’daki adı “Moral Re-Armament” diye bilinen bir dernek. Tam arkada. Asmalımescit’e girerken sol tarafta. Bu dernek ilk defa üç dinin kardeşliği ve bu üç dinin birlikteliği üzerine yayınlar yapmaya başladı.

Derneğin o zamanki başkanı, Demokrat Parti Milletvekili Ekrem Tok Bey’di.

Şimdi bu Manevi Cihazlanma Derneği ne diyordu?

Diyordu ki; birincisi komünizme karşıyız. Olabilir. O dönemin olayları.

İkinci ve en önemlisi Türkiye’ye yeni bir ahlak, moral diyor ya, yeni bir ahlak getirmek. Yeniden ahlaken cihazlanmak, silahlanmak…

1959 yılında bunlar, Menderes’e bir manifesto verdiler. Çok güçlü bir kuruluş çünkü. Merkezi İsviçre’de. Kurucuların tamamı protestan. Protestan kiliselerinin içinde yer almış bir grup. Hatta o kadar önemli bir grup ki bu Moral Re-Armament denen, 2. Dünya Savaşının sonunda Almanya ile Fransa’yı bir araya getirdiler. 

İsviçre’de muazzam bir şatoda üç yıllık bir süre içinde dokuz bin Alman ile Fransız’ı bir araya getirdiler. Ki bunların arasında Adenauer vardı. Fransız tarafında da çok genç bir deniz aşırı ülkeler bakanı vardı; Mitterand!

Bunları getirdiler bir araya ve dediler ki, siz barışacaksınız! Bundan sonra ticaret olacak, şu olacak, bu olacak vs. Avrupa Birliği’nin temelini de bu teşkilat attılar. 

Ve bunların da dışarıda bir tek Türkiye’de şubesi var. O da bahsettiğim yer. Manevi Cihazlanma Derneği.

Neyse, bunar 1959 senesinde Menderes’e dediler ki, İstanbul’u üç büyük dinin merkezi yapacağız.

Ayasofya’yı Hıristiyanlara vereceğiz.

Süleymaniye’yi hilafet merkezi yapacağız.

Ve Tophane’deki sinagogu açarak, üç büyük dinin merkezi haline getireceğiz.

Bu faaliyetler 1959 yılında başladı. Ve ilginçtir, o dönemden itibaren de, “Ilımlı İslam” adı altında, yayınlar yapıldı. Ve bu “Ilımlı İslam” denilen proje 1962- 1963 yıllarından itibaren Türkiye’de çok ilginç bir grup tarafından lanse edildi. Kimdi bunlar? Bunlar kim biliyor musunuz? Masonlar…

Ve Masonlar ilk defa Said-i Nursi’nin çalışmalarından yola çıkarak, bunları ilk kez açıklıyorum burada, bu kavramı yerleştirmeye başladılar. Gerçi bir kitap yazdım. Papa ile ilgili… 16. Benediktus ama ilk kez ayrıntılı anlatıyorum. Masonlar bir tez getirdiler ortaya.

Dediler ki, “Efendim, bilim Allah’ın varlığını ispat eder!”

Şimdi siz gözünüzün önüne Sızıntı dergilerini getirin. O Sızıntı dergisinde işlenen konulara bakın. O konular çerçevesinde hep bu konular işlenir ve altında bu mason tezi yatar. Yani bilim Allah’ın varlığını ispat ediyor.

Halbuki İslamiyet’e bağlı olanlar için, Allah bilimi insanlara bahşetmiştir. Vermiştir. Yoksa bilimin Allah’ın varlığını ispat etmek gibi bir yükümlülüğü ve görevi de yoktur. Bilim insanlar için bir araçtır. Bu da Allah tarafından insanlara verilmiş olarak kabul edilir. Bilimin Allah’ın varlığını ispat etmek gibi bir görevi yoktur.

Bu mason tezi 1963’ten sonra yaygınlaştı. Ve Said-i Nursi’nin talebeleri olarak ortada olanların bazıları, bu tezden yola çıkarak, bugünkü İslam Kalvinizm’ine kadar giden ve Ilımlı İslam denilen ve arkasından diyalog denilen safhaya geldiler.

64-65 senesinde 2. Vatikan Konsilinin tamamlanmasından sonra diyalog devreye sokuldu.

Şimdi tam burada diyalog üzerinde kısaca duralım. Diyalog nedir bir defa? Diya- logos var. Diya iki demek, logos mantık demek. İki mantığın birbiriyle görüş alışverişinde bulunması. E İslam dini mantık dini değil, vahiy dini. İslam dinine logosla nasıl bakarsın? Bakamazsın! Veya Hıristiyanlığa, Yahudiliğe de bakamazsın. Neye bakarsın? Tarihe bakarsın. Kültüre bakarsın. Medeniyetlere bakarsın. Ticarete bakarsın. Aklına gelen her konuya diyalogla bakarsın. Ama vahiy dinine diyalogla bakamazsın. Onun kendi içindeki irrasyonalizmi mantığa uydurarak, efendim burası işte benim mantığıma uydu, burası uymadı diyemezsin. İnsana verilmiş böyle bir hak yok.

İnsanoğlunun, dini mantıkla çözmek gibi bir yükümlülüğü yok. Hatta şöyle bir de kaziye vardır; Allah’ın varlığını kabul etmek, O’nun ne olduğunu bilmek hakkını insana vermez. Anlatabildim mi? Yani diyeceksin ki, Allah’ın ne olduğunu bilirsem ben kabul ederim. Öyle numara yok.

Bu birinci mesele. Demek ki diyalogdaki en büyük sakatlık, diyaloğu mantık çerçevesinde İslam dini ile Hıristiyan dinini karşı karşıya getirmek ve bir diyaloğa sokma çabasıdır. Mantıkla İslam dinini herhangi bir şekilde yargılamak mümkün değildir.

İkinci husus, Müslümanlara göre, İslam dini son din ve tek dindir. Gelmiş, geçmiş bütün peygamberler Müslümandır. Ve İslam dinini tebliğ etmişlerdir. Dolayısıyla da ortada tek din vardır. Tek dinin olduğu yerde neyle diyalog yapacaksın. Yani ortada bir tek din var diye kabul ediliyorsa eğer İslam aleminde ve Müslümanlar tarafından, olmayan dinlerle nasıl diyalog yaparsınız. Bu da işin ikinci hususu diyalog meselesinde.

Ama tebliğ olarak bakarsak, dünyanın her yerinde ve her şekilde tebliğ uluslararası hukukla garantilenmiş bir olgudur. Dini tebliğ edersin!

Şimdi Fethullah Gülen ve çevresi diyorlar ki, özellikle bana yönelttikleri eleştirilerde, son 10 günde 525 yazı yayınladılar, diyorlar ki Peygamber Efendimiz de bunu yaptı. Hayır! Peygamber Efendimiz dine davet etti. Öyle laf kalabalığına gerek yok. Peygamber Efendimizin yazdığı mektuplar ortada. Gönderdiği şahıslara verdiği emir de ortada. Ne diyor; “Bu İslam dinini kabul et. Kurtulursun!” diyor. Yani İslam’a davet var. Yani Peygamber Efendimiz şunu demiş değil, “Beyler gelin sizle bir diyalog yapalım, ben size dinimi anlatayım, sizin aklınız yatarsa, gelin bana katılın” demiyor. Böyle bir hadise yok ortada. Olamaz da zaten. Çünkü ortada vahiy var.

Diyalog meselesi bütün İslam alemine bir tuzak olarak kuruldu. Ve bu diyalog, tuzağın içine çekmek için kullanılan bir araçtır.

İslam dininin kültürünü, hayat tarzını, düşüncesini tartışmak zaten 1400 yıldır yapılıyor. Bunu şimdi yeni mi keşfediyor birileri yani. Bugüne kadar Hıristiyanlarla Müslümanlar hiç mi konuşmadılar. 1550’de ilk Kur’an-ı Kerim çevirisi var Latince’ye. Şimdi dolayısıyla bugünkü diyalog denilen olay, kelimeyi hiç sakınmadan kullanmak gerekiyor, bir tuzaktır. Bu tuzak ta emperyalizm tarafından kurulmuş olan bir tuzaktır.

Ve Türkiye hedef alınmıştır. Niçin Türkiye. 1914’de, bugün 16. Benediktus var. O zaman 15. Benediktus Papa. Osmanlı yenilince, Osmanlıda müthiş bir misyonerlik faaliyeti başlatıyor. Bu Papa başlatıyor. Hatta İstanbul’da heykeli var adamın. Ve onun getirdiği görüşler çerçevesinde Osmanlı devletini Hıristiyanlaştırma projesi var. Buna alet olanların, özellikle protestan kiliselerinin koyduğu bir isim var:   İnvisible Church… Yani göze görünmeyen kilise. Gizli kilise... Ve içeriden kültürleme, yani yemleme projesi. İçeriden yemleyeceksin, senin dininin ana kavramlarının, en güvendiğin kavramlarının altını oyacaksın."

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Selahaddin Yeşilçınar
2 ay önce
Muhammed sallallahu aleyhi vesellem ve sahabe arasına yerleşen ve onları hak yoldan saptırmak için gayret gösteren yahudileri Müslümandan saymak ne derece ahlaksız ve vicdansız bir amel ise Nurcular arasına yerleşen ve Bediüzzaman tarafından İFSAD KOMİTESİ olarak isimlendiren ve masonlara çalışan adamları Nurcu ve de Bediüzzaman'ın talebesi olarak tavsif etmek o derece ahlaksız ve vicdansız bir iddiadır ve Müslümanı birbirine düşürmek ve masonları bir hizmettir.

Kimse kusura bakmasın bu hainler her cemaat ve cemiyet içinde vardır. Hüseyin Hilmi Işık cemaati veya İhlas cemaati, Milli Görüş, Ak Parti, Süleymancı, Menzil, Mahmut Efendi cemaati gibi istisnasız bütün cemaatler arasında var olduğu gibi Nurcular arasında da mevcuttur.

Diğer cemaatler arasına yerleşen bu münafıklardan dolayı masonlara çalışıyor iddiasında bulunmak ne kadar ahlaksız bir safsata ise Nurculara böyle bir iftirayı atmak son derece mesnedi olmayan ahlaksız bir ittihamdır.

Eğer iddianızda samimi iseniz Risale-i Nur'dan tek bir cümle getirirsiniz biz de size inanmış oluruz.
Facebook ile Yorum Yap
Benzer Haberler
İslam İşbirliği Teşkilatı Kudüs için toplantı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip E..
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın memleketi Kayseri'de cami yaptır..
Metafizik İstihbarat Uzmanı Selçuk Bora, dünyayı kaosa sürükleyen büyük dev..
Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil: "İslam dünyası Sultan II. Abdülhamid’den sonr..
Kazandığımızı nereye harcıyoruz? Eskiden bakkal yeterken, doktora yılda bir..
Kemal Kılıçdaroğlu İngiltere'de tuhaf işler peşinde. PKK yandaşlığıyla ..
Editörün Seçtikleri
Puan Durumları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=